Sivas Galip Geldi Ya Lig Biraz Daha Temiz Şimdi

Sivas Galip Geldi Ya Lig Biraz Daha Temiz Şimdi

Tam 27 maç yenilmemiş bir takım düşün. Dile kolay neredeyse 1 sene… İçeride ve dışarıda, kazanmış veya berabere kalmış.

4 aydır üzerine oyunlar oyunan bir takım düşün. Başkanı, asbaşkanı,yöneticileri tutuklanmış…Oyuncularının bir kısmı gitmiş ve hakkı olan avrupa kupa macerası alınmış…

Ve bir taraftar düşün…Her gün kendisiyle dalga geçen bir ülke insanın 3/4’üne karşı dimdik ve beraber ayakta kalmış…

Muhteşemsiniz Fenerbahçeliler… Saygı duymak gerekir.

27 maç sonunda serinin başladığı takım Sivasspor ile son buldu yenilmezlik armadası. Başarıdır, alkışlanmalıdır, saygı duyulmalıdır. Top toplayıcısından, forvetine kadar bu takım ayakta alkışlanmalıdır. Bunca eksikle, sorunla, problemi bitmeyen günlerine inat yoluna devam ediyor Fenerbahçe.

Her gün onlarca insanın söylediği laflara kulak tıkıyor bu takımın taraftarı. Zira başkanına inanıyor, takımına inanıyor. Milyonlarca insan diline, dinine, siyasi görüşüne bakmadan tek bir gaye için tek yürek oluyor. Bu sevgi anlatılamaz işte…

Lakin biz yine de iğneyi, çuvaldızı batıracağız kendimize… Zira kaybedilen 2-0’lık Sivasspor maçına değineceğiz kısaca. Yorgun bizim çocuklar. Çok haklılar. Haftayı kapatan bir takımın, yeni haftayı 3 gün sonra açtığı hangi ülkede görülmüştür? Milli takıma gönderdiği her oyuncusu sakat dönen kaç takım vardır? Kaç takım hakem hatalarının bu kadar bariz olduğu maçlara çıkmıştır?

Bu ülkede “Fenerbahçeli olmak, terörist olmaktan daha kötü birşeydir” demiştim önceden ve bunu sürekli söylüyorum. Nerede birisi “Ben Fenerbahçeliyim” dese, vur abalıya oluyor. Çünkü kimse vazgeçmedi bu renklerden, sevdadan…

Ne diyorduk… İğne ve çuvaldız meselesindeyiz. Sivasspordan yediğimiz ilk golün ofsayt olması, rakip oyuncuların kramponlarının oyuncularımızın suratlarına inmesi ve böylesine berbat bir sahada oynamanın güçlüklerini elbette herkes yazdı ve yazacaktır. Ben orada değilim. Yenilgiye saygım var elbet ama “Ah Aykut, daha dikkatli olsaydın” diyecek kadar da dikkatle takipteyim.

Bu sene çok sıkıntılıyız. Kadromuz dar, yeterli transfer yapamadık ve çok iyi oyuncular kaybettik. Lugano, Santos ve Niang gibi ilk 11 isimlerini kaybettik. Bu noktalardan bir tek Santos’u telafi ettik :  Ziegler. Hala diyorum “Bu sene Fenerbahçe’nin en iyisidir” diye.

Orhan Şam, Serdar Kesimal gibi isimleri aldık ama hala sakatlıklarla boğuşuyorlar. Sezer Öztürk’ü de aldık lakin hazır göremedik daha. Tüm bunlara milli takıma gidip geldikçe sakatlanan Gökhan Gönül, Mehmet Topuz, Selçuk Şahin’i ekle… Kadro sıkıntısı gündemde işte. Yetmedi mi? Üzerine 3 günde bir maçları ekle. Tamamdır işte.

Ama bu da yetmedi ki geçtiğimiz haftalarda bu takım neredeyse bir 90 dakikayı da 10 kişi oynadı. Sanırım ki öyle Savcı’ya Alex olmadan da maç alınır mesajı verildi. Ama yetmez asla kimseye, vurun abalıya…

Bunca sorunun, sıkıntının arasında ne kadar efendi, ne kadar adam gibi adam olsa da saha kenarında hala eksik bulduğum Aykut’sal hatalar da var. Öncelikle çok stabil bir oyun stilimiz var. Bunu ezberledi herkes. Bu sene Barcelona nasıl rakipleri karşısında zorlanıyorsa, biz de zorlanıyoruz. Çünkü onların rakipleri de Barca’yı ezberledi. Biz de ezberlenmişiz.

Rakiplerimiz korneri atacak adamdan tut da, gelen topun düşeceği yere kadar; kaçıncı dakikada oyuncu değişecek ve kim oyuna gireceğine kadar biliniyoruz. Dar bir kadroyla, aynı oyuncularla oynuyoruz. Araya sıkıştırmadan edemeyeceğim; aynı oyuncu ve stille oyun konusu Fenerbahçe Ülker ve Fenerbahçe Universal takımları için de geçerli. Eğer ki tüm maçları benim gibi izliyorsanız  farkedeceksiniz.

Rotasyona gidilmesi gereken dönemlerdeyiz. Takım yorgun, sakat ve acılar içinde oynayan çok topçu var.  Ve dikkat ederseniz kenarda oturan iyi oyuncularımız da var : Uğur Boral, Stoch, Selçuk Şahin, Orhan Şam, Sezer Öztürk, Hasan Erbey, Gökhay, Berk Elitez ve hatta gerekirse Bilica…

Lakin Aykut çok fazla standart gidiyor ve bu da tehlike demektir. Milli maç arası bize yarayacak birşey değil zira, sürekli oynayan oyuncularımız bu haftayı da dinlenmeden geçirecek. Dikkat edilmesi gereken husus kısaca budur. Ezberlendik ve ezber bozmamız şarttır.

Bu sezon her ne kadar hiç bir taraftar sonuçları önemsemiyorum dese bile kusura bakmasın kimse ama biz Fenerbahçeliyiz ve her zaman galip gelmek isteriz. En kötü günümüz buysa, tamam yine Fenerbahçe ölümüne Fenerbahçe. Kimse bize kızmasın ama içimizdekileri de söylemek zorundayız.

Şimdi bu hafta Sivasspor’a yenildi ya bizim çocuklar, şaibesi kalkmıştır ligin. Rahatlamıştır tüm beyinler. Kimse ofsattan yediğimiz golü veya hamsisporun ofsayttan attığı golü konuşmaz. Kimse MİY takımının biri penaltıdan 2 tane %100’lük golü neden atmadın diye sormaz.

Ekinler yeşillenir, Fenerbahçe’m 1 hafta arayla serisini devam ettirir.

Serkan Çakmak

08-11-2011

Fotoğraflar www.ligtv.com.tr adresinden alınmıştır.

Editör Serkan Çakmak

Fenerbahçe, Teknoloji, Müzik ve Dizi üzerine yazmayı severim. Her fotoğrafı değil, anlamı olanları seçip, sizlerle paylaşırım. Siyaset üzerine pek yazmıyorum, sonra alınıyor zeka küpürleri. Korsan Basınım... Haydi bakalım