“Can Sağlığı” ve “Nazar Boncuğu” Şenliği

“Can Sağlığı” ve “Nazar Boncuğu” Şenliği de nedir şimdi diyenler vardır. Veya bu nasıl bir tanımlamadır. En kısa ve net ifade ile Fenerbahçe Spor Kulübü her branşında bu seneki kayıplarda sarfettiğimiz sözdür. Bir bunun arkasından gelen “Onur ve Şeref Mücadelesi” tanımlaması vardır ki lezzetinden yenmez. Ki burada bir ironi de onur ve şeref aynı anlama gelmektedir.

Tamam çok yorgunuz, kızgınız, hakkımız yendi, her gün bir sürü laf söyleniyor değerlerimiz için… Başkanımız içeride, yöneticilerimiz içeride, her birimiz zan altında… Şampiyon muyuz, değil miyiz bu bile net değil. Hakkımız olan şampiyonlar ligine gidemedik ve 3 tane oyuncumuzu da kaybettik. Hepsine tamam, kabul. Lakin bunlar bahane değil bazen. Kötü futbola asla ve asla kılıf olamaz. Dikkat hala ve sadece futboldan bahsediyorum.

Fenerbahçe Futbol Takımı bu sezona yanlış hatırlamıyorsam hiç tam kadro çıkamadı. Milli takımdan sakat dönen oyuncular, haksız kart cezalıları belimizi büktü. Lakin buna rağmen bu lig için güzel bir kadromuz var bizim. Ama bir türlü istediğimizi yapamadık. Zira kendi kendimizi de vuruyoruz bazen.

Bu sezon yapılan en iyi transfer kiralık Ziegler’dir. Bunu kimse tartışmaz. Ama asıl transfer elindeki oyuncuyu kullanabilmekse eğer; henüz Aykut Kocaman bunu başaramamıştır. Karakterine sözüm yok, çok efendi insandır ama Aykut Kocaman saha kenarında Fenerbahçe için yeterli bir isim değildir. Gülmez, konuşmaz, sevinmez, oyuncusuyla sevinemez, kenardan taktik veremez, oyunu doğru okuyup ne kadro kurabilir, ne de oyuncu değişebilir. Şu an herkes susuyorsa bunun da en büyük sebebi içinde bulunduğumuz kaos ortamıdır. Başkanımız çıksın, herşey rayına otursunu, bu konuyu çok konuşacağız. Şimdilik bana sövebilirsiniz.

Bu takımın savunmasında yedek isimlerden biri olan Bilica, yaptığı o terbiyesizlik sonrası Fenerbahçe formasını giyse dahi benim saygımı haketmemektedir. Fenerbahçe Kulübü karakterine uygun bir şekilde, böylesine birisinin takımda tutulması da bana göre yanlıştır.

Bu sezon özellikle son maçlarda savunmada Gökhan Gönül’ün büyük düşüş yaşadığı, Bekir’in ise her maç üzerine koyarak yükseldiği gerçeği de perdelenemez. Gökhan’ın sorununu hiç birimiz bilmediğinden ben sakatlığa bağlı olduğunu düşünüyorum. Henüz hazır olmadığını, hata yaptığını ve kendisini bu yüzden çok zorladığına inanıyorum.

Defansta henüz Orhan Şam ve Serdar Kesimal’ı izleyemediğimizden yorum yapamayacağım. Her iki yeni transferin de sakat gelmesi ayrı bir soru işaretidir. Yine kiralık gelen Yobo, sezonun iyilerindendir.

Orta sahada Mehmet Topuz’un sakatlığı Fenerbahçe’yi en çok sıkıntıya sokan durumdur. Zira her sakatlandığında yerine konan Özer Hurmacı’nın bu takım oyuncusu olmadığı, savunma yapamadığı, ileriye top taşıyamadığı ve her aldığı topu açıkça ezdiği yine su götürmez bir gerçektir. Aykut Kocaman kendisinde nasıl bir ışık gördü bilmiyoruz ama ben Fenerbahçe’ye geldiğinden beridir, kendisini formaya layık görmüyorum. Bunun yanında Uğur Boral geçen sene ayrılmak istiyordu. Zamanıdır. Gönderebilirsiniz.

Bu sene Baroni ve Caner orta sahada kendilerini iyice ileriye taşırken, Emre Belözoğlu’nun inişli çıkışlı grafiği; kafasının tam anlamıyla futbolda olmaması bir sorun olarak görülüyor. Bu noktada dönüşümlü olarak yeni transfer Sezer ve topu her zaman ileri taşıyıp, takıma can veren Stoch’un forma giymesi gerektiği de önemli bir noktadır.

Alex’in hem fizik olarak şu an hazır olmaması, hem yaş itibari ile ve hem de mentalite olarak yorgunluğu maçlarda yüzünden okunmakta. Ama asıl problemimiz şu an bir golcü olmaması. Fenerbahçe standartlarının yarısı bile olmayan Bienvenu ve formdan güçten tamamen düşmüş Semih’in pek de bir katkısının olmadığını söyleyebiliriz.

Takım hakinde bakarsak eğer; topu ileri taşıma ve önde baskı kurmak anlamında ciddi problemler yaşıyoruz. Manisa maçının ikinci yarısı, Beşiktaş maçının ilk yarısı, Sivasspor maçının tamamı, Eskişehir maçının ikinci yarısı ve son maç olan Gençlerbirliği deplasmanında oyunun neredeyse 30-80 dakikaları arası sahada yürüyen bir takım vardı. Çok açık bir şekilde yürümek.

Dünkü maç sonu açıklamasında da Ali Koç durumun farkında olarak “Oyun olarak vitesi 1-2 kademe arttırmalıyız” gibi bir söz söyledi. Zira Fenerbahçe son 5 maçında 2 galibiyet, 2 beraberlik ve 1 mağlubiyet alırken; 7 puan kaybetti. Bu 5 maçta 4 gol atıp, 4 gol yedi.

Bu son 5 maçın öncesindeki maç olan Samsunspor maçınında berabere bittiğini ve iyi bir oyun koymadığımızı da eklemek lazım. Gol yollarında çok kısır bir sezon yaşıyor olmamız ve kısa zamanda çok fazla puan kaybetmemiz de aklımda soru işaretlerini beraberinde getiriyor : Neden bu büyük düşüş?

Her puan kaybından sonra “nazar boncuğu olsun”, “canınız sağolsun” dedikçe taraftar bana göre oyuncularda bir rahatlamaya neden oldu. Baskı yok, eleştiri yok, soran yok… Kaybetseler ne olur, kazansalar ne olur durumuna gidiyor iş. Kemik kadronun yerinde olduğunu, gidenlerin yerine oyuncu hala olduğunu düşünürsek; maç kazanmalarının veya iyi oynamalarının tek nedeni Aziz Başkansa şayet, daha büyük bir sorunumuz var demektir.

Aziz Yıldırım bu takımın herşeyi ise eğer ve maçlar onun sayesinde kazanılıyorsa; onun yokluğunda bittik demektir. Bana kalkıp artık kimse nazar boncuğu demesin, ben boncuk dizmekten çok sıkıldım. Eğer ki kendimizi ispat edeceksek, bu bizim onur yılımızsa daha iyi oynamamız lazım. Maç kazanmamız lazım.

Bu adamlara top oynamayı hatırlatmamız lazım. Bu hafta Ankara deplasmanında 2 puan bıraktık. Son olması dileğiyle…

Dar ağacında olsak bile, son sözümüz Fenerbahçe…

Serkan Çakmak
26-11-2011

İstatistikler www.ntvspor.net adresinden alınmıştır.

GENÇLERBİRLİĞİ: 0 – FENERBAHÇE: 0
Stat: 19 Mayıs
Hakemler: Halis Özkahya, Baki Tuncay Akkın, Selçuk Kaya

Gençlerbirliği: Ramazan, Cem Can, Kulusic, Aykut, Mehmet Sedef, Hurşut (Dk. 83 Mununga) Özgür, Azofeifa, Erdal (Dk. 63 Oktay), Soner (Dk. 90 2 Zec), Tum

Fenerbahçe: Volkan, Gökhan, Bilica, Yobo, Ziegler, Özer (Dk. 75 Semih), Selçuk, Emre, Caner (Dk. 65 Uğur), Alex, Bienvenu (Dk. 84 Stoch)

Sarı kart: Dk. 61 Bienvenu (Fenerbahçe)

Editör Serkan Çakmak

Fenerbahçe, Teknoloji, Müzik ve Dizi üzerine yazmayı severim. Her fotoğrafı değil, anlamı olanları seçip, sizlerle paylaşırım. Siyaset üzerine pek yazmıyorum, sonra alınıyor zeka küpürleri. Korsan Basınım… Haydi bakalım