aslında bu gidiş çok sonra olacaktı

aslında bu gidiş çok sonra olacaktı

bulduğum her cevap, yeni bir soruya savurur beni…
bir deniz kıyısında, kayalık üstünde dalgalara çarparken yüzüm
tüm haykırışların yeniden, tekrar tekrar uzakta bir yerden geldiğini
koca bir maceradan nasıl koptuğumu anımsıyorum…

hırçın,korkusuz…
gelmeyen gidişlerimin malum hikayesini yazmak
ve sadece yazmak işte…
lanet olsun. martı sesleri yine tepemden dökülüyor.
martı sesleri haberini taşıyor bana,
ne sana geliyor adımlarım, ne senden kopuyor aklım.

sorular, cevaplar,
ha bir de sonuna durmadan üç nokta konmuş cümleler…
benim için fazla iyimser bir hikaye bizimkisi,
muhtemel bir aşkı gözden çıkarma meselesi içimde…
git denmez, kal denmez…
yaz çalakalem ellerim, yaz inandırıcı bir sanatla
ruhumun ruhuna kuşku duyan dehlizlerini…
her durumuma düşür ihtiyati gayri düşlerimi…

bir kadını sevmek diyor son notum…
sevmek sınırsızca her şeyi…
bir şehri sebepsizce sevmek gibi…
her zaman yaşadığım ilişkilerde
karşımdakinin ulaşacağı son duraktaki adımdan bir önce uğranan durak oldum.
bir şeyi seviyorsan bazen onu dört bir tarafında istersin ya hani
işte ben de o noktadayım…noktadaydım…
noktaydım ve noktaladım…

kırık düşlerde cennet hayelleri kurup,kaçırırken aklımı
falez kıyısından bakarken uzakta ve tek başıma…
bulmalılar beni.
olay yeri inceleme geldiğinde hayal mahalime
bir sigara yanmalı…
can sıkıcı bir hava, aklında cevap arayan sorularıyla bir adam
martı kanadında sorgulamalı nefes alıp veremeyişimi.

tutanaklara şöyle geçmeli benim meselem :
“çifte cinayet bir bedene emanet”
oysa bir bilge adam demişti bana öldürme aşkı içinde
öldürme.
öldürme aşkı ayıp, çifte cinayet…
bir aşk ölürken,bir sen bir de ben özneleri düşer toprağa…
ve tüm şair çocuklar dize dize dökülür kağıtlara.
şerrin anahtarı bu kentte şairler
aşkın ölümünü bir dali heyecanında çizerler…
işte bu yüzden hikayemde bu sonsuz gidiş planım çifte cinayet.

ama işte ben, hayal mahali yazanı…
benim hikayelerimde öykünümler ve karakterler karanlık bekçisi misalidir.
satır arasına mutluluk sıkışmışsa bir hata olmuştur,
yekten silinmelidir.
lütfen arayın kara kalem yazan ellerimi.
bir silgide yoketmeliyim herşeyi…
bir silgide seni de beni de silmeli işte.
bir kere daha lanet olsun ikimize…
beni güzel karalasın hikayeci çocuklarım…
vasiyetimdir yazın;
sorularıyla beni cevaplara tıkayan tüm aşklarım
güzel hatırlasın…hatırlatsın.

serkan çakmak – 911
13-01-2010

20:25

Editör Serkan Çakmak

Fenerbahçe, Teknoloji, Müzik ve Dizi üzerine yazmayı severim. Her fotoğrafı değil, anlamı olanları seçip, sizlerle paylaşırım. Siyaset üzerine pek yazmıyorum, sonra alınıyor zeka küpürleri. Korsan Basınım… Haydi bakalım