Altın Kızlar

Remphin tarafından 9 Haziran 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Altın Kızlar

4 ihtiyar teyzemizin maceraları ekrana çekiyordu bizleri. 3 kızıyla 1 annenin sevimli maceralı. Az mı gülerdi ben.

Altın Kızlar

Altın Kızlar

Devamını Oku

avazım çıktığı kadar sussam sana… 5

Remphin tarafından 5 Haziran 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

avazım çıktığı kadar sussam sana… 5

avazım çıktığı kadar sussam sana… 5

avazım çıktığı kadar sussam sana… 5

1. bölüm için buraya tıkla

2. bölüm için buraya tıkla

3. bölüm için buraya tıkla

4. bölüm için buraya tıkla

adam : hüznün adı ss olmuş aynadaki suretle

kadın : bir açıklanamazlığı yaşamak… işte böyle nedense.

adam : bunu daha önce nasıl farkedemedim?

kadın : neyi

adam : yüzündeki o sert ifade öfke değil, sadece acı…

kadın : rüzgarda salınan duygular dize gelir mi? acı rüzgarda dinginleşir mi ki? kaç parça şimdi? hadi anlat içinde saklanan acını. benim ki zaten yüzümde saklı.

adam : ikiye parçalandığımı hissediyordum. lanet olsun. adını yazacak kadar dokunamamıştım dudaklarına. protez denemelerde yok oluyordum sana…. iki kalp arası ezilip, iki ktıa boyunca ayrıydık aynı gökyüzü altında…

kadın : gecenin öbür yanı kadar ıslağım. hep ağlamaklı bir yanım. yalnızlığın izleri sanki tam bana uyuyor gibi. sen protez denemelerden sentezler yaratırken… ben koltuk değneklerine tutunup, kendi içimde koşturuyorum.

adam : gözyaşının sansürü yok ki zaten. tenini ne kadar ıslatabilir ki? kağıt mendilin hırçınlığında son bulmaz mı çığlıkları? ama içindeki o kısır döngünün yarışı… işte o mesele biliyorum.

kadın : nereye kadar gider?

adam : ruhu didiklemek nedir bilir misin?

kadın : bir ruhum yok…

adam : o halde neden hala buradasın? neden gitmiyorsun? ve bu konuşma neden hala sürüyor?

kadın : ben…

adam : bir ruhun var. tuhaf olanın çekimindesin. sen de sustuklarını dökme eğilimindesin. içinde cümle olamamış onca kelimeyle dikiliyorsun karşımda. gecenin bu karanlık saatinde yoksa ne işin var hala bu sahil kasabasında.

belki eski bir yalanı anlatmak istiyorsun. anlat. eminim onu bile çok güzel anlatırsın gülüşü güzel sesinle. içindeki geceyi anlatacaksın belki de…adımların sık ve mavi olsun mümkünse. kalp kırıklıklarını nereye kadar saklayabilirsin ki zaten. kokulara, seslere, renklere dokun da anlat içindeki boşluğu…

kadın : senin kadar yaslanamam sözcüklere…

adam : hiç mi deniz kabuğu biriktirmedin? hiç mi kuzey yıldızından bir aşk tutmadı ellerin? tüm nevrotik inançları hiçe sayıp,derinlere daldıkça daha da bir güçlenir aklın bedeni taciz eden düşüncesi. işte ben o ruh didikleyen düşüncelerdeyim.

her zaman biriminin, her yaşanmışlığın ölümlü olduğunu seninle öğrenme niyetiydi düşüncelerim. gerçekten istediğim sen değilsen,ne diye aklımın odalarında yankılanıyordu ismin? ne diye senin gibi kabuk tutması gereken bir yarayı kaşıyordum?

“hiç bir şeye güvenemezsen,buna yani bize inan” diyor bir ses. ancak öyle bir sorun ki bu düşünce, biz diye bir şey hiç olmadı. ayrı ayrı cümlelerde, mısralarda, hikayelerde kahramanlardık. her şey olduğu yere düşüyordu ve güneş soğuk,yldızlar siyahtı.

söyle şimdi : kaç tövbe bozdun sen tanrıya verdiğin sözlere inat… kaçıncı yanılgında buldun sevap sandığın günahını… ve sen kaç hecelik bir kelimeydin dudaklarda…

hatalar konsorsiyomuna mı reserveliydin yoksa davetsizce mi çıktın geldin cehennem ateşinden düşlerime? kelimelerin sınırı yok dudaklarda. susmak en zor eylem, konuşmaksa korkularımız aslında. yasal bir günahda dök gözyaşı sessizliğini, ben duyayım sadece… ya da sus yine her zamanki gibi, üşümeli yeniden ölüm gibi…

kadın : sen tam aşık olunası birisin…

adam : ne kadar geç kaldık birbimize… günlerin dökümü yap şimdi ikimiz için.

devam eder belki…

serkan çakmak – silüetsiz yazışmalar serisinden

5 haziran 2010 / 22:50

Devamını Oku

avazım çıktığı kadar sussam sana… 4

Remphin tarafından 31 Mayıs 2010 tarihinde yazılmıştır.
1 Yorum

avazım çıktığı kadar sussam sana… 4

avazım çıktığı kadar sussam sana... 4

avazım çıktığı kadar sussam sana... 4

1. bölüm için buraya tıkla

2. bölüm için buraya tıkla

3. bölüm için buraya tıkla

5. bölüm için buraya tıkla

kadın : neden yüzüme bakmıyorsun?

erkek : dikkatimin senin göz alıcı gülümsemenle dağılmasına katlanamam.

kadın : nereye gidiyorsun?

erkek : gözlerin beni daha çok zehirlemeden önce gitmeliyim ve yüzünün gerçek güzelliği karşısında…

kadın : beni de götürmeye korkuyor musun?

erkek : güzelliğinden daha zorlayıcı bir şey varsa o da ateşin.

kadın : yanmaktan korkuyor musun?

erkek : kendimi ateşine atmayı düşlüyorum… çok soğuk ve çok sıcak.

kadın : kaç kalbi ezip geçmek gerek o ateşte beraber yanmak için?

erkek : bunun için, tek bir şans için bile ölmeyi göze alabilmişken, şimdi gözlerine bakamamak senden ve senli benli gerçekliklerden kaçmak gerekiyor. çünkü, sen yeni bir sayfaya sıcak mürekkep döküyorsun. sil baştan hikayeler yazıyorsun. kendimi ateşine atmayı düşlüyorum ama dediğim gibi çok sığak ve çok soğuk… bu tıpkı çocukluğumuzda bir oyun gibi.. yaklaştıkça ısınıyor, durdukça soğuyor. bir bakışla yıkılıyor dünyam.

kadın : hayatımızda, hala eskileri severken yeni insanları sevmekde mümkündür. zor olan şey, hayatta her zaman seninle olacak zannettiğin insanları arkanda bırakarak devam etmektir. basit yaşarken zorlukları istemeyi öğretmiştin bana. benim tanıdığımı sandığım adam, sen değilmiydin yoksa?

erkek : o halde dinle… seni bir düş içine düşüreyim şimdi.

benliğim beni yırtarken, yağmur gibi trajedi ve yeni duygular gelir.fırtınada nefes almak isterim,aşıklar gibi öpmek isterim,okyanusunda yüzmek isterim…. bir müzikle irkilmek ansızın yine… ne de çok birikmiş isteklerim.

önce viyonun sesi yankılanır içinde.yanık ve derinden acıtır seni.hatta alır, ıssız bir sahil kasabasına götürür.ardından piyano bateri elektro beraber hükmedecek gecene.düşlere açılacak aklın. sesim hafif boğuk ama tırmalamayacak seni.sözlerimin bir yerinde önce tenine sonbahar düşecek.sen müzikle yürürken, aklın da en son kışa düşecek…

üşüyeceksin. içinde anlamsız bir sarılma isteği…herşeyin sustuğu bir anda nefes nefese değecek ve günün en güzel yerinde noktalacak dış sesler…kasabaya doğru vuran 2 kalp çarpıntısı. herkes nefessiz kalacak böyle bir gece için…
emin misin kadınım…

kadın : sanki göğsümde kocaman bir delik açıldı ve içime buz gibi hava doluyor… yanarken üşüyorum.

hikaye elbet bir ara devam eder…

serkan çakmak - silüetsiz yazışmalar serisinden

30-05-2010

14:17

sever gibi, öper gibi…

Remphin tarafından 31 Mayıs 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

sever gibi, öper gibi… tek bildiğin “gibi yapmak” ya hani…

s.ç.

sever gibi, öper gibi...

sever gibi, öper gibi...

sever gibi, öper gibi…

A Takımı Dizisi

Remphin tarafından 30 Mayıs 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Bir zamanlar bir A Takımı dizisi vardı. Hani Savaş Ay amcamızın programının ismi gibi. Hoş o da oradan esinlenmişti zaten. Hatırladığım kadarıyla bu özel süper ekibin bir de siyah minibüsü vardı. O yüzden bir ara meşhurdu o minibüsler. Güzel diziydi.Şahsen severdim.

A Takımı

A Takımı

Devamını Oku

Toplam 14 sayfa, 5. sayfa gösteriliyor.« İlk...3456710...Son »
Bu site Istasy10.com yardımıyla hazırlanmıştır.