Şizo Çok Sesli Opera

“konuşmak; her zaman iletişim kurmak demek değildir.”*** diyor anasını satayım filmde. konuşmak bazen sadece ses vermek oluyor. öyle ki sen anlatıyorsun, o anlatıyor ama ortada bir yerde anlamlı cümle yok veya söylediklerin kulakları teğet geçip, rüzgarı yalıyor.

durup durup insanların bazıları; ki hadi kabul buyurun burada insan dediğim lafın gelişi, söylediğim yani daha önceden söylemiş olduklarımı “bir daha anlat sam” makamında soruyor. sil baştan, yekten bir daha bir daha söyle serkan diyorlar. o an anlıyorsunuz ki olmuş olan, geride bıraktığınız konuşmaların sadece konuşmak olduğunu, her hangi bir iletişim yöntemine eş düşmediğini farkediyorsunuz.

bir konuşmanın iletişime dönüşmesi sizin ve karşınızdakinin söylemleri sindirmesinden ibaretse… daha bir kaç gün önce, ya hadi günleri siktir et; daha bir kaç saat önceki şeyleri yeniden ve aslında hiç duymamış gibi sorup, size öyle davranıyorsa… çok güzel anlatıyorsun, bir daha anlat; nasıl olsa ben malım, hatta dur ya sen malsın bir daha anlatırsın diye yaklaşıyorsa…

iletişim değil, sadece çok sesli şizofren operalardan öte değildir. almıyorsa beyinler, yazsan neye yara, konuşsan neye yarar.

topuna bir tekme, olmazsa köklerine kibrit suyu firmamızdan hediye…

serkan çakmak
25-07-2011

*** – replik “eternal sunshine of the spotless mind” filminden. izlemeyen çok şey kaçırmıştır.

Editör Serkan Çakmak

Fenerbahçe, Teknoloji, Müzik ve Dizi üzerine yazmayı severim. Her fotoğrafı değil, anlamı olanları seçip, sizlerle paylaşırım. Siyaset üzerine pek yazmıyorum, sonra alınıyor zeka küpürleri. Korsan Basınım… Haydi bakalım