Okudum : Hakan Günday – AZ

Çok fazla okuduğum kitaplar üzerine konuşan veya yazan bir yapım yok. Lakin herkesin bir şekilde birşeyler karaladığına da şahit oluyorum. Zira web dediğiniz şeyler sınırsız bir bilgi çöplüğü. Doğru veya yanlış her türlüsü bilgi sonuçta.

Kitap ile ilgili kısa özeti yazının sonunda bulabilirsiniz. Ne çok uzun yazacağım, ne de bölüm bölüm yazara ve aklına dair sektireceğim. Kısa bir gözlem sadece benimkisi. Ah, bu arada kitap ön ve arka kapak fotoğraflarını konuda görüyorsunuz. Onlar da bana ait. Sağdan soldan araklamaya gerek yok.

Hakan Günday… Avrupa’nın bağrındaki “Çılgın Türk” diyorlar ona. “Kinyas ve Kayra” ile yeterince popülarite yaptıktan sonra “Piç“, “Azil” gibi kitaplarla da ününü pekiştirdi. Öyle ki “Kinyas ve Kayra” bende de mevcut. Hatta dün idefix siparişim ile beraber “Azil” kitabı da elime ulaştı. Henüz 30 sayfasını okudum, ama bir günde bitiririm o kitabı. Ah, evet. Hızlı okuyorum, öyle bir sorunum var. Her neyse…

Biz “AZ” diyorduk. Kitap 2 farklı “Derda” üzerine kurulu. Biri dişi, diğeri erkek. Dişi olanı 11 yaşında evlendirip, okuldan alıp, cemaate verip, yıllarca köle gibi siktirip; arkasından ekstrem seks, cinayet, uyuşturucu ve dibe vurmaya kadar herşeyi yaşatıyor Hakan Günday. Ve sonra birden tanrının eli gibi uzatıyor bir kadını hayatına, toparlıyor, besliyor, büyütüyor ve sonunda dişi Derda “far far away” bir mekanda edebiyat öğretmeni oluyor. Kısaca zorlaya zorlaya ve sonra tekrar zorlayarak karakteri mutlu sona gönderiyor.

İkinci Derda ise erkek. Ona annesini parçalatıyor, sokaklarda yaşatıyor, korsancılığı, sigara içmeyi, edebiyatı, okuma ve yazmayı ve sonrasında adam vurmayı uygun buluyor Hakan Günday. Lakin bu karakteri de zorluyor. Sanki 10 klasik Türk filmini göt göte bağlamışçasına yazıyor hepsini.

120-150 sayfa kadar bir Derda, sonra bir o kadar daha diğer Derda’yı anlatıyor yazar. Sen ikisini de bozuk, saçma sapan, sonuna kadar zorlanmış cümlelerle okuyorsun. Ki ben okudum… Sonunda tesadüfün tesadüfünün tesadüfü bir olayla, zamanda, yerde… İki Derda’yı bir araya getiriyor. 40 yıllık acılarını sonrasında sürecek 40 yıllık mutluluğa merhaba dedirtmek için… Sonra hikaye bitiyor zaten.

Kitapta cemaatten, Türk kürt sentezinden, köy yaşamından, İstanbul’dan, çok kısa da olsa sağ sol zamazingosundan, küçük yaşta evlenmekten, seksten ama uç durumdaki bir türden, alkol uyuştucu vs vs vs herşeyden zorlana zorlana yer buluyor dünya.

 

Bir çok kişiye göre baş yapıtlar arasındaki bu kitabı ben alabildiğine sıradan, boş, gereksiz buldum. Lakin söylemeden geçmemek lazım kitabın son 10 sayfası (maksimum 10) okumaya değer. AZ hikayesi de orada zaten. Sadece orayı seveceğinize de eminim. Aldım, okudum, sevemedim. Tavsiye de edemiyorum.

Ama elbette böyle yükselen bir yazar, popüler olan bir yazarı okumak isteyenler olacaktır. Hatta kapağında yazan “Yılın Telif Kitabı 2011” ibaresine bile aldananlar olacaktır. Gidin bir kitapçıya 10-15 sayfa çevirin, tadına bakın. Sonrası zaten sizin…

Türk  Edebiyatı – Roman kategorisindeki kitap 355 sayfa. Dünya Kitap tarafından yayınlanan “AZ” için bendeki kitap 17 baskı ve Ocak 2012 imzalı. İlk baskı ise Nisan 2011 olarak okuyorum.

Herkese yine de keyifler…

Kitapsız olmayın 🙂

Serkan Çakmak

Kitaba dair açıklama (alınan yer kitapyurdu.com)

Diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın. Belki de çok az…

O zaman şöyle demeliyim: Seni az tanıyorum… Az…

Sen de fark ettin mi? Az dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z.
Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var.

O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında.

Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar.

Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler.

Senin ve benim gibi…

11 yaşında bir tarikat şeyhinin oğluyla evlendirilen korucu kızı Derdâ ile hapisteki bir gaspçının aynı yaştaki oğlu “mezarlık çocuğu” Derda’nın bir mezarlıkta kesişen hayatlarının, bu iki çocuğu kırk yıl boyunca her tür şiddetle yontup birbirlerine hazırlayışının, (bütün anlamlarıyla) Yazı’nın bu iki çocuğu birleştirmesinin hikâyesi.

Çocuk şiddeti, hayatın şiddeti, aşkın şiddeti, inancın şiddeti, hırsın şiddeti üzerine, A’dan Z’ye şiddet üzerine, dilin ve yazının şiddetiyle bir roman…

Editör Serkan Çakmak

Fenerbahçe, Teknoloji, Müzik ve Dizi üzerine yazmayı severim. Her fotoğrafı değil, anlamı olanları seçip, sizlerle paylaşırım. Siyaset üzerine pek yazmıyorum, sonra alınıyor zeka küpürleri. Korsan Basınım... Haydi bakalım