Follow remphin on Twitter

Sayfalar

Son 10 Şey

Kategoriler

Spam Blocked

Etiketler

Lige çok iddialı giren ama ilk yarı sonunda istediğini elde edemeyen Guti ve Queresmalı Kartal, takımdaki Portekizli potansiyelini arttırdıktan sonra ardı ardına patlattı bomba iddalarını. Zira Guti ve Queresma’nın yanına Fernandes, Sabrosa ve Almeida yı ekleyen Kartal artık yüksek uçuyordu. Hedef ligde 17de 17, avrupa Uefa kupasını kaldırmak.

Fenerbahçe - Beşiktaş

Fenerbahçe - Beşiktaş

Lakin bir bir dökülmeye başlamıştı kartal. Hele hele son 3 maçta bambaşka bir tesadüf vardı. Önce Ankaragücü, sonra D. Kiev ve en son Fenerbahçe… İçinden geçti resmen kartalın. Yani 3 Sarı – Lacivertli takım kartalı ezdi geçti.

Çok şükür ki bu hafta ligde başka bir sarı lacivertli takımla oynamıyorlar… Her neyse, biz mevzumuza dönelim.

Fenerbahçem… Ligin ikinci yarısına süprizle başladılar, kimlik değişerek geldiler adeta. İkinci yarı yorulan takım gitmiş, koşan, coşan, pres yapan ve gol atabilen bir takım olmuş. Öyleki bunu en net Trabzon maçında görmüştük. Bu haftada Beşiktaş maçında gördük.

Maça gelirsek… 2. sarıdan atılamayan Ekrem’in ayağından golü buldu beşiktaş. Bunu konuşan yokken herkes takılmış Ferrari meselesine. Kaldı ki Ferrari penaltıdan bir 10 dakika önce Luganoyu tuşa getirmemişmiydi? Son dakikalarda Gökhan Gönüle 2. sarıdan kırmızı kart bekleyenler, maçın başındaki Ekremin pozisyonunu anımsayabildi mi?

Bir de koşmayan, yürüyen ve artık oynamamalı, bizim Q7 miz, Sabrosamız içinden geçer Alex’in diyenler… 3 golü ağlayarak izleyebildiler mi?

Sabrosa demişken… Ben maçı izlerken 23. dakikaya kadar oyunda olduğunu bilmiyordum. Zira takım listeleri Ligtv de okunurken son hazırlıklarımı yapmak için tuvaletteydim. 2 takım kadrosunu da görememiştim. Sabrosa meğer varmış ama yokmuş. Verilen paraya değdi mi?

Büyük golcü Almeida… Tek büyük yanı zürafa misali boyu. Daha çok erken ilk 11 için. Fenerimin belalısı Bobo’dur. İlk 18e bile almadığınız için ne kadar teşekkür etsem azdır.

Velhasıl Fenerbahçe hakkıyla bir maç aldı. Kimse zart zurt konuşmayacak, kimse biz Fenere 5 atacağız demeyecek, kimse kendini Galacticos zannetmeyecek.

Pazar günü bir Fener geçti inönüden, pardon Fi yapı İnönüden. Geçti ama içinden geçti resmen…

Seneye be yaralı Kartalım… Fenerbahçem bir şampiyon olsun, seneye yeniden kapışırız nasılsa…

Serkan Çakmak – Remphin Renovatio

(daha fazla…)

Bu yazıyı Atatürk kendi kalemiyle , Medeni Bilgiler kitabında -okullarda okutulması için- ele almıştır.Ancak yazı , TDK tarafından sansürlenerek okullarda okutulmamıştır.

“Türkler Arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arapların dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de Mısırlıların vesairenin Türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir tesir etmedi. Bilâkis, Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti; milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu. Bu pek tabii idi. Çünkü, Muhammedin kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde, şamil bir Arap milliyeti siyasetine müncer oluyordu.

Bu Arap fikri, ümmet kelimesi ile ifade olundu. Muhammedin dinini kabul edenler, kendilerini unutmaya, hayatlarını Allah kelimesinin, her yerde yükseltilmesine hasretmeye mecburdurlar. Bununla beraber, Allaha kendi milli lisanlarında değil, Allahın Arap kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacatta bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe, Allaha ne dediğini bilmeyecekti. Bu vaziyet karşısında Türk milleti birçok asırlar, ne yaptığını bilmeksizin, adeta bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kuranı ezberlemekten beyni sulanmış, hafızlara döndüler. Başlarına geçebilmiş olan haris serdarlar, Türk milletince karışık, cahil hocalar ağzıyla, ateş ve azap ile müdhiş bir muamma halinde kalan, dini, hırs ve siyasetlerine alet ittihaz ettiler. Bir taraftan Arapları zorla emirleri altına aldılar, bir taraftan Avrupada Allah kelimesinin ilâhî parolası altında Hıristiyan milliyetleriylerine ilişmeyi düşünmediler. Ne onları ümmet yaptılar ne de onlarla birleşerek bir kuvvetli millet yaptılar. Mısırda, belirsiz bir adamı halifedir diye yok ettiler, hırkasıdır diye bir palaspareyi, hilafet alameti ve imtiyazı olarak altın sandıklara koydular, halife oldular. Gâh şarka, cenuba, gâh garb veya her tarafa birden saldıra saldıra, Türk milletinin Allah için, Peygamber için topraklarını, menfaatlarını, benliğini unutturacak Allahla mutevekkil kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular. Milli duyguyu boğan, fani dünyaya kıymet vermeyen, sefaletler, zaruretler, felaketler his olunmaya başlayınca, asıl hakiki saadete öldükten sonra ahirette kavuşacağını vat ve temin eden dini akide ve dini his, millet uyandığı zaman onun şu acı hakikati görmesine mani olamadı. Bu feci manzara karşısında kalanlara, kendilerinden evvel ölenlerin ahiretteki saadetlerini düşünerek veya bir an evvel ölüm niyaz ederek ahiret hayatına kavuşmak telkin eden dini hissi; dünyanın acısı duyulan tokatıyla derhal, Türk milletinin vicdanındaki çadırını yıktı, davetlileri, Türk düşmanları olan Arap çöllerine gitti. Türk vicdanı umumisi, derhal, yüzlerce asırlık kudret ve küşayişiyle, büyük heyecanlarla çarpıyordu. Ne oldu? Türkün milli hissi, artık ocağında ateşlenmişti. Artık Türk, cenneti değil, eski, hakiki büyük Türk cedlerinin mukaddes miraslarının son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. İşte dinin, din hissinin Türk milliyetinde bıraktığı hatıra…“

Medeni Bilgiler sayfa: 364,365,366,367,368,369,370,402,403 – Kemal Atatürk

Atatürk

Atatürk

Hazırlayan : İstasy10.com – elesiona

Daha Fazlası İçin Atatürk’ün sansürlenen yazısı

12 Eylül Gaydırı Guppakları

Bir Kenan Evren Daha Mı?Heyecanla bekliyoruz. Olacak bunlar. Darbeyi kanlı sanıyorlar,ülke 50 yıl geri gider sanıyorlar. Vah bebelerim, kulaktan dolma yaprak sarmalarım. Fes giymektense, 4. muratın sigara alkol yasağıyla yaşamaktansa, yeni çeri ocağına çocuğumu göndermektense darbeyi isterim. Bu ülkede adam gibi kurum askeriyedir. Onlarda heyecanla beklemektedir.

Bu arada deniz gezmiş gezmemiş gibi kıça sürecek aklı olmayan adamları da örnek gösterip yazmayın. iyi ki asıldılar. bir kere daha olsa ve bin kere asılsalar kılım kıpırdamaz.hazır lafı gelmişken yazayım : iyi ki totoş deniz gezermişin şortla falan resmi yok, sadece parka ile yoksa parka ile değilde hep şortla gezecekti bu gençler.

Alooooo. Uyanın. Sizi ne denizler, ne tayyipler, ne mitingler, ne facebookda hayır verin, vermeyenin ta ak gibi şeyler kurtarmaz.

Adam akıllı sistem değişsin diye kaç kişiyle konuştunuz? Facebooka, forumlara, twitterlarınıza yazdığınız o klişelerden bahsetmiyorum. Takozluğunuza bir son verin. İnsan insana diyorum. Ah özür, dejenere nesilsiniz yani “Face to face” olayına ne zaman giriştiniz?

Kaç kişiye bu ülkenin gerçek ilke ve inkılaplarını hatırlattınız ve kendinize fikir edindiniz? Ben Atatürkçüyüm, en büyük Atatürk, I Love You Atatürk vs vs vs… Ha s….yim bunlardan bahsetmiyorum. Gerçekten Atatürk ilkeleri ve inkıplarını okuyup,özümseyerek yürümekten söz ediyorum. Hu hu kimlere diyorum?

Fikirlerinizi yüksek sesle en son ne zaman söylediniz? Özgürce, korkmadan. “Bu ülkede özgürlük yok konuşturmazlar” diyenlere de kocaman Bİ SİKTİR GİT LAN diyorum. Korkak olmak ile -mezlar -mazlar arasında fark yoktur. Ne zaman sesinizi duyulacak kadar yükselttiniz?

Siz daha kendi içinizde kendinize, çevrenize, en basitinden ailenize doğruca dürüstçe gerçekleri anlatamazken benim de bu ülke halkından bir şeyler beklemem büyük hatadır.Bir konu üzerinde tartışmak,ayan bir şekilde ahkam kesmek için o konu üzerinde ehil olmak lazımdır ki ben burada çok fazla ehil göremedim.(cümleye dikkat hiç kimse demiyorum pek fazla diyorum.özellikle vurguluyorum ki anlaşılsın diye)

Türkiye’de yaratılan sunni gündemler,var olan ve bir türlü çözümlenemeyen konuların önüne geçerek olaylara ket vurmaktadır. Çözümlenmesi, üzerine tartışılması gereken ciddi meseleler,gayrı ciddi magazinsel haberler vasıtası ile bilinçli bir şekilde unutturulmaya çalışılmaktadır. Hazır olun referendumun sunni gündemleri de bu hafta gelecek nasılsa ve hiç bir şey şeyinizde olmayacaktır.Borsayı izleyin.

Ekonomik ögeler kelime oyunlara kurban edilerek iyi gösterilme çbasında içindedir.ülkemizde ki durum göz önünde bulundurulunca okuma-yazma oranı orta düzeyde,ancak bilgi seviyesi neredeyse yok derecededir.En basitinden tahmin edilen enflasyon rakamı ile ortaya çıkan rakamın arasındaki 2 puanlık fark önemsenmemektedir.Oysaki siz rakamı 8 beklerken,10 geliyorsa bu küçük değil,büyük bir rakamdır.Zira 2′lik fark 8′in dörtte biridir ve bu da %25′lik bir sapmadır.Ancak gözü kelimelerle boyamak kolaydır ve kandırmak bu kadar basittir.

Ekonomiyi geçip AB meselesine gelelim.Şu an uygulanmaya çalışılan politika ne durumdadır?Halk ne bilmektedir ve bilmemektedir?Dışarıya çıkıp,halka sorsanız alacağınız cevaplar sınırlıdır.Zira tam anlamıyla halk AB meselesinin ne işe yarayacağını-yaradığını,ne getireceğini-getirdiğini ve götüreceğini-götürdüğünü bilmemektedir.Bilinen net bir şeyler varsa,onlarda “Kıbrıs sorunu,kokoreç kültürünün vehameti ve AB’nin ülkmeizi oyalamasıdır”.

Az okuyan,neredeyse araştırma yapmayan,gazetelerin spor-magazin ve burçlar bölümünü okuyan,Tv’de ya dizileri ya da saçma sapan tartışma kokulu kavga neşreden programlara müptela olmuş bir topluma nasıl anlatacaksınız AB konusunu?Bazıları diyebilir ki “yazdık,kısa kısa anlatıyoruz”.Eyvallah.Ancak “yaptım,geçtim” demenin mantıksız olduğunu gelişmiş tüm toplumlar,hadi toplumu da geçelim mantıklı bir insan da bilir.Ki “başarmak ve iyi bir almak”,yaptım oldu ve aman sendecilikle olmaz.

Devletin yani halkı temsil edenlerin görevi olan olayları,yapılacakları,değişimleri “idrak” edilene kadar yılmadan anlatmaktır.Bir cümleyi köşeye iliştirip,başka bir gündem oluşturarak kaçmak görev ve iş bilinci değildir.Hele hele göz boyamak iş değildir.Elbetteki madalyon çift taraflıdır ve diğer tarafta kalan halk da sorgulamak ile yükümlüdür.Ancak bizde yapılan değişim ve gelişmeye yönelik faaliyetler ileride bir gün falso vermeye başladığı anda gündeme gelmekte ve sorgulanmaktadır.Ki sorguların sonucunda da bir kurban seçilerek olaylar bir şekilde örtülüp bastırılmaktadır.

Her neyse ben çok sığıra laf anlattım. Çok çiflk hayvanını eğitip sürdüm hayata.Ama dedik ya Popüler Figürler, Gerçeği Perdeler.

Serkan söyler, gömer, geçer… Telaş yok! bu hükümet de, referandum da, dünya basket ikinciliği ve Türk halkının %10 luk kısmının ZEKİ olması gerçeği elbet değişir ve geçer..

Serkan Çakmak – Sığırlara Masallar

13-09-2010

Tyler Durden Felsefesi

04th Mayıs 2010

Tyler Durden Felsefesi

Tyler Durden Felsefesi

Tyler Durden Felsefesi

(daha fazla…)

Kamuoyunun bilmesini istiyoruz ki; yakın bir dönemde futbol ailesi içinde dillendirilmeye başlayan İstanbul, Anadolu ayrışmasının kimseye faydası olmayacaktır. Kitleleri bu şekilde ayrıştırmanın bir nevi bölücülük olduğu açıktır. Atalay’ın Bizans ve Konstantinapolis kavramları üzerine yaptığı açıklama; bu şahsın cehaletini ortaya koymakla birlikte bu açıklamalar ciddi bir suçtur. Atalay’ın, üzerini kaşıdığı bu kavramların ne denli büyük toplumsal riskler taşıdığı herkesçe malumdur.

Fenerbahçe

Fenerbahçe

Bu tehlikeyi ve ciddiyeti sezemeyen bu şahsın; kamuoyu tarafından dikkate alınmaması en büyük temennimiz olacaktır.

Futbol, sahada oynanmakta ve sahada kazanılmaktadır. Değişmez bu gerçeğin ötesinde Atalay gibilerce ortaya atılan akıl ve izan dışı iddialar, kişisel reyting hırsının bir nevi dışa vurumudur. TFF tarafından kabul edilmesi halinde, bu akıl tutulmasının kahramanı olan Atalay’ın ismini vereceği, dilediği hakem ile Ankaragücü müsabakasına çıkmaya hazırız. Yüz yıldır olduğu gibi bugün de gelecekte de şartlar ne olursa olsun sporcularımız formalarını ıslatan terleri ile güçlerinin sonuna kadar yarışacaktırlar. Karşılaşmanın sonucu, formaya dökülen terle elde edilecektir. Bu formaya gönül verenler, formayı ıslatan teri sevecek ve ona ter dökenlere daima saygı duyacaktır.

Büyüklük, işte böyle bir şeydir!

yazının tam metni için : http://fenerbahce.org/fb2008/detay.asp?ContentID=19468

(daha fazla…)