Follow remphin on Twitter

Sayfalar

Son 10 Şey

Kategoriler

Spam Blocked

Etiketler

avazım çıktığı kadar sussam sana… 2

avazım çıktığı kadar sussam sana…

avazım çıktığı kadar sussam sana…

1. bölüm için buraya tıkla

3. bölüm için buraya tıkla

4. bölüm için buraya tıkla

5. bölüm için buraya tıkla

avazım çıktığı kadar sussam sana… 2

kadın : kalbini dünyaya adamış bir adam değil benim aradığım. belki evrende bir yerlerde üşüdüğümde beni ısıtacak, acıktığımda doyuracak ve ara sıra dansa kaldıracak biri vardır.

adam  : her hangi bir adam, her hangi bir zamanda bunları yapabilir. geçici tatmin duygusuysa aradığın eminim bir yerlerde vardır. ama ben o her hangi birilerinden değilim

kadın : biliyorum. bu yüzden her hangi biri için gölgem gölgene karışmadı…dedi usulca…

bazen bir şeyler çok korkutucu olabilir. hemde fazlasıyla ürkütür insanı. o iç sesin akıl ve kalp arasında yankılanışıdır bu. savaşılmayası bir şey değildir elbette. zira insan olmanın doğasıdır bu.

adam : kendime bazen diyorum ki, orada bir yerde bir kadın beni seviyor. beni düşünüyor. tıpkı benim yaptığım gibi, uzaklardan cesaretini yolluyor.

kadın : sessizlik kadar aşık olmak bu olsa gerek…

adam : sessizlik sadece kulağımızın ses aralığının dışında sesin yayılmasına verilen ad. öyle bir şey yok. çok iyi dinlersen, kilometrelerce öteden başka bir kalbi duyabilirsin. işte o an o kişiyi yanında hissedersin. bu seni daha güçlü kılar.

kadın : senden nefret ediyorum…. dedi kadın.

ki belki de haklıydı. ona göre tüm iyi cümleleri hayattan çalan bir yanı vardı adamın. tüm yazarlar, şairler güzel cümleleri çalıp, sayfalarca dökerken, geride çok bir şeyler bırakmıyorlardı.

adam : nefretin bir yük olduğunu herkes bilir. nefret ve sevginin ince bir çizgi olduğunu da bilirler. ancak nefret de yoktur. bu varolan bir duygunun boyanmış halidir. sevgidir. özünde sevmektir.

kadın : sen nasıl bir adamsın?

adam : mevcut durumlara alışamayan bir adam düşün. bir adam yarat hayalinde… mum ışığında bir akşam yemeğinin ardından dans edebildiğin, kollarında sıcaklığında uyuyakaldığın ve güne aynı şekilde günaydın dediğin bir adam düşün… çekici nesnelerin gecesi diyelim biz buna. çifte övgü düşürelim kağıda… kadın ve erkeğe metiyeler düzercesine hayal et şimdi. işte ben o hayaldeki karakterim.

kadın : peki ya ben? beni bana anlatabilecek cümlen var mı?

adam : kısıtlı zamanların en güzel yanı gerçekten tanıyabilme yetisine sahip olmaktır.yeterli süre olduğunda herkesi tanıyabilirsin ve hatta masaldaki gibi şirinlere bile erişebilirsin. dediğin gibi önemli olan seni sana bu kadar kısa zamanda anlatabilmek…

kadın : sanırım şansım yok gibi… dedi kadın ve dudakları düştü önce, sonra yüzü asıldı hafifçe…

bir hikaye ortadan kırılmaya başlayacaksa orada sonlandırılır. ancak bu hikaye kırık bir ortadan başlıyordu. kadın bir başka hikayede bizli cümlelerdeyken, adam hiç bir hikayenin hiç bir yerinde sadece benli cümlelerine yazılıyordu. işte bu noktada kırık bir hikayenin orta yeri gibiydi hayat…

yazmanın zor geldiği zamanlar vardır, cümlelerin yönsüzlüğü, kalemin bir türlü kağıt tutmazlığı ve en önemliside doğru ifadelere nokta koyamama korkusu vardır. hiç biri olmadı.anlattı sadece sadeliğiyle…

adam : sende tuhaf olanın çekiciliği var. nasıl derler, hani böyle olmazlar misalidir bir şey. engellidir, bilirsin ama yine de çeker seni. içinden bir ses yürü git der… böyle anlam arayışında bir çekim gücü var. bir de şubatı haziran yapan havan var. bir gülüşle aydınlanan gece düşün, ay kendi ışığına saklanırken, senin gülüşünde ışıldayan bir gece… beni benim yerime bağışlayabilecek kadar güzelsin… nesin kimsin, hoşgelmişsin…

kadın : bir çoğumuz parçalanmak için bir araya gelirken, sen daha önceden neredeydin? dedi tekrar ve tekrar kadın…

zamanın bir yerinde hayat sıradanlaştığında bir kadın üzülür ve bir erkek bir kadının göz yaşlarını dindiremediğinde kalıbına tükürmek gerekir. işte bu noktada ortaya çıkan denklem sonucu aşk mıdır?, sevgi midir?

hayatla bir kadın arasına sıkıştığında kelimelerim, yazmak zor gelir… bilirsin demek ya da bildiğini sanmak değil şu an işim… sadece düşünmek ve beklemekten ibaretim. kişisel felaketim bilinmezliğime cevap verecek kişinin yine kendim olmasından kaynaklıdır benim.

sıkıntılı bir gece daha sonsuzluğa doğru bir adam ve bir kadın hikayesinde yol alırken, yorulur parmaklarım, düşerim…sessiz sedasız bir gece yarısı…. sadece giderim…

serkan çakmak – silüetsiz yazışmalar serisinden

21-05-2010 / 23:50

15 Yorum »

  1. [...] avazım çıktığı kadar sussam sana…2 [...]

    Pingback by avazım çıktığı kadar sussam sana… « Hayal Kafilesi Yazarı – Istasy10.Net – Remphin — 23 Mayıs 2010 @ 18:28

  2. [...] avazım çıktığı kadar sussam sana…2 [...]

    Pingback by avazım çıktığı kadar sussam sana… 3 « Hayal Kafilesi Yazarı – Istasy10.Net – Remphin — 31 Mayıs 2010 @ 08:35

  3. Thanks for taking the time to discuss this, I feel strongly about information and love learning more on this. If possible,it is very helpful for me.

    Yorum by long halter dress — 03 Eylül 2010 @ 05:48

  4. Right on !! Damn I am getting addicted to your weblog :)

    Yorum by Volcom Backpack — 11 Eylül 2010 @ 04:42

  5. Amir Bryson…

    Thanks so much for the article post….

    Geri İzleme by Amir Bryson — 17 Kasım 2011 @ 00:03

  6. Sullivan Nilson…

    Really informative blog.Really looking forward to read more. Much obliged….

    Geri İzleme by Sullivan Nilson — 19 Kasım 2011 @ 13:06

  7. Amanda Getty…

    Major thanks for the article post….

    Geri İzleme by Amanda Getty — 24 Kasım 2011 @ 02:34

  8. Jessica Beltz…

    I think this is a real great blog.Really thank you! Great….

    Geri İzleme by Jessica Beltz — 24 Kasım 2011 @ 07:43

  9. Angel Mcgowen…

    Say, you got a nice post.Really looking forward to read more. Keep writing….

    Geri İzleme by Angel Mcgowen — 24 Kasım 2011 @ 12:48

  10. Luciano Knott…

    A round of applause for your article.Really thank you! Really Cool….

    Geri İzleme by Luciano Knott — 24 Kasım 2011 @ 18:37

  11. Destinee Blue…

    I cannot thank you enough for the blog.Much thanks again. Much obliged….

    Geri İzleme by Destinee Blue — 24 Kasım 2011 @ 23:54

  12. Emilie Marroquin…

    I loved your article post.Thanks Again. Really Great….

    Geri İzleme by Emilie Marroquin — 25 Kasım 2011 @ 05:52

  13. Fabiola Mirabal…

    Great blog.Much thanks again. Much obliged….

    Geri İzleme by Fabiola Mirabal — 13 Aralık 2011 @ 13:11

  14. Sheila Mulcahy…

    Hey, thanks for the blog.Much thanks again. Fantastic….

    Geri İzleme by Sheila Mulcahy — 13 Aralık 2011 @ 20:48

  15. Shea Gunn…

    Thanks so much for the blog post.Really thank you! Much obliged….

    Geri İzleme by Shea Gunn — 17 Aralık 2011 @ 19:51

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URL

Yorum yapın

*