İçinde “KOCAMAN” bir yara geçen sene kaybedilen şampiyonluk Trabzonspor camiası için. O kadar büyüdü ki her Allah’ın günü ağızlarından düşürmüyorlar Fenerbahçe adını gerek Trabzonspor yönetimi, yerel basını ve taraftarı.

Allah Rızası İçin Bir Kupa

Allah Rızası İçin Bir Kupa

Her demeçlerinde ısrarla “Şampiyon biziz, kupamızı verin” nidaları… Yakaladıkları ve telefona sarılıp bağlandıkları her televizyon programında tam anlamıyla bir karalama kampanyası… Her gün gazetelerde çarşaf çarşaf “Fenerbahçe düşülsün, kupamız verilsin” açıklamaları…

Sadri Şener… Sözüm ona Trabzonspor Başkanı. Lakin başkan mı yoksa durum şakşakçısı mı belli değil. Keza uzun zamandır yakaladıkları şampiyonluk şansını son dakikada kaybedince Trabzonspor yönetimi; saldırmaya, çirkinleşmeye ve buldukları tüm fırsatları hayasızca hücuma çevirmeye çalışıyorlar.

Bu sezon başarıyı, futbolu veya bu oyunun bir temaşa sanatı olduğunu bilmeden saha dışında konuşmaya çalışıyorlar. Bu sezonu arka arkaya oyuncu kaybederek, başarısız sonuçlar alarak geçiren bordo mavililer; yaşanan bu başarızlığı gizlemek ve taraftarının dikkatini farklı noktaya çekmek adına rakibine saldırıyor. Biliyor ki bir daha geçen seneki gibi bir başarı yakalayamayacak. Bu senenin geçen sene gibi olmayacağını onlarda biliyorlar.

Her gün yeni bir açıklama, yeni bir haber konusu şu Sadri Şener ve kurmayları. Taraftarı sahaya don atar, bıçak atar, ırkçı pankartlar açar ama sonunda komik açıklamalar gelir…”Ne olmuş bir pankart açmışlarsa” “Bıçağı Volkan eldiveninin içinde getirmediği ne malum” “Oturup kim saymış o kadar atleti”

Her söylemleri özür veya kabullenmekten ziyade daha çocukça, daha bir alelade. Hani olur da başlarına gökten taş düşse bizden bilecekler. Bu ve bunun gibi durumlar için şöyle de bir laf var “Osuruktan radyasyon kapanlar” Tam da böyleler.

Burada eleştirdiğim Trabzon halkı değil, eleştirim tamamen Trabzonspor cemiyetine… Zira biliyorum ki Trabzon’lu olup da eğriyi doğruyu bilen, farklı renklere gönül veren “adam”lar da var.

Bu hafta ise Trabzonspor gündeminde Emre Belözoğlu var. Dedik ya her fırsatı gol yapma çabasındalar diye… Dün akşam Sadri Şener yine bir televizyon programına bağlanmış. Milliyetten okudum sabah sabah. Konunun özetinde şöyle yazıyor “Emre’nin futbol hayatı bitmeliydi” Bir sonraki paragrafı Milliyet Gazetesi’nden aynen aktarıyorum

“TRT SPOR’da yayınlanan Basın Tribünü programına telefonla bağlanan bordo-mavili kulübün başkanı Şener, “Emre’ye çok az ceza verildi. Futbol hayatı bitmeliydi” derken oldukça sert açıklamalar yaptı. Şener, “Emre, Belçika Milli Takımı ile deplasmanda oynadığımız maç sonrası beni dövmek için uçağın kapısında beklemiş. Şahitlerim de var. Mahmut Özgener, Ali Haşhaş halen sağ. Bana o gün ‘Bir daha milli takım forması giymeyecek’ dediler, durum ortada. Emre Belözoğlu işte böyle bir adam. Irkçılık ağır bir suçtur. Futbol hayatı bitmeliydi. Ama sadece 2 maç ceza aldı. PFDK 2 maç ceza verdi, tahkim kurulu da zaten cezasını kaldırır, olur biter!” diye konuştu.”

Şimdiki üstteki paragrafa bakarak ön yargının, terbiyesizliğin, içindeki “KOCAMAN” yaranın ne denli ağır travmalara yol açtığını görmekteyiz. Bir insanı, kulübü linç ettirmek; kendi beceriksizliğini ve başarısızlığını “popüler figürler” ile perdelemek adına yapılan tüm bu eylemlere söylenecek çok fazla bir söz bulamıyorum.

Terbiye sınırını aşmadan, küfretmeden, sadece gülerek diyorum ki Aziz Başkan misali “Herkes bu komediyi seyretsin”. Biliyoruz ki Fenerbahçe kulübü, yöneticileri, oyuncuları ve taraftarları belki sallanır ama yıkılmaz.

Zira “Zafer İnananlarındır”

Serkan Çakmak

http://www.kortuttugunuspor.com/fenerbahce-2/kocaman-bir-yaradir-sadrinin-icindeki/

Continue reading »

 

Trabzonspor Henüz Bir Takım Değil

Buraya dikkat. Çünkü, geçen sezonki gibi bir bütünlük beklemek hata olur. Şu an Trabzonspor ilk 11′ine baktığımızda yeni 5 oyuncu görüyoruz. Bu da takım iskeletinin dağıldığı anlamına geliyor. Celustka, Mierzejewski, Volkan Şen, Zokora, Halil… Bunlar ilk 11 de oynayan ve bu sene gelen oyuncular. Buna bir de giden Egemen’in yerine konan Mustafa’yı eklersek sabit 11′den sadece 5 oyuncu kaldığını görmekteyiz.

Takımın geçen sene iyi oynamasının nedenlerinden biri stoperde Egemen ve Giray’ın birbirilerini tamamlamalarıydı. Dün gördük ki Giray ve Mustafa ikilisi arasında atılacak her top, otobandan giden araç gibi son sürat geçmektedir. Nitekim gol de ikilinin arasına bırakılan topla gelmiştir. Sol kanada bu sene alınan Celustka için henüz bir şey söylemek erken, ancak gönderilen Cale’den pek bir farkı henüz görünmüyor. Bunu gerek dünkü lig maçı, gerek diğer maçlarını izleyerek belirtiyorum.

Orta sahada büyük kayıplar veren bir takım var. Bir kere siz bu takımın en iyi pas atan, ölü noktaya topu indiren ve takımda her yerden duran top kullanan ismini, şampiyonluk yarışı vereceğiniz rakibinize kaptırmışsınız. Selçuk İnan’ı Galatasaray’a vermişsiniz. Yedek defansif orta sahanız Ceyhun’u yine aynı rakibinize kaptırmışsınız. Bunlar yetmemiş sol kanadınızın önemli bir ismi Engin’i yine aynı rakibinize göndermişsiniz.

Orta sahanızın sağındaki isim İbrahima Yattara’yı satmışsınız, forvete dönük orta sahanız Jaja’yı (ki büyük umutlarla almıştınız) bir arap kulübüne göndermişsiniz. Forvetinizin değişmez ismi Umut Bulut’u da Fransız takımı Touluse’a hediye etmişsiniz.

Yerlerine aldıklarınıza da bakarsak; Mierzejewski kaliteli bir oyuncu olmasına rağmen, karta inanılmaz yakın bir oyuncu. Ancak sabrederseniz bir şeyler yapabilecek biridir. Tek sorun bu oyuncu geçen sezon devre arasında yarı fiyatınayken istemeyen Trabzonspor, 2 katı parayı ödeyerek bu sene alması bir soru işaretidir. Zokora gerek yaşı, gerek fiziksel durumu ile sezon ortasından itibaren düşüşe geçecek bir oyuncudur. Geldiği yerde bunu çok iyi görmüştük. Selçuk’un yokluğunu bu oyuncu ile kapatamazsınız. Volkan Şen yetenekli ama bencil bir yapısı var. İşi zor Trabzon’un.

Kalanlar zaten belli. Burak Yılmaz dün ne kadar 1 puan’ı getiren golü atsa da, top oynamaktan çok çirkefliğe aklı çalıştığından, asla bir yıldız olamayacak. Bu kesin. Her darbede bacağı kırılmış gibi yerde kıvranması ve faulu alır almaz ayağa kalkması, oynamak yerine, çirkefliğe yönelmesi onun neden gerek Beşiktaş’tan, gerek Fenerbahçe’den gönderildiğinin gerçeğidir.

Ve dün bir de sahada Manisaspor gerçeği vardır. Kadrosunu bozmayıp sadece Klukowski’yi transfer eden Manisaspor dün eğer ki 10 kişi kalmasa, bu Trabzonspor’un içinden geçerdi. 10 kişi kalmış ve yenik durumda olduğu halde, atak yapmaktan, futbol oynamaktan vazgeçmeyen bu takımı tebrik etmeli.

Henüz ilk teknik direktörlük denemesindeki Kemal Özdeş’i de ayrıca kutlamak gerekir. Takımını geriye çekmek yerine, hucümcu çıkarıp defans oyuncusu almak ve farkı önlemeye çalışmak yerine, takımın dengesini bozmamış ve hep ileri demiştir. 16 yıldır yardımcı antrenörlük sonrası ilk teknik direktörlük görevinde, Trabzonspor karşısında eksik oynayıp, böylesine iyi bir takım ve mücadele sergilemek takdire şayandır. Ayrıca geçen sezondan beridir grafiği inanılmaz yükselen Manisaspor kalecisi İlker’i de tebrik etmek gerekir.

Manisaspor’u tebrik ederken, Trabzonspor’un henüz ne lige, ne avrupaya hazır olmadığını; bu futbolu hafta içi İnter karşısında sergilerlerse fark dahi yiyebileceklerini açıkça belirtmek gerekir. Bir de maç sonunda Şenol Güneş gibi bir hocanın puan kaybını “İkinci yarıda giren oyuncular takıma daha çok katkı yapacağına, rakibe katkı yaptı” diye 3 oyuncuya bağlaması, onun ne kadar basiretsiz ve 2. sınıf bir hoca olduğunun göstergesidir. Takıma yeni gelmiş oyuncularınızı, oyuna giren veya girmeyen oyuncularınızı böylesine ayırmak, aşağılamak size birşey kazandırmaz, aksine kaybettirir. Ancak hakemlerle, rakibin gel de al demesine alışmış bir kulübün hocanın böyle demeçler vermesi normaldir.

Manisaspor haklı bir puanı almış olup, Trabzonspor hakemin yok yere verdiği kırmızı kart sayesinde oyunuc 11-10 kişi ile dengede tutmuştur. Lig güzel başladı, böyle devam eder inşallah.

Serkan Çakmak

Continue reading »

 

Karaktersiz, beş para etmez, eline her kalemi alanın yorumcu, gazeteci olduğu bir memleketin medyasından, basınından daha iyi bir başlık beklenemezdi zaten.

terbiye yoksunu, aşağılık köpeklerin güldüğü, kahkahalarla sevindiği şu dakikalar : sevinin hamsi beyinliler, biraz daha sevinin, zamanı gelecek ağlayacak gözlerinizin…

Continue reading »

 

Tüm taraftarlarımıza çağrıda bulunuyoruz ve aşağıdaki metni, vermiş olduğumuz mail adreslerine ve faks numarasına göndererek bu tarihi görevi yapmaya davet ediyoruz!

Kaynak : 12numara.org

Mail Adresleri;
giancarlo.abete@uefa.ch
gianni.infantino@uefa.ch
michel.platini@uefa.ch
info@uefa.com
contact@uefa.com

Hızlı gönderme için kopyalayın; (giancarlo.abete@uefa.ch; gianni.infantino@uefa.ch; michel.platini@uefa.ch; info@uefa.com; contact@uefa.com)

Faks Numarası;
0041 084 801 2727

Mail ve Faks Metni;

“Today UEFA has made the following statement with regards to the exclusion of Fenerbahce SK from UEFA Champions League: “The UEFA Emergency Panel‚ composed of the UEFA President and four members of the UEFA Executive Committee‚ met today following the decision of the Turkish Football Federation to withdraw Fenerbahçe SK from the 2011/12 UEFA Champions League due to the fact that the club has been involved in match-fixing”.

This statement is in utter violation of universal legal norms and particularly that of the “presumption of innocence‚” given the fact that match-fixing investigations in Turkey are still on-going and Fenerbahce SK and a number of club officials have still not been given the opportunity to defend themselves before the court. Therefore by suggesting that Fenerbahce has been officially CONVICTED of match-fixing is an act that defies all legal norms that uphold basic human rights and justice.

Furthermore‚ UEFA has taken an inexplicably erroneous and hypocritical decision by replacing Fenerbahce SK with Trabzonspor‚ which team is also figuring in the on-going match-fixing investigations. What is more‚ the president of Trabzonspor is currently restricted from travelling overseas in relation with the match-fixing investigations. Under what circumstances does Trabzonspor fare better than Fenerbahce in conforming with UEFA´s “zero tolerance” policy?

Although there may be many more questions in order‚ the bottomline is that the UEFA has decided to pursue an openly non-legal strategy by pressuring the TFF to exclude Fenerbahce SK from European competitions‚ and this will be challenged on every possible front in order to hold UEFA responsible for the damages that will be accrued by Fenerbahce SK. UEFA´s letter pressuring the TFF to take rash decisions will serve as sufficient evidence for its role in bending the basic legal principles‚ not to mention its hypocritical attitude towards Fenerbahce SK‚ which is put on bold relief when we remember that Porto‚ Milan‚ and Olympiakos have all been cleared to play in European competitions even after they had been handed penalties in relation to match-fixing by domestic courts.”

Continue reading »

 

Türk futbolun şike skandalı giderek büyüyor. 1. Turda içeri alınan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ve kurmayları, Sivasspor başkanı, Bülent Uygun ve diğerlerinin ardından; 2. Tur bugün başladı. Eski federasyon yetkilierinden bazı isimler, kaleci Serdar Kulbilge ve Trabzonspor başkanı Sadri Şener de gözaltına alındı.

1 haftadır Türk basını, büyük bir linç kampanyasına imza attı. Olay içinde bir çok isim ve kulüp varken, dikkat ederseniz gündemde sadece Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım ismi zikredildi. Beklenen oldu ve Fenerbahçe’nin 3 üst yöneticisi şu an tutuklu olarak Metris cezaevinde.

Kısaca birkaç yazıda iddiaları değerlendirmiştik. Çok sağlam kanıtlar olduğu söylendiği halde bir çok isim aklanarak beraat etmişti. Ancak kiminle şike yaptığı bir türlü söylenemeyen Aziz Yıldırım ve ekibi tutuklanarak içeri alındı. Sanırım dünya futbol tarihinde tek taraflı şike yaparak içeri alınan kimse yoktur. Zira şike yapılan 19 maç olduğu söylenirken, içeride hiç hakemin olmaması ve sadece 1 oyuncunun tutuklu olması da şaşırtıcı.

Dün tüm gün Fenerbahçe’nin uefa nezdinde 17 şampiyonluğu olduğu, 18. Şampiyonluğun uefa için ekranlara tescil edilmediği yazıldı. Hatta bu ülkenin en saygın ve doğru kanalı olması beklenen, devletin kanalı TRT 1 de bu tongaya düştü. Haber yapmanın ne adabını, ne kuralını sanırım bilmediklerinden uefanın Fenerbahçe sayfasındaki bilgileri 2010 Temmuzdan beridir güncellemediğini görmediler ve bu linç kampanyasına ortak oldular. Ve güvenilirlikleri tartışılır duruma geldi.

Dün on binlerce Sarı Lacivert sevdalısı yürüdü sokaklarda. Böyle bir sivil hareket eşine az rastlanır bir hareket. Coplandılar, gaz bombaları yediler ama yılmadılar. Fenerbahçe sevgisi her şeyden üstünken durmak olmazdı.
Dudaklardan dökülen tek cümle : “Darağacında da olsak, son sözümüz Fenerbahçe”

Dün Fenerbahçe’nin bu durumuna sevinen, zevk duyan, şampiyon olduk biz diye sokaklara dökülenler bugün kan ağlamaya başladı. Zira skandal büyüyor. Bu Fenerbahçe, Trabzon ve birkaç Anadolu kulübü ile sınırlı kalacak gibi görünmüyor. Zira bu endüstride çok büyük paralar ve insanlar dönüyor.

Ağzı olan konuştuğundan bize giren çıkan yok yazarız diyen herkes yükleniyor. Lakin sap döner keser döner diye bir laf var. Bakınız Trabzonspor taraftarı. Bugün bir anda şerefli, centilmen ve sessizleştiler.

O yüzden herkes sakin olmalı, sükûnetini korumalı. Bir bakmışsınız Beşiktaş, Galatasaray da içeri alınır. Artık polis devleti olduk. Her an herşey olabilir. Ama bir kere daha yazalım. Bu artık bir şike davası değil, linç kampanyasıdır.

Bekleyip göreceğiz.

Serkan Çakmak
Continue reading »

 

Tam bir haftadır Fenerbahçe ile yatıyoruz, kalkıyoruz. Futbolda şike, şaibe üzerinde konuşuyoruz. Bunu fırsat bilen ne kadar galatasaraylı, ne kadar beşiktaşlı, hamsi kafalı ve hatta ligde sadece asansör görevi olan anadolu kulüp taraftarı varsa yazıyorlar, resimler paylaşıyorlar, videolar ekliyorlar.

Bir tür ego tatmininden öte, ergenlik dönemi çalkantısından başka bir şey değilken yaptıkları; içlerinde ne kadar ukde varsa döküyorlar. Haklıdır, yapsınlar. Biz Fenerbahçe taraftarı için de hesap vakti gelecektir. Zira sap döner keser döner hesabıdır bunlar.

Adım adım defalarca yazdığımız halde bir kere daha bakalım olaylara…

1 – Karabükspor’dan Fenerbahçe’ye transfer olan Nijeryalı futbolcu Emenike’nin bavul bavul para aldığı ve Fenerbahçe karşısında maça çıkmadığı, bunun belgelerinin bulunduğu öne sürülmüştü. Açın bakın pazartesi-salı günkü gazetelere. Emenike serbest bırakıldı. Var olduğu iddia edilen görüntüler ise hiç ortaya çıkmadı. Ve adam serbest. Ki öyle olacaktı zaten. Amaç ya tutarsa hocam, çal mayayı Marmaranın sularına oldu.

2 – Aziz Yıldırım’ın Beşiktaş-Fenerbahçe maçından önce Futbol Federasyonu Başkanı’na telefon edip Cüneyt Çakır’ı maç hakemi olarak istediği ve maçtan önce Cüneyt Çakır’la görüştüğü manşetlere çıkmıştı. Ne oldu? Bunun gerçek olmadığı ortaya çıktı. Çakır’ın ifadesine gerek kalmadı. Zira maçı dikkatle izlerseniz; Fenerbahçenin anlaştığı söylenen Çakır oyunun ilk yarısında iki kere Ekrem’i oyundan atması gerekirsen, sarı kart bile çıkarmamış ve nitekim ilk yarı biterken Ekrem golü atmıştı. Sonuç ne oldu? 1-1 Akabinde ve detayında Beşiktaş maçı 2-1′e getirmiş ve ortaya harika bir futbol koyuyordu. 55-60 civarı sanırım 2-1 öndeki Beşiktaş Almeida ile 100 de 100000′lik golü kaçırdı ve dönen top kendi kalesinde penaltı oldu. Penaltıya Beşiktaş’lı hiç bir kimsenin itirazı yokken, doğru bir kırmızı kartken, böylesine ucuz bir iddia da haliyle köpkutusundaki yerini aldı.

3 – Emniyetten alındığı açıklanan ve polislerin Aziz Yıldırım’ın evine pazar sabahı gidişini gösteren görüntülerin televizyon kanallarında sunumuydu. Araya ‘Şike Operasyonu’nda ele geçirilen (Aziz Yıldırım’la ilişkisi yok) 8 ruhsatsız silahın görüntüleri de sokuşturuldu. Bir anda olayla alakasız dendi. Şimdi ise görüntülerin emniyet tarafından verilmediği, emniyetteki bir polisin sızdırdığı konuşuluyor. Bir kişinin başı yanacakmış. Yapmaları gerekir zira, daha mahkemeye bile taşınmamış bir olayı delilleri, resimleri paylaşılamaz. Hüküm giymeden emniyet fotoğrafları yayınlanamaz. Kaldı ki çok gizli olduğu söylenen bir operasyon hakkında hiç bir şekilde basında yazı dahi yazılamaz. Ancak dikkat ederseniz, her gün onlarca iddia gerek gazetelerde, gerekse televizyonlarda yazılıyor.

Özellikle Milliyet grubu gazeteleri için gün doğmuş durumda. Bir kaç ay öncesini anımsayanlar, bunun bir fırsat olduğunu iyi bilmektedir. Milliyet grubunda Fenerbahçe düşmanlığı aşikardır. Hal böyle olunca yazmak da onlar için doğaldır.

Basın demişken; çok sevdiğim haber spikeri, güzel insan Nazlı Öztarhan,dünkü Aziz Yıldırım’ın sorgusunun bitmesinden 4 saat önce yazmıştı zaten “TRT Haber canlı yayın aracıyla tam takım Metris cezaevinin önüne kamp kurmuş bile.” Sorgu bitmeden 4 saat önce diyorum :) Nazlı kadar ben de, tüm Fenerbahçe’liler de bu oyunun nasıl oynandığını görebiliyor. Kaldı ki bu sadece sorgu/ifade kısmıydı. Buradan daha Aziz Yıldırım mahkemeye çıkması lazımdı. Ama TRT Haber ekibi çoktan Metris önünde tam tekmil hazırlanmıştı. Demek ki sonuç ve oyun önceden belliydi.

Lakin basın biraz daha bekleyecek Aziz Başkan yine hastanelik.

4 – Fenerbahçe maçlarında şike iddiası ile içeri alınan Sezer Öztürk ve Mehmet Yıldız da serbest kaldı. Her ikisinin de teşvik primi aldığı iddia edildi. Sezer neden Trabzon maçında yırtındı da Fenerbahçe maçında oyundan alındı? Fenerbahçe ligin başlangıcında Sezer’i alacağını zaten ilan ettiği halde, ligin ilk yarısındaki maçta neredeyse maçı kaybettirecek etkendi bizim için.

Bir oyuncunun iyi veya hırslı olması onun mental ve fiziksel durumuna bağlıdır. Sen neden böyle oynadın oynamadın diye sorgulayamazsınız. Kaldı ki yersiz bu iddialar da belgelenemediğinden, ya tutarsa hesabı yine tutmadı ve oyuncumuz takım arkadaşlarına katıldı.

Mehmet Yıldız’a sorulan soru ise daha komikti. Ayağınla vursan gol olacak iken, neden kafanla vurdun da golü atmadın? Futbolu oynayan, oynamasını bilen profesyonel herkes; topa vurmanın, topu vuracağın yeri seçmenin, bir sonraki hamlenin anlık bir iş olduğunu bilir. Futbol bir basketbol, voleybol, satranç oyunu değildir. Saliselerde 10 hareket düşünüp tek karar vermeniz gerekir. Nitekim refleks ayak gitmiştir, vurmuşsundur ve olmamıştır. Ancak pozisyonun devamında Fenerbahçe gol yerken pası da Mehmet Yıldız vermiştir. Teşvik primi verdiğimiz bir adam daha bize kazık mı armıştır yoksa :) Bu iddia ve olmayan delillerin basiretsizliği karşısında da Mehmet Yıldız serbest bırakılmıştır.

5 – Aylardır şike, skandal, maçları satınalıyorlar, kalecileri satınalıyorlar diyen kendini efendi sanan sadri şener (ismini büyük harfle bile yazmam senin) ve şenol güneş şu an neden susmaktadır?

Ligin bitiminde “Fenerbahçe’nin şampiyonluğunu kutlamayacak mısınız?” diyen gazeteciye; “şampiyon olmadılar ki” diyen sadri şener’in bu lafı nereden biliyordun diye neden soruşturma kapsamında değerlendirilmemektedir?

Bu ülkede Federasyon, Kulüp başkanları ve Spor Bakanlığı varken; oy uğruna göt yalayan millet vekilleri neden futbol için soruşturma açmak istemiştir?

6 – Soruşturma kapsamında ve süreçte nisan 15 sonrası dikkate alınması gerekirken, neden Fenerbahçe’nin neredeyse 1 sene önceki maçları da dahil edilmiştir?

Hukuki süreçlerde yasa geriye doğru değil, ileriye doğru işler. Eğer ki yasa geriye doğru işleyecekse, bu durumda şike kapsamında geçen seneki Bursaspor maçları, Beşiktaşın 100. yılındaki şampiyonluk ve daha nicesi incelenmelidir. Yasa geriye doğru işlemeyeceğine göre, hazırlandığı söylenen soruşturma belgeleri de yine fiyaskodur ve öyle olacaktır. Hukuk okumayan veya bilgisi olmayanların da şu an tüm bu konular hakkında atıp tutması kadar komik bir durum bulunmamaktadır.

Fenerbahçe Gaziantep maçında 90 dakika kalesine kapanıp, çanakkale geçilemezi oynayan Gaziantepin Trabzona 1 hafta sonrası yatmasını bu taraftar unutmayacaktır.

Kendi sahasında adeta Fenerbahçeye kök söktürüp, son hafta trabzonspor karşısına hem 6 yedekle çıkan hem de 4 tane yiyen karabükspor unutulmayacaktır.

Sahasındaki maçtan önce biz bugün trabzonspor için oynayacağız diyen ankaragücü heyeti ve oyuncuları da unutulmayacaktır.

Gol atıp, 30 saniye sonrası kendilerini yere bırakarak, trabzonun galibiyet golünü atmasını sağlayan bucaspor da unutulmayacaktır.

Daha unutulmayacak nice maç var ancak bunlar yasa sonrası çıkanlar olduğundan kısaca yazmak istedim.

7 – Taraftarın sorduğu yüzlerce soru içinde bir tanesi de; 8 aydır yürütüldüğü söylenen dinleme, takip işleminde… Şike yaptığı söylenen gerek Fenerbahçe, gerekse diğer kulüp başkan ve ilgili kişiler, neden 12 haziran 2011 öncesinde tutuklanmamıştır?

Yapılacak tüm işlemler neden genel seçimler sonrasına bırakılmıştır? Bu sorunun yanıtı bizim tarafımızdan bilinmesine rağmen, yasal ve resmi olarak her hangi bir açıklama asla gelmeyecektir.

8 – Soruşturma hakkında bu kadar kesin delillerimiz var, eminiz diyen polisler / savcılar, neden ligin tescil edilmesini ve lig bitiminin 2 ay sonrasını beklemişlerdir?

Eğer ki deliller bu kadar kesinse, dinlemelerden bu kadar eminse savcı-polis-hakim ilk anda tutuklama ve gözaltı gerekir. Bir şeyin suç olması için aylarca pişmesi ve 3-5 maç olması gerekmez.

Şöyle düşünün; ben alinin katil olacağını dinledim, duydum. Belgelerim var. Sözüm ona hatta 1 kişiyi öldürdüğüne dair belgem de var ama bir kaç kere daha tekrarlasın diye bekliyorum. Nasıl yani :)

Kısaca bir yem attılar ve oltayı çekme çabasındalar.

9 – Seçimler beklendi, ligin bitmesi vs beklendi dedik. Bu kadar işin yapılması için bir de Federasyon başkanının değişmesi beklendi. 1-2 hafta önce Federasyon başkanı Mahmut Özgener istifa etti, yerine Mehmet Ali Aydınlar geldi. Ve geldiği ilk hafta içinde çok büyük bir bomba, yeni federasyonun kucağına bırakıldı.

Mehmet Ali Aydınlar, gelecekteki hedefi Aziz Yıldırım’ın koltuğu olan Fenerbahçe Başkanlığı adayı bir isimdi. Ve planlı programlı çalışmalar sonucu bu ihtimal şu an ortadan kaldırıldı.

M. Ali Aydınları bekleyen bir tehlike bu hafta içinde avrupaya gidecek takımların listesini UEFA ya vermek. Eğer ki Fenerbahçe’nin adını vermez de Fenerbahçe Spor Kulübü aklanırsa, ödenecek tazminatın bedeli tahmin bile edilemez. Fenerbahçenin şampiyonlar ligine gidememesi durumunda 155 milyon euroluk minimum kaybı olacak. Bu ücretin içine şu an için maçlardaki gelir, yayın ihale ek reklam gelirleri, satılacak ürün forma bedelleri dahil değildir.

Kısaca verilecek karar sadece Fenerbahçe’yi değil, yeni federasyonunda boyun ilmeği olacaktır.

10 – Fenerbahçe Spor Kulübü hisseleri 2 gün içinde, 1.8′den, 1.2′ye düşmüş ve hisse değeri 3 sene öncesine dönmüştür. Bu düşüş sadece Fenerbahçe değil, diğer iki büyük kulübü de etkilemiştir. Onların da hisselerinde ciddi düşüşler yaşanmıştır.

Şu an Fenerbahçe hisseleri borsada geri satış yaşamakta ve arka planda yatırım firmalarınca bu uygun fiyattayken toplanmaktadır. Hisselerin bu durumda toparlanışı ve mali kayıbı ileri de devletin karşılayacağını sanmıyorum. Şu an hisselerin tek elde toplanıyor ihtimali söz konusudur.

Her fırsatta Fenerbahçe Başkanlığına aday olmak istediğini söyleyen Ülker Grubu veliahtı Murat Ülker de bunun en somut kanıtıdır. Kendisi cemaat içinden gelme ve organizedir. Geçmişe dönük bakarsanız eğer bunu göreceksiniz.

11 – Bu bir Şike soruşturması değil, İstanbul Kulüplerini yoketme çabasıdır. İlk adım, en güçlü konumdaki Aziz Yıldırımdan başlanması da bu noktada önemlidir. Hali hazırda hala önemli bir kanıt sunulamamış ve işlem yapılamamışken, Fenerbahçe’nin 3 önemli yöneticisinin İnsanlık Suçu işlemiş muamelesi görmesi açıklanamaz.

Bu denli saygın insanların yaka paça sürüklenerek oradan oraya sürüklenmesi, yıpratma çabaları ise kabul edilemez. 12 kişilik koğuşa 25 kişiyi koymak ise asla ve asla açıklanamaz.

Fenerbahçe Başkanlığı ve Fenerbahçe Yönetiminde yer almak, bir çok noktada, durumda önemlidir ve gelir kapısıdır. Futbol sadece bu ülkede değil, tüm dünyada büyük bir gelir kapısıdır. Bu yüzden bu insanlar sebepsiz yere içeridedir ve sabırları zorlanmaktadır.

Ve bir şey daha. Bu tempoda giderse Aziz Başkan ya felç olacak veya hayata veda edecek ki bu da herkesin işine gelecektir.

Ama biz Fenerbahçe’yiz, Fenerbahçeli’yiz. Biz biriz, Biz başarıyız, Biz bu ülkenin gururuyuz. Bunları da aşarız.

Daha fazlasını şimdilik yazmayacağım ancak sabrı olan şunu da okumalıdır. http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=24426474

Serkan Çakmak
Continue reading »

 

Gazeteler, televizyonlar, facebook, twitter ve forumlar. Şu an her yer Sarı Lacivert’e, Fenerbahçe’ye öfkesini kusuyor. Bir anlamda içinde kalanları çıkarma savaşını veriyor. Kolay değil, girmiş 5 kupa, çıkmaz çıkamaz bir daha…

Fırsat bilen durumu bazı yayın organları, basının concon isimleri; özellikle Serhat Ulueren, Erman Toroğlu, Ahmet Çakar, Milliyet ve Hürriyet grupları verip veriştirdiler. Bense sadece 1 tanesini aldım örnek babında.

Kaynak Hürriyet gazetesi, meraklısı girip sayfa sayfa okusun. Kırmızı metinler bana aittir.

1- Sivasspor-Fenerbahçe maçı

a- Tribünlerin büyük bölümü F.Bahçe’ye verildi

Karşılaşma Sivas’ta oynanmasına rağmen tribünlerin büyük bölümünün Fenerbahçeli taraftarlara ayrılması tartışma yaratmıştı. Trabzonspor kanadı büyük tepki vermiş ve bu durumu adaletsizlik olarak nitelenmişti.

Ligin son önemli maçında, maçtan önce Sivasspor kulübü başkanının açıklamasını merak eden satır satır okusun. Buraya bu maça Trabzonspor da gelseydi, biletleri verirdik. Zira futbol sadece seyir değil, para işidir. Son maçta yüksek hasılat kazanmak için yapılmıştır. Kaldı ki ferderasyonun da buna itirazı yoktur, olamaz da. Minimum %5 bilet vermek zorunda. Üzerindeki bir rakamı ev sahibi belirler. Siz kalkıp, İBB maçını Olimpiyat stadında 40 bin taraftar önünde kendi evinizde oynar gibi tamamlarken buna kimsenin itirazı olmamıştır. Olaya at gözlüğü ile bakmak da anca sizin gibilerin işidir.

b- Sivassporlu Korcan’ın yediği hatalı gol

Karşılaşmanın 41. dakikasında Selçuk Şahin yaklaşık 25 metreden sert bir şut çekmiş, Sivas kalecisi Korcan’ın kucağına doğru giden top son anda sekmiş ve ellerine çarparak ağlara gitmişti. Korcan’ın yaptığı hata çok tartışılmıştı.

Futbolun hatalar oyunu olduğunu unutanlar var sanırım. Örnekleri çok. Daha büyük örnekleri hem de. Tuttuğu topu elinden kaçıran kalecilerden, kendi kalesine gol atanlara kadar. Kaldı ki Korcan’ın geçmişte de hataları olmuştur. Olacaktır da. Ve hatta unutmamak gerekir ki Selçuk bu tarz golleri sene 1-2 kere atmaktadır. Demek ki hepsi satılmış, satılık kaleciler.

Ligde 17 takımın kalecisinden bir tek Bursapor’un kalecisini satınalamadık sanırım. Bir onları yenemedik. Kısmetse seneye artık.

GÖZALTINA ALINAN İSİMLER

c- Mecnun Otyakmaz’ın yaptığı 4 işareti

Mecnun Otyakmaz karşılaşma devam ederken eliyle 4 işareti yapmış ve maçın skorunu söylüyor şeklinde yorumlanmıştı. Sivasspor Başkanı daha sonra bu hareketinin maçın skoru ile ilgili olmadığını belirtmişti.

Görüntüyü ve dialogları görmeden yorum yapacaksak eğer, benim de yaptığım belli başlı hareketler mevcuttur. Bu da bu davanın sonucunu gösterebilir mi?

2- Eskişehirspor-Fenerbahçe maçı

a- Defans oyuncusu Diego’nun hataları

Eskişehirspor’un Brezilyalı savunmacısı Diego, Fenerbahçe’nin 10. dakikada Caner ve 14. dakikada Niang ile attığı gollerde büyük hatalar yapmış, 23. dakikada ağlayarak yerini Nadareviç’e bırakmıştı.

Hiç kimse tüm sezon boyunca Trabzon karşısında inanılmaz savunma hataları yapan oyuncuları konuşmadı. Konuşmayacak da. Ancak iş Fenerbahçe olunca, herkesin ağzı bir metre açılarak yüzbinlerce laf çıkabiliyır. Ağzı olan konuşuyor, konuşacak da. Eskişehir hata yapmış oyundan alarak. Biz o kadar para verdik. Sadece 2 gol için mi?

b- Pele neden yedek bırakılmıştı?

Eskişehirspor’un en iyi futbolcularından biri olarak gösterilen Pele yedek kulübesinde oturmuş, karşılaşmanın 2. devresinde oyuna sürülmüştü. Pele’nin Bülent Uygun tarafından yedek bırakılması çok tartışılmıştı.

Bir oyuncunun yedek kalması, o haftaki performansı, sağlık durumu ve onun yerine 11 de başlayan oyuncunun başarısına bağlıdır. Maçı Pele kazandıracak olsaydı eminim oynardı. Kaldı ki bu teknik direktörün tercihidir. Takımları gazeteciler kuracaksa, bu işi daha biliyorlarsa sahaya bekleriz.

c- Sezer Öztürk erken oyundan alındı

Fenerbahçe’ye transfer olan Sezer Öztürk bu karşılaşmanın 46. dakikasında yerini Pele’ye bırakmıştı. Ümit Karan ise 61. dakikada Erkan Zengin’in yerine oyuna girmişti.

Sezer ve Pele arasındaki problemi sanırım bilmeyen yoktur. Aynı anda neden oynatılmadıklarını açıp maç maç izlesinler. Sıkıp sallamayı bilen, fırsatını bulmuşken yazan medayaya selam edilir.

GÖZALTINA alınan ve Emniyet’te sorgusu yapılan futbolculara ilginç sorular yöneltildiği ifade edildi. Özellikle Fenerbahçe maçında oynamayan Emenike ile Trabzonspor maçında oynamayan Gençlerbirliği futbolcularına bu konuyla ilgili ısrarlı sorular soruldu.
EMENİKE’YE: Niye oynamadın? Sakat mıydın? Sana oynama diyen oldu mu? Transfer olman için söz verildi mi?

Neden oynamadı? Bu da hocanın tercihidir. Dünyanın hangi yerinde sakatlıktan çıkar çıkmaz bir oyunca oynatılmıştır? Kaldı ki oynayacak durumda olsa bile maç eksiği vardır, zartı zurtu vardır. Takımı hoca kurar, çıkar oynarlar. Basın ise sadece sorar.

Eğer ki bu adam için şiker yapılmışsa, şunu sormak lazım : Neden Trabzon maçında oynatılmadı?

Hatta ve hatta şöyle sormak lazım : Neden son maça Karabük 6 yedek oyuncu ile çıkmıştır? Fenerbahçe maçında Çanakkale geçilmez yapan, harikalar yaratan Karabükspor, ligin son maçında; neden 6 yedek oyuncu ile sahaya çıkmıştır? Neden Karabükspor kalecisi golleri sadece seyretmiştir? Gol başına kaleci ne kadar almıştır? Üzerine gelen topa müdahale edip tutamamak ayrı bir şey, 4 tane golü tren izler gibi seyretmek başka bir şeydir.

Hatta bundan 1 hafta önce Bucaspor’un yediği o akıl almaz golü tekrar tekrar izlemelidir herkes.

Eğer ki şike söylemi varsa bu ligde Trabzonsporun oynadığı; Beşiktaş, Galatasaray, Karabükspor, Bucaspor, Gaziantepspor maçları detayları ile incelenmelidir. Golleri ve hakem kararlarını satır satır bakmalıdır.

Sonra oturup kimin nerede nasıl şike yaptığından bahsederiz. Bir de suçu ispat edilene kadar herkesin masum olduğunu unumasın kimse. Galatasaray ve Beşiktaşlı yavrularım : Bugün yazdıklarınız, yarın önünüze gelmesin.

Ağar olun da arada adam sınıfına koyalım.

Serkan Çakmak

4 temmuz 2011
Continue reading »

© 2010 - 2012 İçinizdeki İrlandalı © 2004 - 2012 Serkan Çakmak Web Designed by Remphin