Popüler Ölümler Çağı 14

Bir popülist ölüm senayosuna daha hoşgeldiniz. Bölüm 14, ışık, sahne, ekşın… Tam 60 güncük sonra bir aradayız. Hamdolsun, Şampiyon Fenerbahçe diyoruz önce. Sonrasında 33. yıl dönümünü devirdiğimizi geçiyoruz bu satırlara. Serkan 33. Sezon Onaylandı

populerolumlercagi-14-istasy10net

Anlatılası çok fazla kriminali sosyolojik veya patolojik bir durum söz konusu değil. Bizim devinimler içsel yine. Kendimi ayna ile çırpıştırmadım şu zaman zarfında cümlelerin bu kadar renksiz olması, yakışık durması da sürpriz olmasa gerek hani.

Yalnızlığa nasıl alışmışsa bünye, alışmamış götte durmayan don misali bu işler. Kendimden sonrası fazla geliyor oksijen almak için. Hiç bir yerde duramıyorum, hiç bir yere sığamıyorum. Sonra duruyorum, bakıyorum nicedir halim? Cevap anagramı olmayan, sorulmuş olsun diye sorulan öğrenci sorularına benziyorum.

Birileriyle buluşuyorsun, zorla zaman yaratarak zaman mekana akıyorsun. O kısıtlı zamanlarda karşında bir duvar düşün… Sen söylüyorsun, sekip sekip geliyor cümleler. Masa bir telefon, el sürekli telefonda. Umursanmadığını, zorla güzelliği anlıyorsun. Sonra da diyorsun ki “eh hadi, kalk gidelim, yanıyor zaman”

Neyse… Neyse…

Aramazsak aramıyorlar yılındayız ya yine hani… Ve tüm bildiklerimiz ve tüm yeni tanıştıklarımız aynı kabileden yani ha yine… İşte onun takvim tutmazlığındayız sevgili mutlu mesut okuyanım. Canımın çok sıkıldığı bu son hafta sonu, üşenmedim ve bir arkadaşla, karşı cins arkadaşla, olan yazışmamızın tamamını satır satır okudum. Ayıptır söylemesi oku oku bitmedi. Ne çok yazmışım? Kesmeyince bir kaç arkadaşla olan yazışmaları da döktüm önüme. Yazışacak sistem çok ne de olsa.

İşin püfüdük noktası da bu işte : Ne çok yazmışım? Cidden yahu, karşıdan lafı ya kerpetenle almışım veya tek kelimelik cümlelere el sallamışım. Tiksindim. Okumaktan usandım sonunda. Başımı kaldırdım, gün çoktan batmış, hafif bir rüzgar… desem de buraya aldanmayın. Hava kendi halinde, saat kimin umurumda. Biz meseleye dönelim.

İşin özü, ben yazmışım, ben biraz zorlamışım ve gitmişim üzerine… Sonra bir bakmışım, “evde yoklar”.

Ondandır bu saatten sonra kimsenin iyi veya kötü organizasyonlarına siktirin lan deyişlerim. Ondandır hiç bir yere gelmem deyişlerim. Ondandır şu KAP bildirimim. “Hiç kimsenin hiç bir organizasyonuna katılmayacağımı (eğlence, düğün, nişan, doğum günü, parti, yürüyüş, eylem vs…) şimdiden açık açık yazayım. Davet gönderip, kendini yormayınız. Apolitik, asosyal vs… gibi arka planda kalmayı yeğliyorum.

Velhasıl kelam sevgili okurcuk, bizden ne köy ve hatta nahiye olmayacağı kesinken… Patrick Jane abimiz nihayet Lisbon ablayı öpmüşken… Ted Mosby hikayesine bir nokta koymuşken… Tüm gibilerin, tüm konuşmaya zorladıklarımızın, tüm gönlümüz olsun diye “evet” diyenlerin ve sadece derdi olduğunda yazan dost diye bildiklerimizin… Haydi hep beraber….

Ta AMK.

Serkan Çakmak

Not : Bana mı bana mı diye kasmayın yahu. Hepinizi toplayınca bu çıkıyor. Şu saatten sonra arayıp, yazmayın. Çok işim var zira. Kendime yeni sözcükler yazacağım.

Editör Serkan Çakmak

Fenerbahçe, Teknoloji, Müzik ve Dizi üzerine yazmayı severim. Her fotoğrafı değil, anlamı olanları seçip, sizlerle paylaşırım. Siyaset üzerine pek yazmıyorum, sonra alınıyor zeka küpürleri. Korsan Basınım... Haydi bakalım