Münferit Düşünceler Arifesi

Her şey çok fazla açık sözlü olmaktan geçiyor diye öğrettiler bize. Yani ne olmuş düşündüğünü söylemişsen, ne olmuş Allah’ın bildiğini kuldan sakınmamışsak? Merhaba, kaybedenler kulübü burası. Hoşgeldiniz…

Bazen sus demeli insan kendisine. Sus ve dünya keşfetsin seni. Her bildiğin bir denklemin açık beyanı gibi serilmesin ortalıklara. Sus ki gizemini korusun insan, gece misali.. En ulaşılmaz yıldız değilsin belki ama hakkında tahminlere gebe düşmeli akıllar karşında…

Lanet olsun sus demenin saadeti kendi kendine… Çok konuşanı boş gören iklimlerdeyiz. Oysa birinin çok konuşmasının altındaki gerçeği bazen perdeleyen o popüler figürlere takıldığımızdan; muhtemel gerçekleri elemekteyiz yekten.

Ama bir yerde haklı insanlar, haklılar paşam. Ne diye alışagelmişin dışına çıkar ki insan? Suskunluğu dile getirir ve aslında sorulması gereken soruları hemen sorar? Oysa nereden bilsinler ki en önemli soruların aslında sorulmaktan vazgeçilmişler olduğunu? Nereden bilecek ki cevaplardan çok sorunun ehemniyet arzettiği? Çok sakıncalı düşüncelerdeyiz. Saklı gerçekleri yaşayıp, yalap şap günleri geçirmekteyiz.

Nicedir yazmayı düşündüğüm; lakin sürekli ertelediğim bir ben hikayesi var aklımda. Her şeyin sürekli siyah beyaz film tadında yaşandığı; “oha artık bu da olmuş olamaz” dendiği eylemler içindeyim. Hiçbir işim sıradan olmanın dayanılmaz lezzetine denk düşemedi bu coğrafyada. Hep bir engel, düşünce, aksiyon içinde geçti 30 sene… Dile kolay rakam, otuz ve sene…

İnsanın yaşlandığını anlaması için ne nüfus kağıdındaki rakamlara ihtiyacı var, ne de birinin “sen yaşlısın” demesine. Geçen günlerin farkındaysa birisi, geçmiş günlerin çok sesli ve renkli dökümünü yapabiliyorsa eğer; korkmadan, utanmadan, “bunu yaşadım yahu” diyebilerekten… En güzel yaşlanmadır işte.

İnsan farkındaysa her an her şeyi kaybedebileceğinin, “bunu ben yaptım” diyebiliyorsa, işte o insan hayatı bir basamak arşınlamıştır bana göre. Hayat böyle güzeldir oysa… Lakin gel de anlat bunu bünyelere…

Yine çok konuşulmuş bir günün ortasındayız. Bu yüzden sanırım arkadaşımızın olmaması, her tanıdığımız insanları kaçırma senfonimiz. Ve vazgeçtiğimiz, elimizin tersiyle ittiğimiz şeyler yüzünden dışlanışımız. Hayata koskoca ve ağız dolusu bir siktir çekmenin azametinden her şey…

Bir üniversite bitirmedim. Çok da güzel bitirirdim aslında. Çok büyük yerlerde, çok da önemli mevkilerde olurdum belki. Lakin buyum, böyle mutluyum ben.

Olsun diye değil, olmasını istediklerimin peşindeyim…

Anlaşıldı mı merkez… Mütemadi ve münferit düşerdeyim.

Serkan çakmak
28-11-2011

Editör Serkan Çakmak

Fenerbahçe, Teknoloji, Müzik ve Dizi üzerine yazmayı severim. Her fotoğrafı değil, anlamı olanları seçip, sizlerle paylaşırım. Siyaset üzerine pek yazmıyorum, sonra alınıyor zeka küpürleri. Korsan Basınım… Haydi bakalım