Sayfalar
Son 10 Şey
- Fenerbahçe ve 5 Şubat Maçları
- Fenerbahçe – Beşiktaş Maç Öncesi Son Detaylar
- Hafta Sonu İddaa
- Android İçin Hava Durumu Uygulaması
- Samsunspor – Fenerbahçe Maç Öncesi Son Detaylar
- Lady Antebellum – Need You Now (2010 Remix)
- Dolores Moran (1924-1982)
- 29 Ocak Gecesi Twitter Kayıntısı
- Fenerbahçe – Mersin IY Maç Öncesi Son Detaylar
- iOs ve Android İçin Photo Editor : Aviary
Kategoriler
- Altyazı Çevirilerim
- Bilgisayar Destek Ünitesi
- Düşünce Pompası
- Edebi Kayıntılarım
- Eğlenceli Fotoğraflar
- Eski 45likler
- Eskiden Böyle Şeyler Vardı
- Fotoğrafik Pompa
- Gereksiz Yazılar
- Güzel Şeyler
- Güzel Söz Dediğin
- Heber Pompası
- İndir Kuyusu
- İnternet Destek Ünitesi
- Istasy10
- Karikatür Komedya
- Makale Gibi
- Mobil Teknoloji
- Müzik Defteri
- Paramedikal Günce
- Pompalamaya Devam
- Retro
- Sanatı Güzel Fotoğraflar
- Sevecen Yazılar
- Sinematografi
- Sportif Kayıntılar
- Teknolojik Hareketler
- Video Mideo
Spam Blocked
Etiketler
beraber uyuduğumuz o geceye bir tarif mümkün değil biliyorum ama kısaca şöyle denebilir : çekici nesnelerin gecesi… kulağa belki de sıradan gelecek ama bakmanın ötesine açılan bir göz, ne demek istediğimi anlayacaktır
serkan çakmak – 911 / çekici nesnelerin gecesi

Çekici Nesnelerin Gecesi
avazım çıktığı kadar sussam sana…

2. bölüm için buraya tıkla
3. bölüm için buraya tıkla
4. bölüm için buraya tıkla
5. bölüm için buraya tıkla
bir erkek ve bir dişi muhabbetinin ortalanmış noktasındaydı yazarın kalemi…onları birden bire dilin tenhalığında kağıt üzerine bırakıverdi…
-beni geceye götür,dedi adam karşı beri aşk dokumacılığıyla bakan kadına…
-kadınsa; geceler çoktan bitti…siyaha örtünen gökyüzünün vurduğu saat gece değil,ismi yanlış konmuş zamansızlık aslında,dedi.
-bana siyahın gizemini anlat o zaman,dedi adam kırgın ve bitap düşen sessizliğiyle…
-siyah…tüm renklerin elastik toplamı aslında.korkuya,mutsuzluğa,umutsuluğa anlamsızca biçilmiş kaftan,dedi kadın.
-peki hiç mi dokunulmaz siyah içinde kalmışlıklara?hiç mi mum yakılmaz geceye?ve hiç mi…neyse,dedi adam.
yorgun bedenini titremeye aday bacakları üzerine dikti kadın.bir adım attı gözleri aşkı görmemiş adama doğru.ortalığı iğneleyen bir sessizliğe büründü dünya aniden.kadın ellerini adamı yanağına temas ettirdi usulca…
* başka bir gece yarısı devam etmek üzere burada yarım bırakılmıştır.
serkan çakmak – silüetsiz yazışmalar serisinden
13-mayıs-2010
Benim Samimi Dostum Kafamdaki Duygularım
hayat düşleriniz ve isteklerinizin arka bahçesidir. dilediğinizce koşturabileceğiniz, sınırlarını sadece sizin koyduğunuz o muazzam renk paletidir kısaca. “bir insanın zenginliği hayal gücüdür” diye anımsıyorum geçmişten bir karede. limitiniz, gözlerinizin gördüğü kadar değildir.
lakin hayat seçimlerinizin bileşkesinde, o gizli gölgede yürür. kendini mahvetme ve yapılandırma mizanseninde bir yönetmense insan, bunun yanında senaristten tutun da, başrol oyuncusu da kendisidir. tıpkı ben misali.. tıpkı sen ve herkes misali.
kimseye güvenemezsiniz, kimseye o gerçek karakterinizin özünü söyleyemezsiniz. çünkü bilirsiniz ki sır dediğiniz bir bencillik eylemidir ve paylaşıldığında artık sadece kuru bir bilgidir. işte benden de kendime düşen o sır tadındaki cümle : benim samimi dostum kafamdaki duygularm…
aslında bu cümle bir şarkının orta yerinden, alelade bir köşesinden dize. dıştan jelatinsiz bakıldığında sadece bir cümleyken, kişisel çarpanlarımda sekansımın orta yeri olduğunu anlayabiliyorum. duyduklarımız, gördüklerimiz sadece bir ilüzyonun parçasıyken, içinden kendimize çektiğimiz küçük ve dikkat edilmeyen bu ayrıntılar,aslında ne yapmamız gerektiğinin anahtarını ana hattıyla önümüze seriyor.
kişisel evrim sürecinde insanın en büyük,en basit ve en son sorduğu o sorunun, “ben kimim” sorusunun cevabını böylesine dikkat edilmeyen bir cümlede bulmasının lezzetini keza yukarıda, keza da bundan sonraki satır aralarında okumaya meyilli kişilerin algılaması elbette beklenmiyor. ruhsal, zihinsel ereksiyonların kalem öfkesinde rengi mühim olmayan bir kağıda düşmesi ve bu düşüş sonunda kinetik bir etki yaratması şaşırtıcı olmayacaktır benim için.
düşünüp durmayan bir aklın kendine zarar sonuçlarından ortaya çıkacak kıvılcımlarda yanan aslında yine kendisiyken, sayfalarca yazsam da anlamayacaklarını bildiğim için, bu seferlik oynamak istemiyorum ne kelimeler üzerinde, ne de ruhsal iklimlerle…
bir laf var yani : siktir et, sayfa boş kalsın… işte o yüzden hatalı hamleler arifesinde kalsın içimdeki tüm ihtivayı kelimelerim…
serkan çakmak – 911 / remphin
10-05-2010
13:35
bir hayal içinde ölür sevmek, sevgiliyi öldürmek de bir hayal demek

bir hayal içinde ölür sevmek, sevgiliyi öldürmek de bir hayal demek
beni benim yerime bağışla lütfen
anla beni,soru işaretlerin cepte kalsın…
ya lanet edeceğim, ya da tekmili harp kalemle
düşme üzerine hikayenin,
tutma köşesinden…sadece sirayet et.
bir vakit çökecek takvimlere,
muhtemel bulunduğun mevsimin normallerinde seyredecek hava
dudaklarında çay tadı…
üzerinde o çok sevdiğim bluz olacak kesin.
hani şu beyaz,omuzlarında kopçaları olan.
saçında dağınıklığına inat bir kalem,
her an her yerde çalakalem düşesin diye…
biliyorum, tanıyorum seni…
çünkü böyle güzelsin…
zamanın ve aynadaki aksinin güzele kesiştiği yerde,
üşüyen tenime dokununca ellerin.
dudaklarında ılık bir cümle : güle güle.
şu an doğmamış cümleleri yazmak yine ya işim,
kendime analitik bir ölüm çizmekteyim.
kronik nevrotik hayal sancısı benimkisi.
bilirsin işte…
yollarına düşmüşüm bir kere inançları yekten yitirmenin…
kendimden öteye beriye ani umut yitirişlerindeyim.
potansiyel ölmelerde kanamalı hallerim.
takvimin on yedi vuruşlu nisanlısına denk gelmiş karanlık çağım.
sessizce gitmişsin.
gidişin ve ardında büyük iç savaşlar sevilmişliğim…
her hücremde aynı kanı : oksijen yitirme zamanı.
işte böyle başladı ölümseme parodim
ölmeliydim… fiili veya zahiri. türevleri mühim değil…
bir fiş içimde çekilmeliydi… ki koptu santral bağlantım
ve sustu sonra,derin sessizlik sardı her yanı…
kalp sustu,sözler eksikti,melekleri ağlamaklı…
gri hüzünlerin ölü mektupları…
içimde bir kadın öldü, her tanıdığı ağlamaklı…
beni benim yerime bağışla lütfen
zira bu gece
ilham pesinin parmakları kırıldı
somut bir yalnızlığa adım yazıldı…
serkan çakmak – 911
9 şubat 2010
02:00
hayatım o olsun diye… vazgeçiyorum herseyden
önceden sanki göğsümde kocaman bir delik açılmıştı
ve içime buz gibi hava doluyordu…
ama şimdi amacına ulaşmışlar gibi
siliniyor silüete herkes ve bir tek sen dediğim kalıyor etrafımda…
şimdi bu şehir sadece sen demek
her cadde, her sokak sana gelmek demek…
senle başlamak güne
ve geceye de senle gitmek…
işte ruhlarıyla dans ettiğimiz bu şehirde
biz olabilmek güzel şey demek…
dudaklarında topla beni,
öyle dağılmışım ki sana…
serkan çakmak – 911 / 02-05-2010 / 23:36

Sen ve Ben
