Düşün Ki 3 Temmuz Hiç Yaşanmadı

Bir an herşeyi unutun. 3 Temmuz 2011 süreci hiç başlamadı. Başkan Aziz Yıldırım, Şehip Mosturoğlu, Cemil Turan hiç tutuklanmadı. Herkes yerli yerinde. Emeni transferi olmadı. Lugano her sezon başında ayrılmak istemiş ve bu sezon başı bunu başarmıştı. Andre Santos iyi fiyata avrupa futboluna açıldı ve yaşı gelen Niang daha kolay bir lige gitmeyi seçti. Hepsi oldu, bitti.

Takıma yerli oyuncular Serdar Kesimal, Orhan Şam ve Sezer Öztürk geldi. Hepsi genç, hepsi gelecek vaad eden oyuncular. Kadroya Aykut Kocaman’ın isteği ile Bienvenu ve Juventus’tan kiralık Reto Ziegler getirildi. Hiç bir sorun yok, hepsi güzel. Yerinde. Şampiyon olmuş, kemik kadrosunu korumuş Fenerbahçe sezon arasında da takıma Fransa Ligi’nin geçen seneki gol kralı Sow monte edildi. Şahane, harikulade…

Takım sezona çok iyi başladı. Geçen sezon bıraktığı yerden; içeride ve dışarıda kazanarak yoluna devam ediyordu. Kendi evinde Manisaspor ile 1-1 berabere kalırken bu maçta Semih’in bariz golü iptal edilince elden 2 puan gitmişti. Yine sahamızdaki maçta sezon başında Samsunspor’a kiralık verdiğimiz kaleci Ertuğrul’un mükemmel oyunu yüzünden geçememişti.

Beşiktaş ile oynanan maçta deplasmanda 2-2 berabere kalırken bu maçta fatura iki isme kesilebilirdi : 1 Aykut Kocaman, 2 Özer Hurmacı. Sol kanadı domine edip, inanılmaz oynayan Caner Erkin’i oyundan alan Aykut Kocaman hatalıyken, son dakikada boş kaleye topu yuvarlayamayan Özer Hurmacı maç sonunda kaçan 2 puanın mimarıydı.

Akabinde ve detayında Sivasspor deplasmanında ilk mağlubiyet geldi. 2-0 gibi net bir skor sahada vardı ve Fenerbahçe futbol anlamına hiç bir varlık ortaya koyamamıştı. Ayrıca bu maç Lig tarihinde deplasmanda üst üste kazanma rekorunun da sınırını belirleyen maç olmuştu.

İte kaka 3 haftayı daha 7 puanla geçiren Fenerbahçe, TT Arena’da bu sezona bol transfer ve Fatih Terim ile Galatasaray karşısına çıktı. Top oynayamayan ve Bilica’nın mağdur ettiği Fenerbahçe sahadan 3-1 mağlup ayrılırken; yine Aykut Kocaman’ın ilginç kadro seçimiyle dikkatimizi celb etti. Mehmet Topuz’un kadroda olmadığı bir maçta Dia ve Stoch gibi isimlerin kenarda oturması bir hayli düşündürüydü. Nitekim oyunun ikinci yarısında oyuna Stoch’un girmesiyle atak yapan Fenerbahçe topu ilerde ve ayağında tutarak daha büyük bir farkın oluşmasını önledi lakin maçtan mağlup ayrıldı.

Galatasaray mağlubiyetinden sonra 7 maça çıkan Fenerbahçe bu seride 5 galibiyet ve 2 beraberlik aldı. Evinde Trabzonspor’u, deplasmanda Bursaspor gibi rakipleri yenerken; ligin ikinci yarısının başlamasıyla 2. deplasman maçında İstanbul Büyük Şehir Belediyesine 3-2 mağlup oldu. Bu maçta da yine Bilica sahadaydı ve bu sezon iyi bir grafik çizen Bekir İrtegün saha yerine Aykut Kocaman’ın yanında yedek kulübesinde oturmaktaydı. Bunun yanında defalarca forvet oynayamadığını söyleyen Alex’in sahada tek forvet olması, gol ayağı diye alınan Bienvenu’nun kenarda oturtulması, takım gol arayacakken top taşıyacak orta kesecek Mehmet Topuz’un oyundan çıkarılması kafalardaki diğer soru işaretleriydi.

IBB maçı Fenerbahçe için bir dönüm noktasıydı artık. Bu deplasman mağlubiyetinden sonra evinde zor bir oyunla Mersin IY’nu 2-1 yenen Fenerbahçe, bir sonraki hafta deplasmanda IBB maçının kopyasına benzeyen bir oyunla Samsunspor’a 3-1 mağlup oldu. Samsunspor düşme hattındaki takımlardan biriydi.

Tekrar evine dönen Fenerbahçe, Beşiktaş’ı 2-0 yenerken, bir sonraki hafta deplasmanda düşme hattındaki bir diğer takım Karabükspor’a 2-1 mağlup oldu.

Karabük faciasından sonra evinde oynadığı Sivasspor maçını 4-2 kazanan Fenerbahçe’nin sevinci yine 1 hafta sürdü ve deplasmanda Eskişehirspor’a 2-1 yenildi.

Bunun ardından evinde Gençlerbirliği’nin 6-1 yeren Fenerbahçe, bir sonraki hafta ligden düşen Ankaragücü’nü zor da olsa deplasmanda 2-0 yenmeyi başardı ve deplasman konusunda bir nefes aldı. Ardından gelen ve evinde oynadığı Galatasaray maçını 2-2, Bursaspor maçını 1-0 kazanarak kapatan Fenerbahçe’de asıl sorun bu maçlarda ortaya konan futboldu.

Galatasaray maçına çok iyi başlayan Fenerbahçe 15 dakikada 2-0 gibi bir skoru yakalamasına rağmen geri çekilip, rakibi sahasında kabul edince; bu yetmezmiş gibi topu ayağa oynamak yerine dan dun vurunca rakip üzerine geldi ve skor maç sonunda 2-2 olmuştu. Bu maçta iyi durumda olan Bekir’in kenarda oturması bir hatayken, oyun garanti değilken Aykut Kocaman’ın Stoch-Alex-Mehmet üçlüsünü oyundan çıkarması giden 2 puanın mimarıydı.

Yine Bursaspor maçında Alex’in harika golü 1-0 öne geçen Fenerbahçe tıpkı Galatasaray maçındaki gibi geri çekilince rakip çok raha geldi, bastı, koştu, vurdu ama şans bu sefer yanındaydı ki 2 top direkten döndü ve 3 puanı tek golle çıkardı. Bu maçta Gökhan Gönül’ün maç kadrosuna alınmaması, Emre Belözoğlu’nun kenarda oturtulması en büyük handikaplardan birisiydi.

Fenerbahçe gibi şampiyonluğa oynayan bir takımın deplasmanda 16 maçta 6 galibiyet, 4 beraberlik ve 6 mağlubiyet alması; hele hele 0 averaj elde etmesi kabul edilebilir bir gerçeklik değildir. İçeride başka dışarıda başka oyunla zirve yarışında rakiplerinize erişemezsiniz. Nitekim şuandaki 7 puanlık farkın asıl sebebi derbi maçlardaki puan kayıpları değil, ligin düşme hattındaki takımlara verilen puanlardır. Bir diğer sorun ise takım oyununu oynayamayan bir görüntü çiziyoruz. Çok fazla dağınık bir görüntümüz var.

KALE ve SAVUNMA

Kale : Volkan Demirel, Mert Günok, Serkan Kırıntılı

Savunma : Gökhan Gönül, Orhan Şam, Bekir İrtegün, Serdar Kesimal, Joseph Yobo, Fabio Bilica, Reto Ziegler, Özgür Çek

Kalede henüz Serkan forma giymedi. Mert ise 1 kez 90 dakika, 1 kezde sonradan oyuna girdi. Her iki kaleci için de yorum yapmak zor.

Volkan bu sene çok gol yiyor diye eleştiriliyor. Takım savunması yapılmadığı sürece, stoper topa basamadığı sürece her atak gollük pozisyon olur. Volkan’ın  bu sene yediği golleri izlersek yapılabilecek çok şey olmadığını göreceğiz. IBB maçı olsun, Samsunspor deplasmanı olsun, Galatasaray maçı olsun yenilen gollere dikkat ediniz; tümü savunma arasına ve stoper arkasına kaçırılan pozisyonlar. Geçen sene burada Lugano’nun olmasından dolayı Yobo’nun yetersiz kaldığını görmüyorduk. Bu sene Serdar-Yobo ikilisi de ağır oyuncular ve savunma arkasına çok kolay top kaçırıyorlar. Bunun yanı sıra her iki oyuncu da ağır, her gelen topu kontrolsüz taç veya kornere vuruyorlar. Oyunu bu iki oyuncu da topla çıkamıyor. Çıkarsa da geri gelemiyor. Bekir ise burada Serdar’a göre daha ağır basan bir oyuncu. Geldiği seneye göre daha yerinde, daha etkili ve en az Lugano kadar sert ve önde basabiliyor. Lakin Aykut Hoca’nın Serdar konusundaki ısrarı olduğu sürece kulübe kalacak gibi duruyor.Bilica konusunda yoruma yer vermemiz, hatta forma için bile düşünmemiz gerekirken; en kritik zamanlarda ona forma verilmesinin hata olduğunu yine savunuyorum. Oynadığı maçlardaki durumu çok iyi biliyoruz.

 

İki stoperin ağır oluşuna bu sezon Gökhan Gönül’ün de formsuz tablosu eklenince sol kanatta Ziegler’e daha çok yük biniyor. Öyle ki Ziegler önünde oynayan Stoch’un da savunma tarafını yapamadığını düşünürsek, Fenerbahçe’nin ligde 31 maç sonunda 33 gol yemesi bir tesadüf değildir. Ziegler iyi bir oyuncu, hücum yönüde kuvvetli. Ancak takım savunma yapmadıkça ve önünde oynayan Stoch geriye koşmadıkça Ziegler’den büyük bir performans beklemek hata olur. Kaldı ki savunmada alternatifi olmayan tek oyuncu olarak göze çarpıyor. Her ne kadar dönem dönem Caner Erkin buraya monte edilse de Caner’in hücum gücü yüksek olduğundan Stoch’un alternatifi olarak adı orta sahaya yazılıyor. Ara transferde gelen Özgür Çek ise eğer ki değerlendirilirse, kendini geliştirirse gelecekte sol bekte verimli olacak bir oyuncudur.

Bir eksimiz de bu sene savunma oyuncularının skora katkısı bulunmuyor. Ligde atılan 58 golün sadece 2 tanesi savunma oyuncularına ait. 1 gol Gökhan, 1 gol Yobo kaydetmiş. Bu da takım için bir kayıp olarak istatistikler arasına giriyor.

Savunmanın sağında düşünülen Gökhan Gönül alternatifi Orhan Şam’ı da çok fazla izleme şansımız olmadı. Oynadığı maçları baz alırsak, hücuma Gökhan kadar etkili çıkamıyor. O bildiğimiz Orhan görüntüsünden çok uzak. Elbette değerli bir oyuncu ve şans tanınacaktır.

ORTA SAHA

Orta Saha :  Mehmet Topuz, Emre Belözoğlu, Alex de Souza, Selçuk Şahin, Cristian Baroni, Caner Erkin, Miroslav Stoch, Gökay İravul,

Özer Hurmacı, Recep Niyaz, Sezer Öztürk, Issiar Dia
Fenerbahçe orta sahasında sağ kanatta Mehmet Topuz’un düşen formu en çok konuşulan şeylerden birisi. Mehmet geriye gelerek Gökhan’ın ve orta sahada basmayan Baroni’nin açıklarını kapatmaya çalışmaktan fizik olarak çok düşüyor. Geçen sene performansının yüksek olmasının nedeni her iki mevkiye de bu kadar çok girmemesiydi. Arkasından Gökhan’ın gelerek de paslaşması pozisyonları hazırlıyordu. Geçen sene Fenerbahçe’nin en etkin bölgesi sağ kanadı olurken, bu sene hücum anlamında en kısır bölgelerin başında geliyor. Mehmet yerine hazırda bekleyen Dia ve Özer’in oyuna girdiklerinde hiç katkı vermemesi de ayrı bir soru işareti.
Dia normalde aldığı topu hızlı kullanan, çizgiye kadar inebilen, adam eksilten özelliklere sahip olmasına rağmen; oynadığı tüm maçlarda bu sezon gerek kendisine forma veren Aykut Kocaman’ı, gerekse taraftarı üzmüş durumda. İnanılmaz sayıda top kaybı yapması, fizik olarak kuvvetsiz oluşu da buna eklenince; Dia beklenen performası sahaya yansıtamadı. Özer ise oyun içindeki bencilliği, topu ezmesi, yaptığı açıklamalarla kredisini çoktan tüketen oyuncular arasında. Sezon sonunda takımdan gönderilmesi kimse için süpriz olmayacaktır. Fenerbahçe sağ kanadındaki bu oyuncular bu sezon skora 7 gollük katkıda bulundular.
Fenerbahçe sol kanadında Caner Erkin ve Miroslav Stoch bu sene iyi işler yaptılar. Dönem dönem patlayan Caner ve jeneriklik goller atan Stoch; bu sezon Fenerbahçe’de en çok konuşulan isimler. Caner ve Stoch ikilisi bu sezon 12 gol kaydetmiş durumda. Her ikisi de süratli, adam eksiltebilen oyuncular.

Orta sahanında ise Emre, Baroni, Selçuk, Gökay dörtlüsü skora 10 gollük katkıda bulundular. Selçuk ve Gökay acil durumlarda forma bulurken; Emre-Baroni kadronun ideal isimleri olarak görülüyor. Emre oyunu iki yönlü oynayabilen, oyunu açabilen ve pres özelliği yüksek bir oyuncu. Kalitesi tartışılmaz bile. Oyunda olmadığı zaman takımın ne kadar kötü durumda olduğunu, orta sahanın işemediğini hepimiz izliyoruz. Emre oyunda ayrıca Baroni’nin vurdum duymazlığını kapatmaya çalıştığından inanılmaz yoruluyor. Baroni kazandığımız veya kaybettiğimiz maçlarda dikkat ederseniz top ayağına gelmesin diye başını yukarı kaldırmayan bir performans sergiliyor. Rakip onu kolay geçiyor. Gökay’ın henüz genç, Selçuk’un ise yedek oyuncu olabileceği Fenerbahçe’de orta saha sıkıntısı devam ediyor.

Oyuncularımızdan Sezer Öztürk’ü ise izleme şansımız yine olmadı. Sakatlıkların yakasını bırakmadığı oyuncunun aslında kumaşı çok iyi. Kendini yetiştirirse ve sakatlıktan kurtulursa Alex’e alternatif olacağını hepimiz biliyoruz. Orta sahada yine tartışmayacağımız bir Alex var. İyi ki de var.

Fenerbahçe orta sahası geçtiğimiz sezonun ikinci yarısında inanılmaz işler yapmıştı. Pres özelliği yüksek, kısa ve hızlı pas yapan, yelpaze gibi açılıp kapanan oyun anlayışı ile rakiplerini çözerken bu sezon bu görüntüden yoksun. Eğer ki yeniden bu kimliğe bürünürse önünde kalan tüm maçları alacak kapasitedir.

FORVET

Forvet : Semih Şentürk, Henri Bienvenu, Moussa Sow

Semih bu takımın nöbetçi golcüsü sıfatını almış, gol kralı olmuş oyuncusu. Tam 11 sezondur bu takımın parçası. Ancak bu sene sahada yok Semih. Gerek sakatlık, gerek formsuzluk onu zaman zaman ilk 18 dışında da bırakıyor. Fenerbahçe’nin en ihtiyaç duyduğu bu dönemde olmaması büyük handikap.

Bienvenu ise sezon başında Niang’ın gidişi ile takıma gelen genç bir oyuncu. Oynadığı maçlarda ligde 6 golü bulunuyor. Ancak attığı değil kaçırdıkları ile konuşuluyor. Oynadığı son 1-2 maçı dikkate almazsak Fenerbahçe’de yedek olması dahi zor bir oyuncu. Muhtemelen de sezon sonu gidecek isimler arasında adı geçiyor.

Forvet hattında Fenerbahçe’nin en büyük kazancı devre arasında gelen Moussa Sow. Oynadığı 8 lig maçında 5 golü ve 3 asisti bulunan Senegal’li golcünün; sırtı dönük top alması, süratli olması ve adam eksiltebilmesi en büyük artıları. Ancak yeteri kadar top alamadığı da aşikar. Fenerbahçe büyük bir forvet kazandı. Niang’ı aratmadığı kesin.

TEKNIK HEYET

Aykut Kocaman geçen sezon bu takımı şampiyon yapan Hoca’dır. Karakterine, kişiliğine söylenecek en ufal bir sözüm olmamasına karşın; geldiği dönem olsun, geçen sezon şampiyonluk sonrası olsun… Söylediğim sözler geçerlidir. Aykut Kocaman oyunu okumada, oyuncu değişimlerinde ve rakibe göre kadro kurmada ciddi sıkıntıları olan bir hoca.

Fenerbahçe çok ezber bir takım. Kadro standart, oyunu standart, hatta oyundan çıkacak ve girecek oyuncuları dahi standart. Teknik ve taktik anlamda takıma oyun içinde yön veremediğinden bana göre Aykut Kocaman için Fenerbahçe henüz erkendir.

GENEL

Fenerbahçe için tüm bunları eğer ki 3 Temmuz 2011 faciası olmasa şu duruma göre konuşacaktık. Ama şu an futboldan, oyundan o kadar uzağız ki kazanılan, kaybedilen puanları önemsemiyoruz. Fenerbahçe’nin önceliği şu an Başkan’ı ve yöneticilerini içeriden almak; üzerine atılan bu pisliği temizlemek olarak görülüyor.

Aziz Yıldırım ve diğer yöneticilerimiz içeriden çıktığında, bu leke temizlendiğinde hem futbolu konuşacağız, hem de oyunu yeterince eleştireceğiz. Ama yine de biz Fenerbahçe’iz, Fenerbahçe’liyiz. Başarı isteriz. Eğer ki bu da olmuyorsa oyuncularımızdan savaşarak kaybetmesini bekleriz.

Geçecek Hepsi Elbet…

Onurunuz için, Formanız için, Başkanınız için, sizden vazgeçmeyen Bizler için…

OYNA!

Kocaman Umutlarımızın Sahibisiniz

Serkan Çakmak

28 Mart 2012

Editör Serkan Çakmak

Fenerbahçe, Teknoloji, Müzik ve Dizi üzerine yazmayı severim. Her fotoğrafı değil, anlamı olanları seçip, sizlerle paylaşırım. Siyaset üzerine pek yazmıyorum, sonra alınıyor zeka küpürleri. Korsan Basınım… Haydi bakalım