3 Mayıs 1989 – Türkiye Kupası çeyrek final ikinci maçında Fenerbahçe 3-0 ilk yarı geriye düştüğü Galatasaray maçından ikinci yarı 4-3 lük galibiyetle ayrıldı.
İlk yarıyı Galatasaray Tanju Çolak’ın 3 golü önde kapatmıştı. İkinci devre başlar başlamaz henüz 47. dakikada Aykut Kocaman perdeyi açıyordu.
Ve arkasından Hazar Vezir 3 kez çıktı sahneye… 90 dakika bittiğinde skor 3-4′ü gösteriyordu.
Galatasaray’ın başında o sezon Mustafa Denizli varken, Fenerbahçe’yi Todor Veselinovis çalıştırıyordu.
Maçın hakemi Sadık Deda’ydı.
Fenerbahçe efsane kadrosunda şu isimler vardı :
Toni Schumacher, Nezihi Tosuncuk, Şenol Ustaömer, Müjdat Yetkiner, Engin Parlar, Oğuz Çetin, Hakan Tecimer, Aykut Kocaman, Hasar Vezir, Rıdvan Dilmen, Durmuş Çolak ve oyuna sonradan giren Taygun Erdem ile Şenol Çorlu
Galatasaray ise sahaya şöyle çıkmıştı;
Zoran Simovic, Yusuf Altıntaş, İsmail Demiriz, Cüneyt Tanman, Semih Yuvakuran, Erhan Önal, Dzevad Prekazi, Tugay Kerimoğlu, Mirsad Kovacevic, Tanju Çolak, Uğur Tütüneker ve oyuna sonradan giren Savaş Koç
Galatasaray henüz 11. dakikada penaltıdan Tanju Çolak ile maçı 1-0′e getirirken; bu golün şokunu atlatamayan Fenerbahçe’yi 5 dakika sonra yine Tanju ile avlıyordu. 2-0
38. dakikada sahneye yine Tanju çıkıyor ve duruma 3-0′a getirirken, hem ilk yarı bu skorla bitiyor, hem de tribünlerden beş beş seslerinin yükselmesine neden oluyordu.
Lakin ikinci yarıya bambaşka bir Fenerbahçe çıkmıştı. Henüz ikinci yarının 2, maçın 47. dakikasında Fenerbahçe’nin şu anki teknik patronu Aykut Kocaman fileleri havalandırmış ve skoru 3-1′a getirmişti. Rıdvan’ın harika ara pasını Aykut muhteşem bir gole çevirmiştir.
İkinci golde yine Rıdvan sahneye çıkmıştı. Rakipleri tek tek geçen Rıdvan topu Hasan Vezir’in önüne yuvarlayınca, topukaleye göndermekten başka bir seçenek kalmamıştı. Dakika 53 skor 3-2
Üçüncü golde yine Rıdvan imzası vardı. Rıdvan getirdi, götürdü, Hasan’a çıakrdı topu ve Hasan Vezir kendisinin 2., takımının 3. golünü atıyordu. Dakika 71, skor 3-3
Dakika 82′yi gösterdiğinde yine Rıdvan Dilmen solosu vardı. Rakiplerini ekarte eden Rıdvan maçta 4. kez asist yaparken, Hasan Vezir hat trick yapıyordu. Dakika 82, skor 3-4
Maçın 68. dakikasında Dzevad Prekazi ikinci sarıdan oyundan atılırken, bu skor futbol tarihine altın harflerle yazılıyordu.
Bir an herşeyi unutun. 3 Temmuz 2011 süreci hiç başlamadı. Başkan Aziz Yıldırım, Şehip Mosturoğlu, Cemil Turan hiç tutuklanmadı. Herkes yerli yerinde. Emeni transferi olmadı. Lugano her sezon başında ayrılmak istemiş ve bu sezon başı bunu başarmıştı. Andre Santos iyi fiyata avrupa futboluna açıldı ve yaşı gelen Niang daha kolay bir lige gitmeyi seçti. Hepsi oldu, bitti.
Takıma yerli oyuncular Serdar Kesimal, Orhan Şam ve Sezer Öztürk geldi. Hepsi genç, hepsi gelecek vaad eden oyuncular. Kadroya Aykut Kocaman’ın isteği ile Bienvenu ve Juventus’tan kiralık Reto Ziegler getirildi. Hiç bir sorun yok, hepsi güzel. Yerinde. Şampiyon olmuş, kemik kadrosunu korumuş Fenerbahçe sezon arasında da takıma Fransa Ligi’nin geçen seneki gol kralı Sow monte edildi. Şahane, harikulade…
Takım sezona çok iyi başladı. Geçen sezon bıraktığı yerden; içeride ve dışarıda kazanarak yoluna devam ediyordu. Kendi evinde Manisaspor ile 1-1 berabere kalırken bu maçta Semih’in bariz golü iptal edilince elden 2 puan gitmişti. Yine sahamızdaki maçta sezon başında Samsunspor’a kiralık verdiğimiz kaleci Ertuğrul’un mükemmel oyunu yüzünden geçememişti.
Beşiktaş ile oynanan maçta deplasmanda 2-2 berabere kalırken bu maçta fatura iki isme kesilebilirdi : 1 Aykut Kocaman, 2 Özer Hurmacı. Sol kanadı domine edip, inanılmaz oynayan Caner Erkin’i oyundan alan Aykut Kocaman hatalıyken, son dakikada boş kaleye topu yuvarlayamayan Özer Hurmacı maç sonunda kaçan 2 puanın mimarıydı.
Akabinde ve detayında Sivasspor deplasmanında ilk mağlubiyet geldi. 2-0 gibi net bir skor sahada vardı ve Fenerbahçe futbol anlamına hiç bir varlık ortaya koyamamıştı. Ayrıca bu maç Lig tarihinde deplasmanda üst üste kazanma rekorunun da sınırını belirleyen maç olmuştu.
İte kaka 3 haftayı daha 7 puanla geçiren Fenerbahçe, TT Arena’da bu sezona bol transfer ve Fatih Terim ile Galatasaray karşısına çıktı. Top oynayamayan ve Bilica’nın mağdur ettiği Fenerbahçe sahadan 3-1 mağlup ayrılırken; yine Aykut Kocaman’ın ilginç kadro seçimiyle dikkatimizi celb etti. Mehmet Topuz’un kadroda olmadığı bir maçta Dia ve Stoch gibi isimlerin kenarda oturması bir hayli düşündürüydü. Nitekim oyunun ikinci yarısında oyuna Stoch’un girmesiyle atak yapan Fenerbahçe topu ilerde ve ayağında tutarak daha büyük bir farkın oluşmasını önledi lakin maçtan mağlup ayrıldı.
Galatasaray mağlubiyetinden sonra 7 maça çıkan Fenerbahçe bu seride 5 galibiyet ve 2 beraberlik aldı. Evinde Trabzonspor’u, deplasmanda Bursaspor gibi rakipleri yenerken; ligin ikinci yarısının başlamasıyla 2. deplasman maçında İstanbul Büyük Şehir Belediyesine 3-2 mağlup oldu. Bu maçta da yine Bilica sahadaydı ve bu sezon iyi bir grafik çizen Bekir İrtegün saha yerine Aykut Kocaman’ın yanında yedek kulübesinde oturmaktaydı. Bunun yanında defalarca forvet oynayamadığını söyleyen Alex’in sahada tek forvet olması, gol ayağı diye alınan Bienvenu’nun kenarda oturtulması, takım gol arayacakken top taşıyacak orta kesecek Mehmet Topuz’un oyundan çıkarılması kafalardaki diğer soru işaretleriydi.
IBB maçı Fenerbahçe için bir dönüm noktasıydı artık. Bu deplasman mağlubiyetinden sonra evinde zor bir oyunla Mersin IY’nu 2-1 yenen Fenerbahçe, bir sonraki hafta deplasmanda IBB maçının kopyasına benzeyen bir oyunla Samsunspor’a 3-1 mağlup oldu. Samsunspor düşme hattındaki takımlardan biriydi.
Tekrar evine dönen Fenerbahçe, Beşiktaş’ı 2-0 yenerken, bir sonraki hafta deplasmanda düşme hattındaki bir diğer takım Karabükspor’a 2-1 mağlup oldu.
Karabük faciasından sonra evinde oynadığı Sivasspor maçını 4-2 kazanan Fenerbahçe’nin sevinci yine 1 hafta sürdü ve deplasmanda Eskişehirspor’a 2-1 yenildi.
Bunun ardından evinde Gençlerbirliği’nin 6-1 yeren Fenerbahçe, bir sonraki hafta ligden düşen Ankaragücü’nü zor da olsa deplasmanda 2-0 yenmeyi başardı ve deplasman konusunda bir nefes aldı. Ardından gelen ve evinde oynadığı Galatasaray maçını 2-2, Bursaspor maçını 1-0 kazanarak kapatan Fenerbahçe’de asıl sorun bu maçlarda ortaya konan futboldu.
Galatasaray maçına çok iyi başlayan Fenerbahçe 15 dakikada 2-0 gibi bir skoru yakalamasına rağmen geri çekilip, rakibi sahasında kabul edince; bu yetmezmiş gibi topu ayağa oynamak yerine dan dun vurunca rakip üzerine geldi ve skor maç sonunda 2-2 olmuştu. Bu maçta iyi durumda olan Bekir’in kenarda oturması bir hatayken, oyun garanti değilken Aykut Kocaman’ın Stoch-Alex-Mehmet üçlüsünü oyundan çıkarması giden 2 puanın mimarıydı.
Yine Bursaspor maçında Alex’in harika golü 1-0 öne geçen Fenerbahçe tıpkı Galatasaray maçındaki gibi geri çekilince rakip çok raha geldi, bastı, koştu, vurdu ama şans bu sefer yanındaydı ki 2 top direkten döndü ve 3 puanı tek golle çıkardı. Bu maçta Gökhan Gönül’ün maç kadrosuna alınmaması, Emre Belözoğlu’nun kenarda oturtulması en büyük handikaplardan birisiydi.
Fenerbahçe gibi şampiyonluğa oynayan bir takımın deplasmanda 16 maçta 6 galibiyet, 4 beraberlik ve 6 mağlubiyet alması; hele hele 0 averaj elde etmesi kabul edilebilir bir gerçeklik değildir. İçeride başka dışarıda başka oyunla zirve yarışında rakiplerinize erişemezsiniz. Nitekim şuandaki 7 puanlık farkın asıl sebebi derbi maçlardaki puan kayıpları değil, ligin düşme hattındaki takımlara verilen puanlardır. Bir diğer sorun ise takım oyununu oynayamayan bir görüntü çiziyoruz. Çok fazla dağınık bir görüntümüz var.Continue reading »
Henüz hiçbir şey bitmemişken, henüz ligin dörtte biri oynanmamışken; şu andaki durum ile playoff’a 4 puan farkla girilecekken; bazıların beraberliği şampiyonluk sayıp kutlamalara başlaması ne komiktir. Oysa daha 9 maç vardır ve bu iki takım 2 kere daha karşılacaktır. Fenerbahçe bir maçla kaybetmez, bırakmaz. Unutulmamalıdır. Daha yeni başlıyor deme zamanıdır. Küllerimizden binlerce kere yeniden doğma zamanıdır.
17 Mart 2012… Yer Kadıköy Şükrü Saraçoğlu Stadı. Dünyanın en çok sonucu merak edilen 3 derbi maçından birisi : Fenerbahçe – Galatasaray… Maç öncesi bir çok istatistiği yazmıştım. Fenerbahçe – Galatasaray Maç Öncesi Son İstatistikler
Küçük analizler, rakamların dünyasında gezinmiştim. Fenerbahçe evinde kaybetmezken, Galatasaray’ın da bileği deplasmanlarda bükülmüyordu. Son 12 senede Galatasaray tek puanını Bülent Yıldırım’la alırken, Fatih Terim bugüne kadar Fenerbahçe karşısında 7 galibiyet, 8 mağlubiyet ve 7 beraberlik gibi bir istatistikle Kadıköy’e geliyordu.
Oyuna çok iyi başlayan, koşan, pas yapan, yelpaze misali açılıp kapanan bir Fenerbahçe; ne olduğunu anlayamayan, top tutamayan bir Galatasay vardı maçın ilk yarım saatinde. Keza maç bu anda 2-0′dı ve herkesin aklında şu soru belirdi : “Yoksa 6-0 tekerrür mü edecek” Lakin iş böyle olmadı. Olamadı.
Yarım saatte tüm enerjisini, hırsını sahaya döken Fenerbahçe; bir anda gerisin geriye çekildi. Rakibi sahasında hatta kendi ceza sahası içinde kabullendi. Sonunda ilk yarının 36. dakikasında saçma sapan bir golle rakip bir anda oyuna inandı. Yine bu dakikalarda Fenerbahçe bir çok kontra pozisyon bulacakken orta sahada Alex’in, Baroni’nin, Gökhan Gönül’ün orta sahada topu gerek Stoch, gerek Sow ile buluşturamadan kaptırması üzerine ümit veren ataklar çok çabuk söndü. Maç ilk yarı sonunda 3-1, 4-1 olacakken 2-1 bitti.
İkinci yarıda daha da geriye yaslanan, rakibinden top çalamayan, pas yapamayan, ileri top taşıyamayan Fenerbahçe tüm hakimiyeti rakibine bırakınca saçma sapan bir gol daha yiyerek maçı 2-2 tamamladı. Bunlar yetmez gibi ayağında topu tutacak adamlardan önce Stoch, sonra Alex ve en son Mehmet Topuz oyundan alındı.
Stoch çıktıktan sonra yerine giren Selçuk’la oyun dizilimi tamamen değişen bir Fenerbahçe vardı sahada. Sow forvet hattından sol kanada gelirken, Alex forvet mevkisine kaydırıldı. Defalarca “ben forvet oynayamama, sevmiyorum” diyen Alex’in etkinliği biterken, sol açığa çekilen Sow’un da hücum anlamında katkısı sıfırlandı.
Tüm bunlar yetmez gibi 78. dakikada oyun 2-1′ken, maç garanti değilken topu ayağında tutacak takım kaptanı Alex oyundan alındı, yerine Dia girdi ve takım dizilimi bir kere daha değişti. 4-5-1′e dönen Fenerbahçe’de savunmadan çıkamayan Emre top taşıyamayında oyun içinde topu dağıtma, yönetme, “beyin” görevi işlevini yitirdi. Nitekim 70′te oyuna Baros’u alan Terim’in takımı daha çok basmaya ve kaleye gelmeye başladı. İlk goldeki gibi yine Serdar Kesimal’ın hatasında topu önünde bomboş bulan Hakan Balta skora dengeyi getirdi.
Bu dakikadan sonra top yapması, hücum yapması gereken Fenerbahçe’de “beni değiştirin” diyen Baroni yerine Aykut Hoca oyundan Mehmet Topuz’u da oyundan çıkarınca maç zar zor 2-2 ile bitti. Maç bitimi ile Galatasaray camiası şampiyonluk kutlamalarına başlarken; Fenerbahçe’mizde şaşkınlık, bitkinlik hakimdi.
Hele hele maç sonunda Aykut Kocaman’ın “Devre arasında maçı kaybetmiş gibiydik” açıklaması bardağı taşıran son damlaydı. Oyuncuların bitmemiş bir maçtan, devreye önde girdikleri bir maçta; bitmiş, gitmiş gibi olduklarını açıklamak açıkçası yakışıksızdı. Devre arası oyuncularını motive edemeyen, oyunu süzemeyen, hatalı oyuncu değişiklikleri yapan Aykut Kocaman bana göre kaybedilen 3 puanın en büyük mimarıdır. Lakin daha fazla detaya girmeyeceğim. Aykut Kocaman’ın iyi bir karakteri vardır lakin antrenörlük babında kişisel fikirlerimi beni tanıyan arkadaşlar ve okurlar iyi bilmektedir. Uzun uzadıya teferruata gerek yoktur.
Velakin henüz lig bitmediğinden, daha 9 maç ve şu andaki duruma göre playoff’a 4 puan farkla girileceğinden hala koz elimizdedir. Oyuncularımız maçın ilk 30 dakikasındaki gibi savaşırsa, oynarsa playoffda rakibini 2 maçta da yenecek güçtedir. Şu saatten sonra yapılacak şey herkesle oturup tek tek konuşmak, maçın kasedini tekrar tekrar izlemek olacaktır.
Geçen sezonun ikinci yarısında oynayan takımda budur, playoff’da oynayacak takımda. Taraftarın, oyuncuların, yönetimin artık “Niang, Lugano, Santos” yok deme geyiğini bırakması; “Emenike olsa böyle olmazdı” demeye son vermeleri gerekir. Bu hafta sahada gördük ki Niang gibi bir Sow, Santos gibi bir Ziegler oynamıştır. Evet bir tek Lugano yoktur ama futbol takım oyunudur. Takımın iskeleti, yönetimi, teknik heyeti geçen sezonun mimarı olan ekiptir.
Gidene hayıflanmak, alınan beraberliğe durmadan üzülmek işimiz değildir. Lig bitmemiştir. Daha yeni başlamaktadır. İnsan hatalarının toplamıdır. Bundan, bu sonuçtan ders alınmalıdır. Alacağız da… Artık bu takım Başkan’ı için, taraftarı için, onuru için oynamalıdır. Kimse çıkıp da “şu olsa bu olsa” dememelidir. Uefa’yı, Platini’yi bahane etmemelidir. “Başkanımız içeride kusura bakmayın” dememelidir. Tam tersine bunca olumsuzluğa inat oynamalı, mücadele etmelidir.
Eğer ki cumartesi akşamı takımımız savaşsa, ikinci pozisyon üretse, oynasa da maç 2-2 berabere bitseydi eminim üzülmeyecektir. Çünkü diyecekti ki “Savaştılar” Şimdi savaşma zamanıdır.
Taraftar senden vazgeçmemiş, her zamankinden daha çok sarılırken, maçlarına içeride dışarıda tam kapasite gelirken, ağzından çıkacak bir sözü neredeyse vecize sayarken “Savaşmalıdır”
Güzel günler, güneşli günler için “Savaşmalıdır”
Kocaman umutlarımızın sahibisiniz zira. Biz dışarıda siz ve yöneticilerimize inanıyoruz, siz de kendinize inanın. İnanın çocuklar.
Geçecek… Onurunuz için, Formanız için, Başkanınız için, sizden vazgeçmeyen Bizler için…
Playoff öncesi Spor Toto Süper Lig’de son 4 haftaya girilirken Fenerbahçe sahasında ezeli rakibi Galatasaray’ı konuk ediyor. Fenerbahçe zorlu lig yarışında liderin 9 puan gerisinde 2. sırada yeralırken, Galatasaray ligde şu an lider konumda bulunuyor.
31. Hafta mücadelesinde Şükrü Saraçoğlu Stadında saat 20:00′da başlayacak maçta Bülent Yıldırım düdük çalacak.
Ligin ilk yarısında Türk Telekom Ali Samiyen Arena’da oynanan maçı Galatasaray 3-1 kazanmıştı.
Fenerbahçe ve Galatasaray 53 sezonda 136 kez karşılaşmış; bu maçların 54′ünü Fenerbahçe, 42′sini Galatasaray kazanırken, 40 maçda da eşitlik bozulmamıştı. Fenerbahçe ile Galatasaray takımlarının son 53 yılda aralarında yaptıkları müsabakalar göz önüne alınarak istatistik verilmiştir. Buna aralarındaki kupa maçları da dahildir.
136 maçta Fenerbahçe 197 gol atarken, Galatasaray buna 172 golle karşılık verdi.
Saraçoğlu’nda 13 maçtır kazanamayan Galatasaray, son kez 22 Aralık 1999’da rakibini 2-1 yenmişti. Galatasaray Kadıköyde son 13 maçta 12 mağlubiyet ve 1 beraberlik alabildi.
Cumartesi oynananacak maça Galatasaray taraftarı alınmayacak.
Maçın Hakemi :Bülent Yıldırım
Bülent Yıldırım bu sezon Spor Toto Süper Lig’de 14 maç yönetti. Bu 14 maçta; ev sahibi takımlar 4, deplasman takımları 8 kez mutlu sona ulaştı. 2 maçta ise eşitlik bozulmadı.
Yıldırım düdük çaldığı 14 maçta 65 sarı ve 4 kırmızı kartını kullandı. Kartları ev sahibi takımlara rahatça çıkaran Yıldırımın, gösterdiği kart dağılımı ise şöyle :
Ev sahibi takıma : 35 sarı ve 3 kırmızı kart (1 kırmızı çift sarıdan)
Deplasman takımına : 30 sarı ve 1 kırmızı (1 kırmızı çift sarıdan)
Bülent Yıldırım yönetiminde bu sene Fenerbahçe 3 maça çıktı. 3 maçını da kazanan Fenerbahçe 11 gol atıp, 3 golü kalesinde gördü. Fenerbahçe deplasmanda Gaziantep’i 3-1, evinde ise Kayserispor’u 4-0 ve Sivasspor’u 4-2′lik skorlarla mağlup etti.
Galatasaray ise Bülent Yıldırım yönetiminde çıktığı 2 lig maçını da kazandı. Kendi evinde Sivasspor’u ve deplasman Gaziantepspor’u aynı skorlarla 2-1 mağlup etti. Gaziantep maçında Hakan Balta’yı oyundan atamayışı ve pozisyona penaltı vermemesi çok tartışıldı.
İşte o tartışmalı pozisyon :
Bunun haricinde Bülent Yıldırım geçen sezon Kadıköy Şükrü Saraçoğlu Stadındaki 0-0 biten derbi maçını da yönetmiş, o maçtaki pozisyonlar çok konuşulmuştu. Son 13 maçta Galatasaray’ın tek puan alıp, Sabri Sarıoğlu’nun yumruk şov yaptığı maçın hakeminin çok kritik bir maça atanması ise soru işareti. Bülent Yıldırım’ın kariyerindeki yöneteceği ise 3. derbi.
Geçmiş sezonlarda Yıldırım‘ın yönettiği Fenerbahçe maçlarındaki bir çok pozisyon ise hala akıllarda. İşte o maçlardan derlenen görüntüler. Yorum, takdir sizlere kalmış.
Ev Sahibi : Fenerbahçe
Fenerbahçe ligde 30 haftanın ardından liderin 9 puan gerisinde ve 2. sırada.
Fenerbahçe 30 hafta sonunda 18 galibiyet, 6 beraberlik ve 6 mağlubiyetle 60 puan topladı. Bu maçlarda 55 gol attı, 31 gol yedi ve +24 averaj elde etti.
Fenerbahçe kendi sahasındaki maçlarda bu sezon 14 maçta hiç yenilmedi. 14 maçta 12 galibiyet ve 2 beraberlik aldı. 34 gol atıp, 10 gol yedi. Bu da maç başına 2 gol anlamına geliyor.
Fenerbahçe Saraçoğlu’ndaki son maçında Gençlerbirliği ile karşılaşmış, maçı 6-1 kazanmıştı.
Fenerbahçe Ligde son 5 maçta 2 mağlubiyet ve 3 galibiyet aldı. Bu 5 maçta 14 gol atarken, kalesinde 7 gol gördü. Fenerbahçe ligde evinde 37 maçlık yenilmezlik serisine sahip. Fenerbahçe evinde oynadığı son 10 maçı kazandı.
Fenerbahçe’de Galatasaray maçı öncesi ameliyat olan Sezer Öztürk ve 3 maç ceza alan Caner Erkin eksikler olarak göze çarpıyor.
Fenerbahçe‘de Galatasaray maçı öncesi Gökhan Gönül, Orhan Şam, ve Mehmet Topuz kart ceza sınırında bulunuyor. Kart gören oyuncular 25 Mart 2012 tarihindeki kendi sahamızda oynanacak Bursaspor maçında forma giyemeyecek.
Fenerbahçe‘nin bu sezon gol ayakları; 12 gol Alex de Souza, 10 gol Miroslav Stoh, 6 gol Bienvenu , 5 gol Baroni ve Emre Belözoğlu olarak göze çarpıyor. Yine 4 gol Moussa Sow, 3 gol Mehmet Topuz ve Issıar Dia gol ayakları olarak takıma katkı veriyorlar.
Fenerbahçe‘de Superligde atılan 55 golün 42′sini orta saha oyuncuları atarken, forvet hattı 11 gol buldu. Bu sezon defans oyuncuları ise sadece 2 gol bulabildi.
Fenerbahçe ligde attığı 55 golün 20′sini ilk yarılarda bulurken, 35 gol 2. devrelerde geldi.
Fenerbahçe’de Semih Şentürk, Fabio Bilica, Özer Hurmacı’nın maç kadrosuna alınıp alınmayacağı yine belirsiz görülüyor.
Fenerbahçeli futbolcu Emre Belözoğlu, Spor Toto Süper Lig’de eski takımı Galatasaray ile oynayacakları karşılaşmada 200. lig maçına çıkacak. Emre Belözoğlu, Türkiye liginde Galatasaray formasıyla 102 maçta 14, Fenerbahçe formasıyla 97 maçta 11 kez golle buluşurken, toplam 199 maçta 25 gol kaydetti.
Fenerbahçe sezon öncesi ve sezon içinde bir çok sıkıntı yaşaması, yöneticilerinin tutuklu oluşu, şampiyon kadrodan Lugano, Santos, Niang gibi isimlerin ayrılması sonrasında bir çok maçta bu oyuncuları aramış; dönem dönem gerek yorgunluk, gerek mental düşüşler ve gerekse saha dışındaki oyunlar yüzünden inişli çıkışlı bir grafik çizdi.
Verilmeyen golleri, rakibin sert oyunları karşısında hakemlerin takdir haklarını rakipten yana kullanması ve kadro darlığı şu anki 9 puanlık farkın en baş nedeni. Kendi evinde yenilmeyen (37 maç) ancak deplasmanda bu sezon kötü bir grafik çizen Fenerbahçe’nin cumartesi günü en büyük kozu maçı evinde oynayacak olması ve taraftarı. İdeal 11′in şu an eksik bulunmazken, tek soru işareti “stoperde Yobo’nun yanında Serdar Kesimal mı yoksa Bekir İrtegün mü oynayacak” sorusu. Benim kişisel kanaatim Bekir ile başlanması yönünde olması lakin son kararı elbette Aykut Kocaman verecektir.
Aykut Kocaman yönetiminde Fenerbahçe 2 sezonda çıktığı derbi maçlarda (BJK, GS) 3 beraberlik, 3 galibiyet ve 1 mağlubiyet aldı. Geçen sezonun ilk yarısında rakiplerini yenemeyen Fenerbahçe, ligin ikinci yarısında rakiplerinden rövanşı almıştı.
Bu sezonun ilk yarısında Galatasaray’a 3-1 kaybeden ve Beşiktaş’la 2-2 berabere kalan Fenerbahçe; ligin ikinci yarısında Beşiktaş’tan rövanşı 2-0 almıştı.
Aykut Kocaman yönetiminde Fenerbahçe 2 sezonda 73 maça çıkmış; 46 galibiyet, 12 beraberlik ve 15 mağlubiyet almıştır. Bu istatistiklere Avrupa ve Türkiye kupa maçları da dahildir.
Misafir Takım : Galatasaray
Galatasaray ligde 30 haftanın ardından lider konumda bulunuyor. 30 maçta 21 galibiyet, 6 beraberlik ve 3 mağlubiyet alan Galatasaray; 60 gol atıp, 21 golü kalesinde gördü. 30 maçta +39 averajla 69 puan topladı.
Galatasaray deplasmanda bu sezon çıktığı 15 maçta 9 galibiyet, 4 beraberlik ve 2 mağlubiyet alarak 31 puan topladı. Sarı kırmızılılar 15 deplasman maçında 25 gol attı ve sadece 8 gol yedi.
Galatasaray ligde son maçında sahasında Gençlerbirliği’ni 2-0 mağlup etmişti. Deplasmandaki son maçında ise Sivasspor’u 4-0 gibi farklı bir skorla geride bırakmıştı.
Galatasaray ligde son 5 maçını kazanırken; bu maçlarda toplam 13 gol atıp, 3 gol yedi.
Galatasaray‘da bu sezon gol ayakları; 11 gol Johan Elmander, 9 gol Felipe Melo ve Selçuk İnan, 7 gol Milan Baros ve ara transferde gelen 5 gol atan Necati Ateş.
Galatasaray‘da Fenerbahçe maçı öncesi kart cezalısı oyuncu bulunmazken; as kadrodan sakat oyuncu bulunmuyor.
Galatasaray geçen sezonu lider ve şampiyon Fenerbahçe’nin 36 puan gerisinde 8. sırada tamamlamıştı. Bu sezonla beraber yeni yönetimi, yeni hocası ve takıma yeni katılan 13 oyuncuyla kadrosunu güçlendirmişti. Kadrosunu dağıtan Trabzonspor, bir türlü toparlanamayan Beşiktaş ve bir çok sıkıntı yaşayan Fenerbahçe önünde ligde lider durumda bulunan Galatasaray’ın aslında oyun anlamında çok da ışık vermediği aşikar.
Bir çok maçını zorla, hatalı kararlarla kazanan sarı kırmızılı ekibin, cumartesi günü ligin ilk yarısındaki gibi bir kadro ve oyun anlayışı ile sahaya çıkması bekleniyor. Stoperde Semih’in çok fazla hata yapması, sol bekte Hakan Balta’nın etkisiz oyununa rağmen bireysel yeteneklerle maç alan Galatasaray’da durum bu sefer parlak görünmüyor.
Ligin ilk yarısındaki maça nazaran daha derli toplu, oturmuş bir kadro ile karşısına çıkacak Fenerbahçe önünde; Galatasaray 11 senelik şanssızlığını kırmak ve bu sezonki başarısının tesadüf olmadığını kanıtlamaya geliyor. Adil bir yönetim olduğu takdirde Ujfalusi, Melo ve Engin takımı eksik bırakabilecek isimler.
Antrenör bazında bakarsak Galatasaray bu sezon 3. kez takımın başına deneyimli Fatih Terim‘i getirdi. Daha önceden 1996-2000 yılları arasında ve 2002-2004 yılları arasında takımın başında yer alan Terim; 3. kez Galatasaray’ın başarısı için saha kenarında ter döküyor.
Deneyimli hoca 3 dönemde Galatasaray başında lig, kupalar dahil 314 maçta 195 galibiyet, 51 mağlubiyet ve 68 beraberlik aldı. 3 farklı dönemde 8. sezonunu yaşayan Terim, Galatsaray ile 4 Süperlig şampiyonluğu, 1 Uefa Kupası şampiyonluğu, 2 Türkiye Kupası şampiyonluğu, 2 Cumhurbaşkanlığı Kupası şampiyonluğu sevinci yaşadı.
Fatih Terim Galatasaray başında 22 Fenerbahçe maçına çıkarken, bu maçlarda; 7 galibiyet, 8 mağlubiyet ve 7 beraberlik aldı.
İDDAA : Favori Fenerbahçe
Spor Toto Süper Lig’in 31. haftasında oynanacak Fenerbahçe – Galatasaray derbisinin iddia oranları belli oldu. Buna göre ev sahibi Fenerbahçe’ye 2.00, deplasman takımı Galatasaray’a 2.65 oran verilirken, beraberliğin oranı da 3.10 olarak belirlendi.
Alex de Souza ve Derbi Karnesi
Fenerbahçe’de 8. sezonunu yaşayan Kaptan Alex; derbilerde 21 kez forma giydiği Beşiktaş’a 13, 17 kez oynadığı Galatasaray’a ise 7 gol attı.
Özellikle derbi maçlarda golcü kimliğini ön plana çıkaran Alex, son 5 derbide Beşiktaş filelerini 4, Galatasaray ağlarını ise 2 kez havalandırdı.
Türkiye kariyerinde 2 kez gol krallığı tacını takan, geçen sezon ”100′ler Kulübü”ne giren Alex, bu sezon 26 maçta 12 gol attı.
Alex 17 mart 2012 cumartesi akşamı yine Fenerbahçe’nin en büyük gol silahı. İlerleyen yaşını eleştirenlere en güzel cevabı, iyi futboluyla yine sahada verecektir kaptan.
Mental olarak hazır olduklarını da twitterdan bildrimişti.
Kadıköyde Son 11 Maç’lık Yenilmezlik Serisi
2000′li yıllara girdiğimizden beridir Galatasaray’ın yüzü bir türlü Kadıköyde gülmedi. Geride kalan 11 maçta sadece tek puan alabilen Galatasaray; 11 maçta 5 gol atarken, Fenerbahçe rakibine 27 golle karşılık verdi.
2000-01 (6 Mayıs 2001): 2-1 2001-02 (16 Şubat 2002): 1-0 2002-03 (6 Kasım 2002): 6-0 2003-04 (29 Şubat 2004): 2-1 2004-05 (22 Mayıs 2005): 1-0 2005-06 (22 Nisan 2006): 4-0 2006-07 (3 Aralık 2006): 2-1 2007-08 (8 Aralık 2007): 2-0 2008-09 (9 Kasım 2008): 4-1 2009-10 (25 Ekim 2009): 3-1 2010-11 (24 Ekim 2010): 0-0
Bu 11 maçın 10′una çubuklu ile çıkan Fenerbahçe karşısında Galatasaray her sezon farklı bir forma ile sahaya çıktı. Bu da ayrı bir istatistik olarak karşımıza çıktı.
Fenerbahçe 6-1 Gençlerbirliği… Bu sadece büyük bir zafer değil, yedi uyuyanlar misali tüm sezonu ite kaka geçen Fenerbahçe’nin dirilmesiydi. Maç öncesi istatistikleri Fenerbahçe – Gençlerbirliği Maç Öncesi Son Detaylar yazımda vermiştim.
Kadıköyde Fenerbahçe’nin bambaşka oynadığını, evinde 36 maçtır kaybetmediğini yazmıştım. Tahmini kadromu net yazmıştım ki ne eksik ne fazlaydı. Beklediğim gibi bir kadroyla çıkmıştı sahaya Fenerbahçe. Gol ayaklarını sıralarken ne kadar tehlike olduğumuzu göstermiştim. Üzmedi beni Fenerbahçe.
Bir maçtan ötesi dedim. Keza biz kazanıp, kaybetmesine değil; sahada mücadele etmemesine, iyi oynamamasına kızıyorduk. Geçen sezon gördüğümüz o yardımlaşmanın, ayağa pas yapamamanın, pozisyon yaratamamanın eksikliğinden dem vuruyorduk. Bu sene sanırım ilk defa stressiz, keyifli bir maç izletti bize Fenerbahçe. Koştu, mücadele etti, rakibine pozisyon vermedi.
Kaptırdığı topun peşinden gitti, alan daralttı, ayağa oynadı. En önemlisi kimse başını eğmedi, top istedi. Yaklaşık 10 maçtır eleştirdiğim Baroni bile “topu bana verin” deyip hızlı hücumlara katıldı. Mehmet Topuz uzun bir aradan sonra içeri gömülmek, orta sahaya gelmek yerine; sağ kanadı Gökhan Gönül’le koridora çevirdi. Dikkat edersek zaten geçen sene sağ kanatta Mehmet-Gökhan uyumu sayesinde goller geliyordu.
Fenerbahçe
Alex kendinden emin, sakin ve ayağa oynadı. Hatta koştu, sinsi bir şekilde pozisyonları takip ederek hem attı hem attırdı. Emre hem ileri hem geri koşarak orta sahada ben varım dedi resmen. Hakkında çıkan “gidecek” haberlerine inat “ben buradayım beyler” dedi.
Stoch, Sow… İnanılmaz adam eksiltmeleri dışında çok şık goller attılar. Stoch’un iki golü mükemmel ötesiyken; Sow’un bir forvet vuruşuyla attığı gol ve Dia’nın golünde stoperleri peşine takarak golü hazırlaması aslında özlediğimiz, beklediğimiz şeylerdi.
Serdar, Yobo ve Ziegler neredeyse hatasız oynarken; Volkan’ın yediği golde zaten yapacak birşeyinin olmadığı aşikardı. Zira bir penaltı pozisyonuydu.
Playoff öncesi Spor Toto Süper Lig’de son 6 haftaya girilirken Fenerbahçe sahasında Ankara temsilcisi Gençlerbirliği’ni konuk ediyor. Fenerbahçe zorlu lig yarışında liderin 9 puan gerisinde 2. sırada sürdürürken, Gençlerbirliği bu sezonki süpriz çıkışıyla 44 puanla 5. sırada.
29. Hafta mücadelesinde Şükrü Saraçoğlu Stadında saat 19:00′da başlayacak maçta Tolga Özkalfa düdük çalacak.
Ligin ilk yarısında Ankarada oynanan maçta gol sesi çıkmadığından maç 0-0 berabere tamamlanmıştı.
Fenerbahçe ve Gençlerbirliği bu güne kadar 82 kere karşılaşırken; bu maçlarda 37 kez Fenerbahçe, 16 kez de Gençlerbirliği galip geldi. 29 maçta ise eşitlik bozulmadı.
82 maçta Fenerbahçe 147 gol atarken, Gençlerbirliği buna 102 golle karşılık verdi.
Fenerbahçe ligde sahasında Gençlerbirliği ile yaptığı son 8 maçı da kazandı.
Maçın Hakemi : Tolga Özkalfa
Tolga Özkalfa bu sezon ligde 15 maçta düdük çaldı. Yönetimindeki 15 maçta ev sahibi takımlar 9 kez galibiyet sevinci yaşarken, deplasman takımları sadece 3 kere sevinebildi. Yönetimindeki 3 maç ise berabere bitti.
Özkalfa yönetimindeki 15 maçta toplamda 84 sarı kart, 5 de kırmızı kart çıktı. Kartlarına çok kolay başvurabilen Tolga Özkalfanın kart dağılımı ise şöyle :
Ev Sahibi : 45 sarı – 3 kırmızı (2 kırmızı kart çift sarıdan)
Deplasman : 39 sarı – 2 kırmızı (1 kırmızı kart çift sarıdan)
Tolga Özkalfa yönetiminde Fenerbahçe bu sezon ligin ilk yarısında evinde Eskişehirspor’u 1-0 yenerken, ligin 2. yarısı ilk maçında deplasmanda Orduspor ile 1-1 berabere kalmıştı. Maç esnasında ise verdiği kararlar ile Fenerbahçe taraftarını çileden çıkarmıştı.
Gençlerbirliği ise Özkalfa yönetiminde bu sezon sahasında Galatasaray’a 1-0 mağlup olurken, yine sahasında konuk ettiği İstanbul Büyükşehir Belediye takımını 4-0 gibi farklı bir skorla mağlup etmişti.
Ev Sahibi : Fenerbahçe
Fenerbahçe ligde 28 haftanın ardından liderin 9 puan gerisinde ve 2. sırada.
Fenerbahçe 28 hafta sonunda 16 galibiyet, 6 beraberlik ve 6 mağlubiyetle 54 puan topladı. Bu maçlarda 47 gol attı, 30 gol yedi ve +17 averaj elde etti.
Fenerbahçe kendi sahasındaki maçlarda bu sezon 13 maçta hiç yenilmedi. 13 maçta 11 galibiyet ve 2 beraberlik aldı. 28 gol atıp, 9 gol yedi. Bu da maç başına 2 gol anlamına geliyor.
Fenerbahçe Saraçoğlu’ndaki son maçında Sivasspor ile karşılaşmış, maçı 4-2 kazanmıştı.
Fenerbahçe Ligde son 5 maçta 3 mağlubiyet ve 2 galibiyet aldı. Bu 5 maçta 9 gol atarken, kalesinde 9 gol gördü. Fenerbahçe ligde evinde 36 maçlık yenilmezlik serisine sahip. Fenerbahçe evinde oynadığı son 9 maçı kazandı.
Fenerbahçe’de Gençlerbirliği maçı öncesi ameliyat olan Sezer Öztürk, adelesinde sorun yaşayan Bekir İrtegün ve 3 maç ceza alan Caner Erkin eksikler olarak göze çarpıyor.
Fenerbahçe‘de Gençlerbirliği maçı öncesi Gökhan Gönül, Serdar Kesimal , Orhan Şam, Cristian Baroni, Alex de Souza ve Mehmet Topuz kart ceza sınırında bulunuyor. Kart gören oyuncular 11 Mart 2012 tarihindeki Ankaragücü deplasmanında forma giyemeyecek.
Fenerbahçe‘nin bu sezon gol ayakları; 11 gol Alex de Souza, 8 gol Miroslav Stoh, 6 gol Bienvenu , 5 gol Baroni ve 4 gol ile Emre Belözoğlu olarak göze çarpıyor.
Fenerbahçe’de Semih Şentürk, Fabio Bilica, Özer Hurmacı’nın maç kadrosuna alınıp alınmayacağı yine belirsiz görülüyor.
Tahmini 11
Volkan Demirel
Gökhan – Serdar Kesimal – Yobo – Ziegler
Mehmet Topuz – Baroni – Emre – Stoch
Alex
Sow
Misafir Takım :Gençlerbirliği
Gençlerbirliği ligde geride kalan 28 haftada 12 galibiyet, 8 beraberlik ve 8 mağlubiyetle 44 puan topladı ve ligde şu an 5. Sırada yer alıyor. Ankara temsilcisi 28 maçta 44 gol atarken, kalesinde 38 gol gördü.
Gençlerbirliği ligde son maçında sahasında Sivasspor ile 3-3 berabere kaldı. Bu maçta Sivasspor 9 kişi ile mücadele etti.
Gençlerbirliğinde Debatik Curri ve Emre Aygün sakatlığı nedeniyle forma giyemezken, kart cezalısı oyuncu görülmüyor.
Gençlerbirliği son 3 maçta galip gelemedi. (1 beraberlik, 2 yenilgi)
Gençlerbirliği, Ankara dışında oynadığı son 3 maçta 1 galibiyet, 1 beraberlik, 1 yenilgi aldı
Gençlerbirliği’nin son 7 maçının 6’sı üst bitti ve bu 6 maçta karşılıklı gol oldu.
Gençlerbirliği’nde bu sezon gol ayakları; 13 gol Hervé Tum, 6 gol Yasin Öztekin, 4′er gol atan Hurşut Meriç ve Randall Azofeifa olarak göze çarpıyor.
Bundan tam 15 gün önce Kocaman Umutlarımızın Sahibisiniz diye yazmıştım. Yine bir mağlubiyet sonrasıydı. Yine bir deplasman dönüşü takım ağır yara almıştı. Fenerbahçe içeride rakiplerini tek tek ekarte ederken, deplasmanda tel tel dökülüyor demiştim. Ama inancımız tam, güvenimiz tam diyordum. Hala daha diyorum. Çünkü biliyorum ki ne olursa olsun, fark kaç olursa olsun önümüzde 6+6 maç daha var şampiyonluk için. İlk 6 maçın 4′ü kendi sahamızda ve deplasmanda Ankaragücü ile Trabzonspor maçları kalmış. Ve önümüzdeki rakibimizle henüz oynanamamışız bile. Hala olacak durumda, bir silkinse takım, bir inansa…
Her hafta, her maçtan sonra söylenen “Canınız sağolsun. Nazar bocuğu olsun.” sözlerine nasıl kızdığımı yüzlerce defa buradan, facebookdan, twitterdan yazdım. Hatta daha da yazacağım. Zira ben asla kötü sonuçlardan sonra durumu yaşanan “Dava” süreci ardına saklayacaklardan değilim. Eğer ki bu az Fenerbahçe’li yapacaksa, kabul. Ben sizden az Fenerbahçe’liyim.
Bir tezim var zira. Başarızlıkları dava sürecine bağlayacaksak eğer; Fenerbahçe Kadın Basketbol takımımız, Erkek Voleybol Takımımız Fenerbahçe Grundig, Kadın Voleybol Takımımız Fenerbahçe Universal, ruhsuz / vurdum duymaz olacak. Bir Spor Kulübüysek eğer, yaşanan her tümlü olumlu-olumsuz süreçler tüm kulübü etkilecektir.Ortaya şu soru çıkar o halde; problem nerede?
Problem belki de senin, benim, hepimizin bu sene amiral gemimiz olan Futbol Takımını oyun bazında eleştirmememizden ileri geliyor. Binlerce kere yazdığım üzere; eleştiri ile hakareti önce bir ayıralım. Oyunu ve oyuncuyu eleştirin, lakin oyuncuya takıma küfretmeyin. Kazanıp, kaybetmeden önce taraftar olarak beklenti “Mücadele”dir. Şu an sahada göremediğimiz ama özlediğimiz, o hırs, mücadele ve kaybederken bile dik durabilmektedir.
Aynı soruyu bir kere daha soracaklar ve diyecekler ki :
- Kardeşim bu sene bizim derdimiz iyi oyun mu? Galip gelmek önemli mi? Başkan vs içeride değil mi? Onur mücadelesi değil mi?
Onur mücadelesinin anlamını, başkanı ve başarıyı tekrar tekrar açıklayabilirim. Onur mücadelesi demek, formanı giyip sahada kendini gezdirmek değildir. Onur mücadelesi veren takımlar, insanlar sahaya çıkar koşar. Mücadele eder. Belki kazanır, belki kaybeder. Ama insanlar şunu der : “Mücadelesi takdire şayan” Bizim takımımızda şu an göremediğimiz, özlediğimiz o hırs. O enerji, o vazgeçmeme.
Size defalarca “Başkan” çıkacak dedim ve hala diyorum. Çıkacak, sabredin. Adım adım, ince ince… Başkan için oynayın. Tam zamanıdır.
Bir önceki yazının bazı kısımlarını aynen tekrar alıyorum şimdi :
“Haklısın, haklısın da onur mücadelesi veren bir görüntü çizmiyoruz. Ne diyoruz durmadan “Sonucu geçtik, en azından mücadele” Lakin sahada onu da göremiyoruz. Her geçen gün Fenerbahçe Yönetimi, taraftarı birlik olurken; zafere inanırken, oyuncuların bu derece inancını kaybetmesini nasıl açıklayabiliriz?
Mücadele eden, koşan, basan, pas yapan takımı nasıl gün be gün kaybettik biz? Ne oldu, ne değişti? Mantıklı bir şey söyleyin, tamam diyelim. Sen sahada ne kadar iyi mücadele edersen; bu takımı, taraftarı ve içeride sana inanan Aziz Yıldırımı ve Yöneticilerimizi o derece mutlu edersin. Sen de çökersen, hepsi çöker.
Taraftar senden vazgeçmemiş, her zamankinden daha çok sarılırken, maçlarına içeride dışarıda tam kapasite gelirken, ağzından çıkacak bir sözü neredeyse vecize sayarken; sen neden bu kadar düştün Fenerbahçe Futbol Takımı? Bir sıkıntın var, biliyorum. Birileri içeride canını cidden sıkıyor gibi.”
Takım nasıl oynamalı, kim kenarda oturmalı, kim sahada durmalı diye yazmıyorum. Gözle görülür bir şekilde kimin iyice düştüğünü zaten görüyorsunuz. Klasik, kopyasının kopyası golleri yediğimizi biliyorsunuz. Hücumda kısırlaştığımızı biliyorsunuz. Geçen sezon ki gibi yine hakemlere karşı da oynadığımızı biliyorsunuz. Ama kadro aynı kadro. Gideni boşverin, gitmiş, bitmiştir. Yerlerine yenileri ve eş değerleri gelmiştir. Dik durun.
Güzel günler göreceğiz evet, güneşli günler için de kaldırın şu takımı ayağa. Koşun biraz, mücadele edin. Vurun, kırın, parçalayın. Siz inanın, biz inanıyoruz. Kocaman umutlarımızın sahibisiniz zira. Biz dışarıda siz ve yöneticilerimize inanıyoruz, siz de kendinize inanın. İnanın çocuklar.
Geçecek… Onurunuz için, Formanız için, Başkanınız için, sizden vazgeçmeyen Bizler için…
Kim Ne Demiş?