Bir kadına alınacak en değerli hediye

Remphin tarafından 27 Haziran 2010 tarihinde yazılmıştır.
1 Yorum

Sevdiğiniz kadına hediye almak…İki matematikçi Londra Üniversitesinde aynen bu soruya değinmişlerdi.

En etkileyici hediyeyi seçebilmek adına oyun teorisini kullanarak analiz yaptılar. Amacının kızı etkilemek olduğunu varsayarsak: Şu çok cömertçe hediyeyi bulmuşlar, bir adam için çok pahalı, ama mali değeri aslında hiç olmayan bir şey, bir erkek için kızı etkilemenin en iyi yoluymuş.

kadın ve hediye

kadın ve hediye

Öyleyse,neden ona biraz çiçek almıyorsun? Hatta biliyor musun? Onu şık bir restorana yemeğe götür.

Her zaman en iyi çözümdür.

Serkan sevgilerle akıllarınızdan öper…

Algı ve Gerçeklik

Remphin tarafından 16 Mayıs 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Gerçeklik hem öznel hem de biçimlendirilebilir bir şeydir.Eğer daha iyi bir dünya hayal ederseniz, daha iyi bir dünya yapabilirsiniz. Algılamak değişimin anahtarıdır. s.ç.

Algı ve Gerçeklik

Algı ve Gerçeklik

Devamını Oku

Benim Samimi Dostum Kafamdaki Duygularım

Remphin tarafından 10 Mayıs 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Benim Samimi Dostum Kafamdaki Duygularım

Zaman büyük bir yalandı

Zaman büyük bir yalandı

hayat düşleriniz ve isteklerinizin arka bahçesidir. dilediğinizce koşturabileceğiniz, sınırlarını sadece sizin koyduğunuz o muazzam renk paletidir kısaca. “bir insanın zenginliği hayal gücüdür” diye anımsıyorum geçmişten bir karede. limitiniz, gözlerinizin gördüğü kadar değildir.

lakin hayat seçimlerinizin bileşkesinde, o gizli gölgede yürür. kendini mahvetme ve yapılandırma mizanseninde bir yönetmense insan, bunun yanında senaristten tutun da, başrol oyuncusu da kendisidir. tıpkı ben misali.. tıpkı sen ve herkes misali.

kimseye güvenemezsiniz, kimseye o gerçek karakterinizin özünü söyleyemezsiniz. çünkü bilirsiniz ki sır dediğiniz bir bencillik eylemidir ve paylaşıldığında artık sadece kuru bir bilgidir. işte benden de kendime düşen o sır tadındaki cümle : benim samimi dostum kafamdaki duygularm…

aslında bu cümle bir şarkının orta yerinden, alelade bir köşesinden dize. dıştan jelatinsiz bakıldığında sadece bir cümleyken, kişisel çarpanlarımda sekansımın orta yeri olduğunu anlayabiliyorum. duyduklarımız, gördüklerimiz sadece bir ilüzyonun parçasıyken, içinden kendimize çektiğimiz küçük ve dikkat edilmeyen bu ayrıntılar,aslında ne yapmamız gerektiğinin anahtarını ana hattıyla önümüze seriyor.

kişisel evrim sürecinde insanın en büyük,en basit ve en son sorduğu o sorunun, “ben kimim” sorusunun cevabını böylesine dikkat edilmeyen bir cümlede bulmasının lezzetini keza yukarıda, keza da bundan sonraki satır aralarında okumaya meyilli kişilerin algılaması elbette beklenmiyor. ruhsal, zihinsel ereksiyonların kalem öfkesinde rengi mühim olmayan bir kağıda düşmesi ve bu düşüş sonunda kinetik bir etki yaratması şaşırtıcı olmayacaktır benim için.

düşünüp durmayan bir aklın kendine zarar sonuçlarından ortaya çıkacak kıvılcımlarda yanan aslında yine kendisiyken, sayfalarca yazsam da anlamayacaklarını bildiğim için, bu seferlik oynamak istemiyorum ne kelimeler üzerinde, ne de ruhsal iklimlerle…

bir laf var yani : siktir et, sayfa boş kalsın… işte o yüzden hatalı hamleler arifesinde kalsın içimdeki tüm ihtivayı kelimelerim…

serkan çakmak – 911 / remphin

10-05-2010

13:35

her zaman kolay değil sevmeden sevişmek

Remphin tarafından 9 Mayıs 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

her zaman kolay değil sevmeden sevişmek

Sevmeden Sevişmek

Sevmeden Sevişmek

valla başlık teomanın bir parçasına ait.

sevmeden sevişilir mi? benim bilgim dahilinde sevişmek karşılıklı sevme eylemidir.cinsel çağrışım değildir.tamam artık cinsel çağrışıma tabi tutanlar daha fazla.eski türk filmlerinde hulusi kentmen filiz akına “ne yapıyorsunuz kızım?” diye sorduğunda, filiz akının “hiç sevişiyoruz babacığım” replikleri artık yok biliyorum ama…
Devamını Oku

kafasını alsak yeter -miş

Remphin tarafından 3 Mayıs 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

istanbulda kafasını alsan yeter
seni senden alır gider
kal burda, istanbulda, istanbulda.
ah bi kafasını alsan yeter
seni senden alır gider
kal burda, istanbulda, istanbulda.

Efendim şimdi yukarıdaki sözleri ben popomdan atmasyon ederek sizlere aksetmiyorum. Athena denen sözde sca’cı ama imitasyon poprocker grubumuzun bir parçasına ait sözler. Sene bundan bir kaç yıl geride,zamanın milenyumlusu yani…Eurovision denen mütemadi her sene rezilliğimizin diz boyu olduğu müzik yarışmasında 4. olan parçaları For Real’e yazıkları Türkçe sözlerin nakarat kısmı.

Ancak öyle ki sözlerdeki sertlik, hiciv beni nedense kuşkulandırıyor. istanbula geldi diyelim zat-ı muhterem kişi.Döndünüz diyorsunuz ki : istanbulda kafasını alsan yeter, seni senden alır gider…

- Vay babağun gemüğüne,ne kafaymış…
- Canım yerim ben o kafayı.
- Beni ayrı bir dünyaya götürdün mike…

Hemen aklıma düşen replikler oldu nedense.Neyse efendim sorun şu ki:

Bu nasıl bir kafadır?
Neyin kafasıdır?
Bu kafa nerede bulunur?
Kafası nasıl alınır?
Bizi bizden nasıl alır gider?

Aydınlatın beni lütfen. Yoksa kıracağım kafamı düşünmekten.

Serkan çakmak

Toplam 3 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.123
Bu site Istasy10.com yardımıyla hazırlanmıştır.