Sayfalar
Son 10 Şey
- Fenerbahçe ve 5 Şubat Maçları
- Fenerbahçe – Beşiktaş Maç Öncesi Son Detaylar
- Hafta Sonu İddaa
- Android İçin Hava Durumu Uygulaması
- Samsunspor – Fenerbahçe Maç Öncesi Son Detaylar
- Lady Antebellum – Need You Now (2010 Remix)
- Dolores Moran (1924-1982)
- 29 Ocak Gecesi Twitter Kayıntısı
- Fenerbahçe – Mersin IY Maç Öncesi Son Detaylar
- iOs ve Android İçin Photo Editor : Aviary
Kategoriler
- Altyazı Çevirilerim
- Bilgisayar Destek Ünitesi
- Düşünce Pompası
- Edebi Kayıntılarım
- Eğlenceli Fotoğraflar
- Eski 45likler
- Eskiden Böyle Şeyler Vardı
- Fotoğrafik Pompa
- Gereksiz Yazılar
- Güzel Şeyler
- Güzel Söz Dediğin
- Heber Pompası
- İndir Kuyusu
- İnternet Destek Ünitesi
- Istasy10
- Karikatür Komedya
- Makale Gibi
- Mobil Teknoloji
- Müzik Defteri
- Paramedikal Günce
- Pompalamaya Devam
- Retro
- Sanatı Güzel Fotoğraflar
- Sevecen Yazılar
- Sinematografi
- Sportif Kayıntılar
- Teknolojik Hareketler
- Video Mideo
Spam Blocked
Etiketler
Kendi kendine hayata kaydırmanın güzel olduğu zamanlar gece yarıları…
https://twitter.com/#!/Remphin yazmanın rutinliği işte… Fotoğrafı sormadan yazayım : Central park 1957
antropolojik olarak değerlendirmeli herşeyi. zira herşey bilgi meselesi ya hani… bilgim çoktur. lakin dipte olmak lezizdir. dipte, en altta, kısaca herkesin düşmesi en muhtemel yerde.
bazen sadece seyretmek gerekir. farzedelim ki herşey bir c. chaplin filmi… konuşmanın basitleştiği zamanlar olur. beklenmelidir. bekle! izle, dinle ve hisset kokuyu rengi suyu vs vs vs…
ve her ölümlü gecede,tüm iyi kalpli yeteneksiz-sıradan adamların yaptığı yapılır :zamana ve mekana doyasıya küfredilir. hele ki mekan senken, meskeni kendin tutmuşken…
nereden esti hepsi yahu? birileri yalnızlığı konu olarak seçmiş kendisine. gerek duymadım tv açmaya. neysek o’yuz zaten.ha orada öyle, ha burada birileriyle. yalnızlık ömür boyu hikayesi işte.
kaldı ki; birisiyle birbütün oluşturamadığımız anda yalnızız.birilerini siktir et muhterem. kendinle çatıştığın her an yalnızsın zaten.
birileriyle oturup, konuşmayalı…tartışmayalı! veya boşboş bakışmayalı diyelim. zamanda ve mekanda uzun bir düzlem oldu. uzun düzlemler, parabol dahi çizemediğimiz apsiy boyu ilerleme meselesi…
sürekli kendine yazmanın,düşünmenin ve çemkirmenin insanı ruhsal ve mental anlamda kısırlaştırdığı gerçeğini yadsımıyorum bile. bazı şeyler var en fazla iki kişi yaşanıyor. bizim derdimiz ise ısrarla tek kişilik biletler. tek yönde tek başına seyahatler…
ne kadar arkadaşının olduğu önemli değil ki mesele. birini ayak sesinden tanıyabilmek önemli olan. buradaki denklemi çözdüğünde, olursun.
umuma açık zihinsel yalnızlığımızı bir nebze döktüğümüze göre; biraz müzik ve balkonda bir sigara…aynı gökyüzü altındaysak sen de yak
))
duman duman, yudum yudum bir gece işte…yaşamayı tahayyül edememişken kimse eserlerinde; anlayarak ölenlere, gülerek kendine sövebilenlere ve en önemlisi geceye… selam olsun
Serkan Çakmak
Her şey çok fazla açık sözlü olmaktan geçiyor diye öğrettiler bize. Yani ne olmuş düşündüğünü söylemişsen, ne olmuş Allah’ın bildiğini kuldan sakınmamışsak? Merhaba, kaybedenler kulübü burası. Hoşgeldiniz…
Bazen sus demeli insan kendisine. Sus ve dünya keşfetsin seni. Her bildiğin bir denklemin açık beyanı gibi serilmesin ortalıklara. Sus ki gizemini korusun insan, gece misali.. En ulaşılmaz yıldız değilsin belki ama hakkında tahminlere gebe düşmeli akıllar karşında…
Lanet olsun sus demenin saadeti kendi kendine… Çok konuşanı boş gören iklimlerdeyiz. Oysa birinin çok konuşmasının altındaki gerçeği bazen perdeleyen o popüler figürlere takıldığımızdan; muhtemel gerçekleri elemekteyiz yekten.
Ama bir yerde haklı insanlar, haklılar paşam. Ne diye alışagelmişin dışına çıkar ki insan? Suskunluğu dile getirir ve aslında sorulması gereken soruları hemen sorar? Oysa nereden bilsinler ki en önemli soruların aslında sorulmaktan vazgeçilmişler olduğunu? Nereden bilecek ki cevaplardan çok sorunun ehemniyet arzettiği? Çok sakıncalı düşüncelerdeyiz. Saklı gerçekleri yaşayıp, yalap şap günleri geçirmekteyiz.
Nicedir yazmayı düşündüğüm; lakin sürekli ertelediğim bir ben hikayesi var aklımda. Her şeyin sürekli siyah beyaz film tadında yaşandığı; “oha artık bu da olmuş olamaz” dendiği eylemler içindeyim. Hiçbir işim sıradan olmanın dayanılmaz lezzetine denk düşemedi bu coğrafyada. Hep bir engel, düşünce, aksiyon içinde geçti 30 sene… Dile kolay rakam, otuz ve sene…
İnsanın yaşlandığını anlaması için ne nüfus kağıdındaki rakamlara ihtiyacı var, ne de birinin “sen yaşlısın” demesine. Geçen günlerin farkındaysa birisi, geçmiş günlerin çok sesli ve renkli dökümünü yapabiliyorsa eğer; korkmadan, utanmadan, “bunu yaşadım yahu” diyebilerekten… En güzel yaşlanmadır işte.
İnsan farkındaysa her an her şeyi kaybedebileceğinin, “bunu ben yaptım” diyebiliyorsa, işte o insan hayatı bir basamak arşınlamıştır bana göre. Hayat böyle güzeldir oysa… Lakin gel de anlat bunu bünyelere…
Yine çok konuşulmuş bir günün ortasındayız. Bu yüzden sanırım arkadaşımızın olmaması, her tanıdığımız insanları kaçırma senfonimiz. Ve vazgeçtiğimiz, elimizin tersiyle ittiğimiz şeyler yüzünden dışlanışımız. Hayata koskoca ve ağız dolusu bir siktir çekmenin azametinden her şey…
Bir üniversite bitirmedim. Çok da güzel bitirirdim aslında. Çok büyük yerlerde, çok da önemli mevkilerde olurdum belki. Lakin buyum, böyle mutluyum ben.
Olsun diye değil, olmasını istediklerimin peşindeyim…
Anlaşıldı mı merkez… Mütemadi ve münferit düşerdeyim.
Serkan çakmak
28-11-2011
(daha fazla…)
her ayrılık yarı ölümcüldür. yarı yarıya öldürür insanı. seni sen yapan öbür yanının senden kilometrelerce uzağa gitmesi veya veya oturduğun yerde adım adım onun gidişini seyretmek… işte bu öldürür. ve her ölüm yeni bir doğumun habercisidir. anka misalidir insan. yaşar, yaralanır, kısmi ölümleri olur ve tekrar tekrar doğar bir gece yarısı.
sevmenin sadece ilahi değil, ölmek olduğu nice dudaklarda, bu iş böyledir. yer yer bu çalkantılı dönem gerek kokularla, gerek seslerle bir geçmişe dönüş yaşama sendromu geçirtsede insana… bu böyledir, zaman geçer ve merhaba der insan.
merhaba gün. ben geldim.
serkan çakmak – 13-07-2011
Fazla gülmeyeceksin. Sonu iyi değil böyle şeylerin. Oysa sana her yerde gülmeni söyleyecekler. Güler yüz, tatlı dil, yılanın delikten çıkışı vs diyecekler. Para kazanmak için küfredercesine gülümseni isteyecekler. Kafanı kaldırıp, bir siktir çekeceksin. Ruhun ne renkse, o makamda yüz kaslarını gerdireceksin.
paramedikal günce – s.ç. / 11-07-2011 – 00:22
kimseyi sevmeyeceksin, yazmayacaksın, selam vermeyeceksin, görmeyeceksin, duymayacaksın. hayat böyle güzel. sana pesimist, bunalımlı, karamsar diyenlere de güleceksin. rengi tat, kokuyu duy makamından aheste bir gün çekeceksin kendine.
paramedikal günce – s.ç. / 10-07-2011 – 01:25





