Hayatın Güzel Olduğu An Yine

Ne zaman bahar gelir, yaz gelir; o vakit insanlar güneşe, denize ve eğlenceye koşar. Tabanları acıyana kadar koşarlar gün batımına. Kimi Akdeniz’in ılık sularına, kimi Ege’nin hırçın sevdasına yelken açar. Çalışan her insanın senede bir veya iki haftalığına kendini işten, hayattan, sorumluluklarından ve en önemlisi kendinden uzat tuttuğu zamanlardır. Adı tatildir.

En son ne zamandı anımsamıyorum tatil sevdasına düştüğümü. Son beş senedir şirketteki yıllık izinlerini çöpe atmışımdır. Aldığım izinler ameliyat, askerlik işlemlerinden öteye gitmez. “İnsan vücududur, nasıl dayanır” demeyin. Bu ben ve kendim arasında bir yapboz misali parçalanan bir olgudur.

Güneşi oldum olası sevemedim keza. Sıcak iklimler bana yazılmamış gibi. Denize girmek, güneş altında on yüz bin milyon faktör kremlerle döşenip uzanmak, bana göre değil sanırım. Baldırı çıplak sevlara düşkün olmamam benim dindar bir adam olduğumu göstermez. Hoş, bir Allah inancı ve fikrim var. Enine boyuna bilirim herşeyini de, İslam’ın şartlarından uzak duruyorum nedense. Herşeyden uzak durduğum gibi düşünmek gerek.

Eğlenceyi yüzmek, içmek, sevişmek olarak göremeyen; kendine kapanmış bir adam tasviri. Ve hatta yürüyen saplantılı kargaşa misaliyim. Bana eğlenceyi sorsanız, çalışmak derim. Beni oyalayan, yaratıcılık vaad eden zamanlarım bunlar. Gerçi birşey bilmiyormuş gibi davranmayı seviyorum.

Sıradan, bilgisi olmayan, okumamış bir adam gibi olmayı da seviyorum. O zaman insanlar daha açık tutuyor kartlarını. Aklında ne varsa döküyor egosuna yenilmek adına. Birisinin en zayıf anı, onu senden daha bilgili ve üstün olduğuna inandırdığın an başlıyor zaten. Yalan, yanlış ve tezat tüm fikirleri çorap söküğü gibi geliyor, sen istesen de. İşte eğlence bu. Çalışmak güzel.

Günde ortalama yirmi bir, yirmi iki saat ayakta olan bir adamın hayattan kazandıkları ne derseniz; her ve hiç bir şeyler oluyor. Şimdi evde tek başına bir hafta ve yine çalışmaya devam edecek olmak; beni güçlü kılıyor. Sevmiyorum hiç bir iş saadeti olmayan dakikayı. Uykuyu da sevemedim bir türlü. Ve sevmediğim türlü türlü şey var insan olmanın doğasına karşı.

Hayat böyle güzel, eğlenceli yine…

Serkan Çakmak

Editör Serkan Çakmak

Fenerbahçe, Teknoloji, Müzik ve Dizi üzerine yazmayı severim. Her fotoğrafı değil, anlamı olanları seçip, sizlerle paylaşırım. Siyaset üzerine pek yazmıyorum, sonra alınıyor zeka küpürleri. Korsan Basınım... Haydi bakalım