Sayfalar
Son 10 Şey
- Fenerbahçe ve 5 Şubat Maçları
- Fenerbahçe – Beşiktaş Maç Öncesi Son Detaylar
- Hafta Sonu İddaa
- Android İçin Hava Durumu Uygulaması
- Samsunspor – Fenerbahçe Maç Öncesi Son Detaylar
- Lady Antebellum – Need You Now (2010 Remix)
- Dolores Moran (1924-1982)
- 29 Ocak Gecesi Twitter Kayıntısı
- Fenerbahçe – Mersin IY Maç Öncesi Son Detaylar
- iOs ve Android İçin Photo Editor : Aviary
Kategoriler
- Altyazı Çevirilerim
- Bilgisayar Destek Ünitesi
- Düşünce Pompası
- Edebi Kayıntılarım
- Eğlenceli Fotoğraflar
- Eski 45likler
- Eskiden Böyle Şeyler Vardı
- Fotoğrafik Pompa
- Gereksiz Yazılar
- Güzel Şeyler
- Güzel Söz Dediğin
- Heber Pompası
- İndir Kuyusu
- İnternet Destek Ünitesi
- Istasy10
- Karikatür Komedya
- Makale Gibi
- Mobil Teknoloji
- Müzik Defteri
- Paramedikal Günce
- Pompalamaya Devam
- Retro
- Sanatı Güzel Fotoğraflar
- Sevecen Yazılar
- Sinematografi
- Sportif Kayıntılar
- Teknolojik Hareketler
- Video Mideo
Spam Blocked
Etiketler
116. Sone – William Shakespeare
Bence engel tanımaz gerçek bir aşkla
Sevmiş olanlar. Aşk demem aşka
Değişik durumlarda değişip duruyorsa,
Ya da meyil duyuyorsa bırakmaya ilk fırsatta.
Aşk dediğin fırtınaya bakar ve titremez asla;
Ah, hayır! Her daim duracak bir işarettir,
Bir yıldızdır, dönenen teknelere rehberdir,
Boyu posu ölçülse de bilinmez değeri nedir.
Zamanın oyuncağı olmaz; gül dudaklı
Ve yanaklı aşkı götürebilir sallasa zaman orağını;
Değişmez aşk kısa da sürse saatler ve haftalar,
Aşk dediğin kıyamete dek yaşar.
Eğer yanlışım varsa ve bu bana kanıtlanırsa,
Demek hiç yazmamışım, kimse sevmemiş asla.
belli bir yaştan sonra yazmak zor diyen bir konuşmanın orta yerinden…
elin kağıda değer
kağıt inkar eder cümlelerini
“yalancı” der parmak ucundakilere
“dilindekiler bunlar değil” der
“aklın bunların eşiğine uğramadı” der
kalem inkar eder sözleri
“iki yüzlüsün” der
“kalbin tasdik etmediği sulardasın” der
“yazmam” der
“çizmem” der
bir gece yarısı tanrı katından atar seni herşeyin krallığı
sokaklar mor
kaldırımlar sana yabancı
bir kadın düşer kağıda veya bir adam işte
ne sendir ne de sevdiğindir
bir yalanın aksi sedasıdır bu
gece inkar seni
“hiç görmedim tatmadım seni” der
yabancılaşır yazdıkların birer birer
ve satır siler zaman
bir adam yazar böyle
sonra…
gider…
serkan çakmak
18-07-2011
(daha fazla…)
mor çarşaflara sarsam bedenini, tenin sıcak senin kadın…
öpmeli saçlarından bir gece yarısı sen uyurken, tenin ıslak senin kadın…
aşk gibi baksan bana, mor bir düş gece yarısı…
terle benimle, sesime ses kat…
sabaha varmaz bu gece.
mor kaldırımlarda adımlar
ve düşler içinde bir adam…
rüya ten içinde,
ten kadın ve gece…
serkan çakmak – 11-07-2011
fotograf boş geçmesin diye…
Victor Hugo – Aşk Dilencisi
sen her gece köşe başında,
paramparça urban;
kirli ellerinle, bir dilim ekmek için
avuç açan sefil insan.
inan ki farkımız yok birbirimizden,
belki sen, hayat boyu dileneceksin;
istedigin beş kuruşu biri vermez ise,
başka bir diyardan bir ikincisini
bekleyeceksin.
lakin ben; hayatta bir defa dilendim.
bir vefasızın aşkıydı, sevgisiydi derdim.
öylesine açık, öylesine boş kaldı ki elim,
yemin ettim bir daha dilenmeyeceğim.
Ne yazmış, nasıl yazmış? diyor insan hemen başlığı okuyunca. “T.S. Eliot kim aga” diye de bön bön bakanlar,soranlar var elbette. Ne de olsa kendisi bir kıçık minik iskender, kırık murathan veya aynı çemberde döner cezmi değil. Sadece “hakiki okur” bilir kim olduğunu. Ha bir de Leonardo Dicaprio totoroviçinin “Shutter Island” filmine dikkat edenler, afişine bakanlar bilecektir Eliot’ı.
“Bazıları ışığın, bazıları gölgenin peşine düştü” sözünü de eminim bir çoğunuz facebook iletilerinde, twitter zamazingolarında ve sosyal ağın vazgeçilmez kalesi msn iletilerinde okumuştur. Ama kim yazmıştır, söz kimindir bilmezsiniz. Sadece kopyalar, yapıştırır geçersiniz. Normaldir, ne de olsa bu ülkede zihniyetini çüktüğüm zihniyetine çeker.
Her neyse gerçekten merak eden hz google’a “T.S. Eliot” yazarak bu amcanın kim olduğunu, neler yaptığını okuyabilir. Bu amcanın “A penny for the Old Guy” adlı bir şiiri vardı. Uzun mu uzun bir şiir. Kimi oyuk adamlar, kimi içi boş adamlar diye çevirmiş zamanın bir yerinde. Ama ben adında değilim, çevirisini dileyen yapabilir.
Ama bir dip not geçeyim : 1948 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibidir kendisi. Taşaklı adam yani.
Bana göre şiir şöyle başlar ne de olsa :
“İçleri boş adamlarız
İçleri doldurulmuş adamlarız
Birbirimize yaslanırız
Samanla doldurulmuş kafa parçalarımız. ”
Ki bana göre bu dörtlük şu güzel ülkemin millet vekillerine kadar gider benden. Ama derdimiz değil siyaset. Bu şiirin şu kısmıdır bizim sayfaya dökme çabamız. Buyrunuz, tadına varınız.
T.S. Eliot Şöyle Yazmış :
“Düşünceyle Gerçeklik arasına
Devinimle Eylem arasına
Düşer Gölge
Arzuyla Kasılma arasına
İktidarla Varoluş arasına
Nüveyle Nesep arasına
Düşer o Gölge
İşte böyle kopar kıyamet“
Serkan Çakmak – Renovatio
21:43




