Daha Bitmedi, Yeni Başlıyor

Henüz hiçbir şey bitmemişken, henüz ligin dörtte biri oynanmamışken; şu andaki durum ile playoff’a 4 puan farkla girilecekken; bazıların beraberliği şampiyonluk sayıp kutlamalara başlaması ne komiktir. Oysa daha 9 maç vardır ve bu iki takım 2 kere daha karşılacaktır. Fenerbahçe bir maçla kaybetmez, bırakmaz. Unutulmamalıdır. Daha yeni başlıyor deme zamanıdır. Küllerimizden binlerce kere yeniden doğma zamanıdır.

17 Mart 2012… Yer Kadıköy Şükrü Saraçoğlu Stadı. Dünyanın en çok sonucu merak edilen 3 derbi maçından birisi : Fenerbahçe – Galatasaray… Maç öncesi bir çok istatistiği yazmıştım. Fenerbahçe – Galatasaray Maç Öncesi Son İstatistikler

Küçük analizler, rakamların dünyasında gezinmiştim. Fenerbahçe evinde kaybetmezken, Galatasaray’ın da bileği deplasmanlarda bükülmüyordu. Son 12 senede Galatasaray tek puanını Bülent Yıldırım’la alırken, Fatih Terim bugüne kadar Fenerbahçe karşısında 7 galibiyet, 8 mağlubiyet ve 7 beraberlik gibi bir istatistikle Kadıköy’e geliyordu.

Oyuna çok iyi başlayan, koşan, pas yapan, yelpaze misali açılıp kapanan bir Fenerbahçe; ne olduğunu anlayamayan, top tutamayan bir Galatasay vardı maçın ilk yarım saatinde. Keza maç bu anda 2-0’dı ve herkesin aklında şu soru belirdi : “Yoksa 6-0 tekerrür mü edecek” Lakin iş böyle olmadı. Olamadı.

Yarım saatte tüm enerjisini, hırsını sahaya döken Fenerbahçe; bir anda gerisin geriye çekildi. Rakibi sahasında hatta kendi ceza sahası içinde kabullendi. Sonunda ilk yarının 36. dakikasında saçma sapan bir golle rakip bir anda oyuna inandı. Yine bu dakikalarda Fenerbahçe bir çok kontra pozisyon bulacakken orta sahada Alex’in, Baroni’nin, Gökhan Gönül’ün orta sahada topu gerek Stoch, gerek Sow ile buluşturamadan kaptırması üzerine ümit veren ataklar çok çabuk söndü. Maç ilk yarı sonunda 3-1, 4-1 olacakken 2-1 bitti.

İkinci yarıda daha da geriye yaslanan, rakibinden top çalamayan, pas yapamayan, ileri top taşıyamayan Fenerbahçe tüm hakimiyeti rakibine bırakınca saçma sapan bir gol daha yiyerek maçı 2-2 tamamladı. Bunlar yetmez gibi ayağında topu tutacak adamlardan önce Stoch, sonra Alex ve en son Mehmet Topuz oyundan alındı.

Stoch çıktıktan sonra yerine giren Selçuk’la oyun dizilimi tamamen değişen bir Fenerbahçe vardı sahada. Sow forvet hattından sol kanada gelirken, Alex forvet mevkisine kaydırıldı. Defalarca “ben forvet oynayamama, sevmiyorum” diyen Alex’in etkinliği biterken, sol açığa çekilen Sow’un da hücum anlamında katkısı sıfırlandı.

Tüm bunlar yetmez gibi 78. dakikada oyun 2-1’ken, maç garanti değilken topu ayağında tutacak takım kaptanı Alex oyundan alındı, yerine Dia girdi ve takım dizilimi bir kere daha değişti. 4-5-1’e dönen Fenerbahçe’de savunmadan çıkamayan Emre top taşıyamayında oyun içinde topu dağıtma, yönetme, “beyin” görevi işlevini yitirdi. Nitekim 70’te oyuna Baros’u alan Terim’in takımı daha çok basmaya ve kaleye gelmeye başladı. İlk goldeki gibi yine Serdar Kesimal’ın hatasında topu önünde bomboş bulan Hakan Balta skora dengeyi getirdi.

Bu dakikadan sonra top yapması, hücum yapması gereken Fenerbahçe’de “beni değiştirin” diyen Baroni yerine Aykut Hoca oyundan Mehmet Topuz’u da oyundan çıkarınca maç zar zor 2-2 ile bitti. Maç bitimi ile Galatasaray camiası şampiyonluk kutlamalarına başlarken; Fenerbahçe’mizde şaşkınlık, bitkinlik hakimdi.

Hele hele maç sonunda Aykut Kocaman’ın “Devre arasında maçı kaybetmiş gibiydik” açıklaması bardağı taşıran son damlaydı. Oyuncuların bitmemiş bir maçtan, devreye önde girdikleri bir maçta; bitmiş, gitmiş gibi olduklarını açıklamak açıkçası yakışıksızdı. Devre arası oyuncularını motive edemeyen, oyunu süzemeyen, hatalı oyuncu değişiklikleri yapan Aykut Kocaman bana göre kaybedilen 3 puanın en büyük mimarıdır. Lakin daha fazla detaya girmeyeceğim. Aykut Kocaman’ın iyi bir karakteri vardır lakin antrenörlük babında kişisel fikirlerimi beni tanıyan arkadaşlar ve okurlar iyi bilmektedir. Uzun uzadıya teferruata gerek yoktur.

Velakin henüz lig bitmediğinden, daha 9 maç ve şu andaki duruma göre playoff’a 4 puan farkla girileceğinden hala koz elimizdedir. Oyuncularımız maçın ilk 30 dakikasındaki gibi savaşırsa, oynarsa playoffda rakibini 2 maçta da yenecek güçtedir. Şu saatten sonra yapılacak şey herkesle oturup tek tek konuşmak, maçın kasedini tekrar tekrar izlemek olacaktır.

Geçen sezonun ikinci yarısında oynayan takımda budur, playoff’da oynayacak takımda. Taraftarın, oyuncuların, yönetimin artık “Niang, Lugano, Santos” yok deme geyiğini bırakması; “Emenike olsa böyle olmazdı” demeye son vermeleri gerekir. Bu hafta sahada gördük ki Niang gibi bir Sow, Santos gibi bir Ziegler oynamıştır. Evet bir tek Lugano yoktur ama futbol takım oyunudur. Takımın iskeleti, yönetimi, teknik heyeti geçen sezonun mimarı olan ekiptir.

Gidene hayıflanmak, alınan beraberliğe durmadan üzülmek işimiz değildir. Lig bitmemiştir. Daha yeni başlamaktadır. İnsan hatalarının toplamıdır. Bundan, bu sonuçtan ders alınmalıdır. Alacağız da… Artık bu takım Başkan’ı için, taraftarı için, onuru için oynamalıdır. Kimse çıkıp da “şu olsa bu olsa” dememelidir. Uefa’yı, Platini’yi bahane etmemelidir. “Başkanımız içeride kusura bakmayın” dememelidir. Tam tersine bunca olumsuzluğa inat oynamalı, mücadele etmelidir.

Eğer ki cumartesi akşamı takımımız savaşsa, ikinci pozisyon üretse, oynasa da maç 2-2 berabere bitseydi eminim üzülmeyecektir. Çünkü diyecekti ki “Savaştılar” Şimdi savaşma zamanıdır.

Taraftar senden vazgeçmemiş, her zamankinden daha çok sarılırken, maçlarına içeride dışarıda tam kapasite gelirken, ağzından çıkacak bir sözü neredeyse vecize sayarken “Savaşmalıdır”

Güzel günler, güneşli günler için “Savaşmalıdır”

Kocaman umutlarımızın sahibisiniz zira. Biz dışarıda siz ve yöneticilerimize inanıyoruz, siz de kendinize inanın. İnanın çocuklar.

Geçecek… Onurunuz için, Formanız için, Başkanınız için, sizden vazgeçmeyen Bizler için…

OYNA!

Kocaman Umutlarımızın Sahibisiniz

Serkan Çakmak

Editör Serkan Çakmak

Fenerbahçe, Teknoloji, Müzik ve Dizi üzerine yazmayı severim. Her fotoğrafı değil, anlamı olanları seçip, sizlerle paylaşırım. Siyaset üzerine pek yazmıyorum, sonra alınıyor zeka küpürleri. Korsan Basınım… Haydi bakalım