Milli Takım Kazanmamıştır

Bugün yani 2 Eylül 2011 günü, TT Arenada Kazakistan Milli Takımı ile oynayan ülke milli takımımız; futbol namına ortaya pek bir varlık koyamamıştır. Gruplarda oynadığı 7 maçta açıkça hiç bir varlık gösteremeyen, mutlak galibiyet ve hatta fark atması gereken takımlar karşısında ecel terleri dökmüştür.

Nereden başlasak? Bu takımın hocası değişirken, yerli akıl hocasının değişmediğini ve aslında kadroyu Hiddink değil, Oğuz’un kurduğu aşikardır. Bunu bir kenara not alınız. Ve takıma geçelim.

Volkan’ın yediği gol bir kaleci talihsizliğidir. Diyebilecek çok fazla bir şeyimiz yok. Ancak 7 maçta 8 gol yiyen bir savunma, henüz gruplardayken insanın aklına kurt düşürmektedir. Maç başına 1 golden fazla. Bu da olası bir turnuvaya katılma durumunda takımın her maça 1-0 geride başlaması anlamına gelmektedir. Futbol sadece bir oyun değil, istatistik işidir. Açıkçası grup lideri Almanya’nın 22 gol atıp 3 gol yemesi insanı kıskandırmalıdır. Biz ise 11 atıp, 8 yemiş bir takımız. Yani ne atabiliyoruz, ne rakibi tutabiliyoruz.

Bu maçta savunmanın sağ kanadında mecburen Sabri’ye kaldığımız doğrudur. Ve maçı dikkatle izlediyseniz, takım elinden geldiğince sağ kulvar değil, soldan oynamaya çalışmıştır. Zira Sabri’nin de önünde; alabildiğine bencil, sürekli göbeğe yaslanan ve her ayağına aldığı topu paslaşmak yerine kaleye vurmayı tercih eden bir Kazım vardır. Bu iki oyuncunun da ben Milli Takım formasını haketmediğini düşünmekteyim. İyi durumdaki Gökhan Gönül ve Mehmet Topuz ikilisini tercih ederim. Gökhan’ın sakat olduğunu biliyoruz. Eğer ki sakat değilse yerine bu iyi bir oyun koyan Serkan Balcı tercih edilebilirdi.

Yine sağ kanat için bu ülkede ne kadar kendisini ve geldiği kulübü sevmesem de; Bursaspordan Trabzonspor’a transfer olan Volkan Şen gibi hızlı, adam eksiltebilen ve pas vermeyi becerebilen bir adam seçilebilirdi. Olmamış. Teknik direktör seçimi değil, hatasıdır.

Defansın göbeğinde yanlış bilmiyorsam Hiddink’in adamları sakatmış : Servet Çetin ve Gökhan Zan. Bu arada Gökhan Zan’ın nasıl milli forma giydiği ise tartışılır. Ancak bugün gördüğüm kadarı ile bu sene Fenerbahçe’mize katılan Serdar Kesimal’ın biraz daha zamana ihtiyacı var. Ki doğrusu da budur. Henüz büyük mücadeleleri görmemiştir. Pişecektir. Ancak bir hatası var. Sinirlerine hakim olmayı öğrenmesi gerekir. Rakibinize gol atmak istiyorsanız, oyundan stoperleri elemeniz gerekir. Kart çıkarttırırsınız veya oyundan attırırsınız. Serdar eğer ki sakin olamazsa bu sene milli takımı geçelim, ligde Fenerbahçe’yi fazlasıyla eksik bırakabilir.

Defansın soluna birşey diyemiyorum. Hakan Balta, Caner Erkin veya İsmail Köybaşı… Hangisini seçerseniz seçin, sonuç çok fazla değişmeyecektir. Sol bek sıkıntısı hep vardı ve olacaktır. Bu yüzden bütün iş sol ileri oyuncunun meziyetine kalmaktadır. Arda Turan da o bildiğiniz Arda işte. Hakeme el kol sallamalar, ana avrad sövmeler… Kart için yırtınan bir zihniyet. İspanya’da bu kadar rahat olmayacağına eminim. Maçı kazandıran golü atıp kahraman oldu sanırım. Ama bana göre o da ortalama üzerinde değildi bugün.

Orta sahada Emre Belözoğlu sakatlanana kadar her zamanki gibiydi. Yine aynı sorun : Baldır. Buna da bir çözüm yok. Nitekim alternatifi de yok. Ancak yerine hangi akla hizmet Gökhan Töre oyuna alınmıştır, çözemedim.

Selçuk İnan… Koşabilirsiniz, pas atabilir hatta gol attırabilirsiniz ancak profesyonel bir oyunca olacaksanız, sakin ve rakibi kırmamaya özen göstereceksiniz. Kırmızıya ben geliyorum dedi açıkçası. Bu da pişmesi gerektiğini göstermektedir. Mehmet Ekici ise yine yedekten öteye geçmeyecektir. Selçuk Şahin ise Fenerbahçe de olduğu gibi Emre Belözoğlunun boşluğu dolduracak kesici olarak oyuna girmiştir.

Ve büyük problem… Burak Yılmaz. Basının, yorumcuların şişirdiği o balon kahraman. Futbol biraz erkek oyunu diyoruz. Ayakta kalmak lazım. Hakem açıkça tecrücebesizdi ve ligimizdekiler de bu sene Trabzon için elinden geleni yaparken, Burak’ı kahraman yaptı. Bu aşikar! Ancak her topu aldığında ve kaybedeceğini anladığında kendini yere bırakmak, adamın nefesi değse, tekme yemiş gibi kıvranmak? Bunlar sevmediğim şeyler. Hele hele penaltıyı atıp, topu takip etmemek? Gol olacağına bu kadar mı eminsin? Karşında Karabükspor veya Gaziantepspor’un kalecisi mi var da “Buyur at birader” diyecek? Veya o top hiç mi direğe gitmeyecek? Penaltıda gol şansınız öyle %80-90 falan değildir. Şans her zaman %50’dir. İstatistikler böyle tokat gibi vurur insana. Eğer topa vurduktan sonra, topu izlese taraftara koşmak için hazırlanmak yerine, ayağına doğru gelen topa dokunup gol yapabilecekti. Bu arada attığı golde dikkatli izlerseniz kollarını kullanmaktadır.

Penaltıyı maçtan çıkmasa Emre atacaktı biliyoruz. Ama bir forvet yerine, takımda iyi frikik atan gerek Arda, gerek Selçuk kullansa daha büyük bir şans olabilirdi. Trabzon’u kahraman yapma çabasından başka birşey değildir bu. Zira hoca kime at derse penaltıyı o atar. Bunu herkes bilir.

Ve yine devam edelim Burak ile… Kazanılan çift vuruşta fair play kurallarını alaşağı etmiş, ardından hakeme etmediği sinkaflı küfür kalmamıştır. Dikkat etmelidir. An gelir, küfürü biri anlar veya anlamaz mimiklerden farkeder insan.. Kızarırsınız. Profesyonel olamamış bu adamın da milli forma hakkı DEĞİLDİR.

Takımın genel durumuna da bakarsak, 60. dakika maç 1-1 iken; sanki maçın bitmesine 5 dakika kalmış gibi topu acele oyuna sokma çabası, aşırı sinir, gerginlik… Bunlar kaybettirir insana. Nitekim şansa kazanılan bir pozisyonla, barajdan seken top gol olmuş ve fark atılacak rakibi zorla 90+4 te maç kazanılmıştır.

Şu an oyundan çok skor puan diyenler, 7 maçtır bana aynısını söylüyor. Nereye kadar. Farkında değilsiniz belki ama milli takımın futbolu 90’lara dönüyor. Burada bir yanlış var. Burada heyecansız bir Hiddink var. Burada hatalı oyuncuları seçen bir heyet var.

Ne yapayım böyle 3 puan’ı? San Marinoya 11 atan Hollanda’dan ve Hollanda oyuncularından, liginden ne eksiğimiz var bizim? Yazıklar olsun hepinize…

Milli takım kazanmamıştır. Sadece geçiştirmiştir yine ve yine.

Serkan Çakmak

Editör Serkan Çakmak

Fenerbahçe, Teknoloji, Müzik ve Dizi üzerine yazmayı severim. Her fotoğrafı değil, anlamı olanları seçip, sizlerle paylaşırım. Siyaset üzerine pek yazmıyorum, sonra alınıyor zeka küpürleri. Korsan Basınım... Haydi bakalım