Beşiktaş 3-3 Galatasaray

Tarihler 26 Ağustos 2012’yi gösterdiğinde; TFF Süperlig ilk derbi mücadelesine merhaba diyordu. İnönü Stad’ında deplasman yasağı adı altında, rakip taraftarın alınmadığı mücadelede, Beşiktaş kapalı tribünlerindeki boşluklar da gözden kaçmıyordu. Geçen haftaki futbol, Beşiktaş’ın kadro sıkıntısı ve rakibinin ciddi anlamdaki transferleri sonucun kağıt üzerinde Galatasaray’dan yana olduğunu söyletiyordu herkese.

Keza konuştuğum, görüştüğüm Beşiktaş’lı arkadaşlarım da çok umutlu değildi maç öncesi skordan. Takımdan bir çok oyuncunun ayrılması, eldeki kadroda bulunan oyuncuların sakatlığı ve Galatasaray’ın tam kadro orada olacak olması; Beşiktaş kanadı için ciddi handikaplardı. Maçın ilk yarısı bittiği tabelada 2-2 gibi bir skor vardı. Ancak oyunun geneli skoru yansıtır düzeyde değildi.

Beşiktaş neredeyse doğru dürüst hücum yapamadığı, 3 pası beceremediği bir anda kazandığı duran top sayesinde, Melo’nun kendi kalesine yaptığı ters vuruş ile öne geçti. Lakin golün dışında varlık gösteremeyen, atak üzerine atak yiyen Beşiktaş; savunma arkasında çok fazla adam kaçırınca kalesinde arka arka pozisyon görmeye başladı. Dakika 20’yi gösterdiğinde ise savunmanın uzaklaştıramadığı topa vuran Elmander, kaleci Cenk’in de gayretiyle de skoru dengeledi. Golden sonra yine bir süre varlık gösteremeyen Beşiktaş nadir geliştirdiği bir atakta bir karambol pozisyonunda, Melo’nun yine hatası ile topu kazandı ve Holosko’ya sadece forvet vuruşu yapmak kaldı.

43. dakikada 2-1 öne geçen Beşiktaş sadece 2 dakika sonra kornerden gelen topa engel olamayınca devre Umut Bulut’un golü ile 2-2 bitti. İlk yarı sonunda oynayan ve sayısız pozisyon bulan bir Galatasaray ve kaleye sadece 3 kere gelerek 2 gol bulan bir Beşiktaş vardı.

Devreden sonra sahasına kapanan ve kontra çıkma eğiliminde olan Beşiktaş 55. dakikada ciddi bir sakatlık ile önemli oyuncularından birisi Mustafa Pektemek’i kaybetti. Oyuna Batuhan girdi. Dakikalar 74’ü gösterdiğinde ise Hakan Baltan’nın uzaklaştıramadığı topta golü kalesinde gördü ve yine oynamadan golü bulan bir Beşiktaş’ı izledi herkes. 65. dakikada oyuna giren Burak Yılmaz ise yine o klasik yeri öpme sevdası ile takımına 85. dakikada penaltı kazandırınca maç 3-3 bitti. Kısaca ne şiş ne de kebap yanmadı.

Oyunun genel itibari ile az öz atak ile yakaladığını gole çeviren bir Beşiktaş, yakaladığı sayısız fırsatı harcayan bir Galatasaray vardı. Galatasaray’ın 2. golü bana göre 2 kere elle oynanan bir toptu. Nasıl Fenerbahçe maçında Mehmet Topal’ın attığı gol verilmese kimse itiraz edemez dediysem, aynı durum Umut’un attığı gol için de geçerlidir.

Gelelim o tartışılan asıl pozisyona. Fenerbahçe ısrarla 2 sezondur Burak Yılmaz için emek hırsızı derken, ağzını açmayanların bugün çemkirmesi bana doğru gelmiyor. Adamın ne olduğunu şu an görüyorsanız ve şimdi konuşuyorsanız; asıl size yazıktır. Burak Yılmaz’ın 2 sezonda kaç takımı böyle yaktığını bilmeyen lütfen Ligtv video arşivlerini incelesin. Kendini sürekli yere atmaya çalışan, koşmayı, futbol oynamayı gram düşünmeyen bir karakterin Galatasaray’a gelmesi, Arif’ten sonra büyük nimettir sarı kırmızılılar için. Kaldı ki bu pozisyon içeride dahi değildir. Pozisyon penaltı mıdır? Kesinlikle değildir. Ancak bunca zaman konuşmayan bir camianın da şu an ağlamasının lüzumu yoktur.

Galatasaray; genel olarak bakarsak, 3. resmi maçını tamamlayan takım toplamda 6 gol yedi. Geçen sezon övünülen o savunma ve kaleci 3 maçta 6 gol yiyerek, taraftarını düşündürmeye başladı. Geçen maçtan sonra, Galatasaray’ın hazır olmadığını ve stoperlerin çok zayıf olduğunu belirtmiştim. Hala hazır değil. Olmadıkları gibi dün teknik adam hatası da maça damga vurdu diyebilirim. Kesici özellikteki Melo’nun oyundan alınıp, yerine savunması olmayan Amrabat’ın konması ve bekleneni verememiş Hamit ısrarı Galatasaray’a açıkçası pahalıya patladı. Zira şu durumdaki bir Beşiktaş’ı yenememek ayıptı. Orta sahası kolay geçilen her takım, pozisyon verir ve gol yer.

Beşiktaş; genel olarak bakarsak, sonucun ve skorun herkesi yanıltacağı bir maç daha olacaktır. Beşiktaş 3 gol attı lakin çok ağır  savunması ile sayısız pozisyon verdi. Umut daha becerikli olsa ilk yarıda skor 5-2 Galatasaray lehine olabilirdi. Olmadı. Bu bir şanstır. Takımda oyunu kurma ve savunmaya dönme işinin tamamen Fernandes üzerine endekslendiği aşikar. 80 metrelik bir alanı oynayan bir oyuncudan 90 dakika verim almanın imkansız olduğunu Aybaba’nın görmesi gerekir. Göremedi. Nitekim maç 3-2 iken, Fernandes’in ezdiği gol pozisyonu onun yorgunluğunun belirtirsidir. Kaleci, sol kanat, yaratıcı orta saha sorunu yaşayan Beşiktaş’ta şu an bir de forvet sıkıntısı baş gösterecek gibi. Beşiktaş’ı zor günler bekliyor. Bir cümle de savunmanın göbeğine; böylesi önemli bir maç öncesi hiç denenmeyen Escude-Sivok ikilisini sahaya sürmek; teknik adam beceriksizliğidir.

Her iki takımın ciddi anlamda zamana ihtiyacı var. Ligin başıdır, sorun değil ancak görünen köy de klavuz istemez.

Dip not : Dün dakilarca Fatih Terim ve Hasan Şaş’ın Beşiktaş tribünleri ile tartıştığını yazacak yürekli basın var mı?

Serkan Çakmak

Editör Serkan Çakmak

Fenerbahçe, Teknoloji, Müzik ve Dizi üzerine yazmayı severim. Her fotoğrafı değil, anlamı olanları seçip, sizlerle paylaşırım. Siyaset üzerine pek yazmıyorum, sonra alınıyor zeka küpürleri. Korsan Basınım… Haydi bakalım