Cinsel Organ Ruhun Açık Kapısıdır

Ben bunu 2007 yılında o zaman aktif olan, daha doğrusu şurada 6 ay öncesine kadar aktif olan istasy10.com forumum için yazmıştım. Kopyala yapıştır gençliği ise terbiyesizce nick veya isim vermeden sadece “alıntı” olarak hala kullanmaya devam ediyor. Orjinalinin doc versiyonunu pcde buldum. İstek üzerine, yeniden… İmla hataları, düşük cümleler olabilir. 8,5 sene evvel pata küte yazmışım ne de olsa.

Herkesin korktuğu günler gelir, kapıya dayanır. Bekaret (bakir / bakire)…

Her sonuçta aynı kapıya dayanan büyük beklenti. Benim için önemli değil diyenlerin bile büyük bir çoğunluğu bu mahremiyetin bozulmamasını, kaba tabirle paketinin açılmamasını istiyor. Yaşın vermiş olduğu tecrübe-sohbet-istatistik sonucunda sözlerin gücü, dudaktan çıkması kadardır. Amma velakin iş eyleme dönüşmeye geldiğinde istisna-i bir kaide meselesi baş gösterir.

Bekareti tensel bir fiiliyat olarak görmenin körlüğünde takılı kaldığımızdan, ruha kadar gidemiyoruz. Dışı sağlam içi bozuk bir malzemenin kapınıza dayandığını anlamanın geçliği, zordur ve acıyla bezer. Güven kıran budur. Denge bozumunda kapılarınız ardına kadar açıktır.

Artık şu bir gerçek; bekaret (tensel anlamda) zor rastlanabilecek bir durum. “Ben bakirim / bakireyim” diyenler elbette olacaktır. Ancak daha evlilik trenine binmenize çok fazla vakit olduğundan bunu korumanız kolay değildir. insan nefsinin egemenliğine bir anda, şuursuzca kapılır. O an sizin için bitmesini istemediğiniz ve zevke bürünmüş maskelerin takıldığı noktadır. Hani derler ya “şeytana uydum” diye, işte bu noktadadır insan. Kendinizi istediğiniz kadar koşullayın, o an geldiğinde yelkenlerinizin devinimi sizi zorlayacaktır.

Her şeyin hızla bozulup kirlendiği bir çevrede hormonların bir bedenden diğerine transferi çok da bedbaht bir durum olarak görülmüyor. Eğer ki bunları hata olarak görüyorsanız, üzülmeyin. Ne mutlu insanoğluna ki hata yapmak doğasının gereğidir. İnsan olmanın en önemli gereksinimidir. Önemli olan hatadan pay çıkarmaktır.

İstediğinizi yapın. Bir bekaret, sevginin kapılarını bu denli kapatıp, açamaz. Sudan bahaneler serisinde yazılıdır bekaret. Ve hayatınıza giren kişinin geçmişi her zaman o kadar mühim değildir. Önemli olan sizle beraberliği esnasındaki hali ve ahvalidir.

Elastik ve nereye çeksen o tarafa yatacak bir konunun daha en başındayız aslında. Çevreme baktımda hep aynı tek düze mantık. Daha bu çorbaya duygu-aşk-gerçek sevme-hayat-gelecek-sen ve ben eklenmemişken…

Bir de bunları ekleyerek ama acele etmeden bir düşünün. Kaçınızın ruhu bekaret sınırını aşmadı?

Şimdi yapılsa bir anket ve sorulsa ki: “Evleneceğiniz kişi nasıl olmalı” diye, bu konuda ağırlık bakir / bakire diyecektir. Ancak bunu isteyen kişi ne kadar bu olguya sahiptir? İşte düğüm bu noktada saklıdır.

Ve sordum meraktan bir arkadaşa…O da dedi ki:

– “Bekaret kızın namusudur, neden mi? Düşün evleniyosun ve evlendiğin kişinin kız olmadığını öğreniyorsun. Bunu kendine yedirebilenlere bir sözüm yok. Evlenceğin kişinin bakire olmaması kızın açılışa uğradığını gösterir, yani kız senden önce biriyle beraber olmuş. Peki evlenmeden böle bişey yapan kızdan hayır gelirmi sence? Hayır,gelmez. Böyle bir şeyi yapan kız zaten evlenince de rahat durmaz.” dedi.

Ya anlık bir hata yapmışsa, ya tecavüze uğramışsa… Nasıl bir yargıdır bu ve nasıl bir infazdır? Bir kere yaptı diye ömür boyu yapacak diye bir şey yoktur. Peki sen kendini evleneceğin kişiye saklayabilecek misin? İşte mesele bu ve cevapsız kalacak belki de bu soru. Unutmamak lazım ki böyle bir şeyi yapan erkek de rahat durmaz mantığına geliyoruz otomatik olarak. Namus bacakların arasına yazılı kural kitapçığı değildir. Ancak nedense hep öyle anlatılmıştır.

– “Bak tecavüze bir şey demem ama eğer ki bilerek böle bir şey yaptıysa o zaman o kızdan umut, aşk, hiç bir şey bekleme. Evet erkekde rahat durmaz haklısın ama toplumda kızlar her zaman daha geridedir. Ben buna doğru demiyorum ama böyle. Eğer bu toplumda yaşıyorsan böle şeylere de önem vermek zorundasın. Bu kurallara göre yaşamalısın yoksa toplumdan dışlanırsın.” dedi.

Peki hangi toplum? Toplum dediğimiz kabul ettiğin gerçeği bile kabul etmeyecektir. Neden biraz bağnaz bakıyoruz? Kendi karımıza, kızımıza, bacımıza baktırmayız kimseyi ama herkese bakarız. Eşimize mini etek giydirmeyiz ama mini giyen bir hatununda karşısında salya saçarız. Burdan şimdi “eşinize mini giydirin” dediğimi çıkarmayın. Sadece toplum dediğiniz şeyden bahsediyorum.

Toplum, yani ben haricinde kalan diğerleri… Beni bağlamaz aslında. Kişi kendini bilmeli. Benim için hayatımdaki insanın geçmişinde yaptığı bilerek ya da bilmeyerek her ne olursa olsun, orada kalır. Önemli olan ben ve benle beraber olacak geleceğidir. Bekaret milimetrik zarın oyunu olamaz. Şunu unutmayın ki artık o zar dikiliyor. Yani milyon kere birleşme yaşamış biri bile karşınıza sıfır kilometre çıkabiliyor.

Kısaca hayatımdaki kişinin vicdanı, ruhu, aklı önemlidir. Bekaret ne tende ne kasık arasına gömülüdür. Bekaret kalbe akla konmuş kutsal kitaptır.

Sahiden kaçımız bakir / bakireyiz?

Serkan Çakmak

21 Mart 2007

istasy10-simge

Editör Serkan Çakmak

Fenerbahçe, Teknoloji, Müzik ve Dizi üzerine yazmayı severim. Her fotoğrafı değil, anlamı olanları seçip, sizlerle paylaşırım. Siyaset üzerine pek yazmıyorum, sonra alınıyor zeka küpürleri. Korsan Basınım... Haydi bakalım